ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > On’suz Kasım

On’suz Kasım

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
1134 kez okundu

Fotoğraftaki bebek yakın zamanda kaybettiğim babam. Babam 7 Aralık 1936 doğumlu olduğuna göre bu fotoğraf (orjinali siyah-beyaz tabi) ya 1936 sonları ya da 1937 başlarında çekilmiş olsa gerek. Yani Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişin 13 ya da 14'üncü yılı henüz. Fotoğrafta aileye sonradan katılacak olan amcam ve en küçük halam yok. İki halam, babam, dedem ve babaannem var. Bu fotoğraftaki giyim-kuşamın birebir aynısı ile bugün yine bir fotoğrafçıya gidilip aynı aile fotoğrafı için bu poz verilse hiç de yadırganmayacaktır. Aradan 80 yıldan fazla geçen zamana rağmen... İşte Atatürk'ün ve kazandırdığı cumhuriyetin, devrimlerinin bizlere kattığı şeyin belki basit ama bir o kadar gerçek olan örneği bence bu fotoğraf! Tabii ki de Selanik'ten gelen babaannem ve Karşıyakalı dedem için bu dönüşüme adaptasyon daha kolay ve hızlı olmuş olabilir belki, ama bu durum zamanla tüm Türkiyeyi de kapsayacak şekilde yayılacak, çağdaş Türkiye dünya vitrininde gururla yerini alacaktı... Bu mirası korumak da bizim en temel vazifemiz olmalıdır!

Belediye'nin yol kenarlarında yer alan reklam panolarından birinde gördüğüm bir ifadeydi yazımın da başlığı olan ''Onsuz Kasım''... Bu, bana hem babam olmadan geçirdiğim ilk Kasım ayı olması nedeniyle hem de Atatürk'ün yokluğunun hüznünü ifade eden yaratıcı bir slogan olması nedeniyle, eklediğim fotoğrafla beraber bu yazıyı yazma ilhamı verdi...

Mustafa Kemal Atatürk sadece askeri bir deha değildi. Onun dünya genelinde gelmiş geçmiş en önemli devlet adamı kabul edilmesinin altında yatan asıl neden devrimleriydi. Atatürk devrimleri dünya genelinde saygınlığı olan bir ulus devleti yaratmıştı. Bunu yaratabilmesi için de atılması gereken ilk adım olan cumhuriyet rejimini benimsemişti. Kendisinin de zaten ifade ettiği, yaptıkları arasında en başa koyduğu şey de cumhuriyetti. Bunu '' benim en büyük eserim cumhuriyettir'' sözü ile çok net ortaya koymuştur. Çünkü cumhuriyet, beraberinde Atatürk'ün kafasındaki toplumsal yapıyı oluşturmasına da imkan tanıyacak olan tek yoldu. Kafasındaki toplumsal yapı ile ilgili şeklin oluşmasında belki de en ciddi tesir eden dönem ise balkan savaşı sonrasına rastlar. Atatürk 1913 yılında askeri ataşe olarak Sofya'ya gönderilir. 2 yıl boyunca batı medeniyeti ile yakın temas içersinde yaşar ve muhtemelen ilerde yapacağı kültürel atılımların ilham kaynağını da bu dönemden alır.

Atatürk çağdaş medeniyetler seviyesine gelebilmek ve hatta aşabilmek için onların koşullarında bir toplumsal yaşam gereğini görebilmiş bir liderdir. Osmanlı'nın son zamanlarında uygulamaya çalıştığı bazı bölük pörçük olan modernleşme çabaları toplumsal ekonomik ve siyasal temeller atılmadan ve tıpkısıyla aktarılmaya çalışıldığından başarısızlıkla sonuçlanmış ve asla toplumun geneline yayılamamıştı. Bunda asıl temel etken de; Atatürk'ün yaptığı gibi önce halkın egemenliğinin temin edilmemiş olmasıydı. Egemen olan bir zümre ve geleneksel otoritenin hüküm sürdüğü bir toplumda modernleşme çabalarının dikte edilerek yerleştirilmesi zaten mümkün olamazdı. Yanısıra Atatürk'ün yaptığı devrimler, tutarlı bir bütünün anlamlı parçaları olarak sunulmuştur. Böyle olunca da yeni alfabesiyle, giyimi-kuşamıyla, çağdaş dünyanın gerekleri ve onlarla entegrasyon için şart olan batı takvimi, batı saati uygulamaları ile, paşa-bey-efendi gibi ünvanlar kaldırılarak soyadı kanununun çıkarılmasıyla modern Türkiye Cumhuriyeti yaratılabilmiştir.

Osmanlı dönemi aile kurumu, Atatürk devrimlerinin değiştirmeyi amaçladığı en temel kurumlardan bir tanesiydi. Aslında Atatürk'ün aile yapısını değiştirme amacının altında yatan Türk kadınını özgürleştirme düşüncesidir. Türkiye'de değişen aile yapısının en önemli hukuksal temeli de Medeni Kanun'un kabulüdür. Yani konu sadece yüzeysel bir dış görüntüyü, giyim tarzını değiştirmekten ibaret değildir. Zihniyetleri değiştirmek temelinde, bunun yansıması olarak da dış görünümün bu zihniyet değişimine eşlik etmesini sağlama isteğidir asıl olan... Ne yazık ki bu durum günümüz dünyasında da halen gerek kişi bazında gerekse milletler bazında bir kategorizasyona yol açan realitedir. Birleşmiş Milletler toplantılarında dahi dikkat ederseniz geleneksel giysileriyle yer alan Arap ülkeleri, Hindistan veya bazı Afrika ülkeleri temsilcileri mevcutken, eteğiyle katılan bir İskoç ya da kızılderili-kovboy kostümlü bir Amerikalı veya üzerinde antik Yunan veya Roma kostümü yer alan bir İtalya, Yunanistan temsilcisi, yandan tüylü alpine şapkalı Alman, kalpaklı Rus, samuray giysili Japon göremezsiniz. Ve saydığım bu ülkelerin dünya üzerindeki refah seviyelerinin, eğitim ve entellektüel düzeylerinin mukayesesini de yapacak olursanız kastettiğim kategorizasyonun ne anlama geldiğini daha iyi görebilirsiniz. İşte Atatürk'ün asıl zihniyet anlamında yapmak istediği devrimin, şekilsel karşılığının da önem arz ettiğini bu açıdan bakınca görmek mümkün.

Bu konu günümüzde hala türban üzerinden kimi zaman tartışma konusu haline getirilen bir konu olmaktan maalesef çıkamamıştır. Konu kişisel tercihlere zoraki müdahale konusu değildir halbuki. Dini inanç ve geleneklere karışma hadsizliği ise hiç değildir. Öylesi bir nitelendirmede bulunulacaksa da bunun tek muhatabı cumhuriyet dönemi de olmamalıdır aslında. Daha öncesinde de kılık kıyafete dair yapılmış hamleler mevcut. Padişah 2'nci Mahmut 1826 yılında sarık ve cübbeyi yasaklayıp devlet memurlarına fes, pantolon, ceket giymeyi zorunlu kılmıştı. Fes de öyle zannedildiği üzere Fas kökenli değil Tunus kökenlidir. İlk olarak kaptan-ı derya Koca Hüsrev Paşa, yeniçeriliği kaldıran 2'nci Mahmut'un onlardan hiç iz kalmamasını istediğini duyunca 2'nci Mahmut'un huzuruna kendisi ve tayfasının başında Tunus'tan getirdiği fes olacak şekilde çıkar ve bunu gören padişahın çok beğenmesi üzerine 1832'de tüm ordu mensuplarının fes giymesini zorunlu hale getirir. Takip eden dönemde de Sultan Abdülmecit ilk kravat takan padişah olacaktır. Bu da yüksek sivil memurların ve devletin ileri gelenlerinin de kravat takmasına yol açmıştır. Yani cumhuriyet döneminde şapka ile başlayan ve sonrasında doğal süreç içersinde diğer kıyafetlerde de dönüşüme yol açan süreci kalkıp da mesnetsiz iddialarla yargılamak, daha öncesinde de yapılanları görmezden gelmek büyük haksızlık olacaktır. Önemli olan modern çağa ayak uydururken yaşanan dönüşümlerin dikte yoluyla değil sürecin doğal döngüsüne paralel yaşanması, yaşatılmasıdır. Neticede aklın yolu birdir ve varılacak nokta akıl yolundan ilerlerken kaçınılmaz bir şekilde olması gereken olacaktır zaten.

Atatürk her ne kadar çağının çok ilerisinde bir lider olsa da bir gün gelip de kendisinin bazı sözlerinin de yanlış çıkabilme ihtimalini hesaba katarak bu konuda da bir şeyler söylemekten çekince görmeyecek kadar mütevazi ve öncelikle milletinin iyiliğini düşünen bir karaktere sahipti. Buna paralel olarak sarfettiği şu cümleyi örnek gösterebiliriz; ''eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin''... Henüz ters düşeni görmedik Atam, ancak on yıllar sonra da olsa söylemiş olduğun pek çok gerçekle yüzleştik ve yüzleşmeye de devam ediyoruz. Yanımızda değilken de sözlerinle, devrimlerinle yanımızdasın. Ne mutlu ki böyle bir lideri Allah Türk toplumuna nasip etmiş..! Kendisini saygıyla ve özlemle anıyoruz...

Sağlıcakla kalın


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)