Artık eskisi kadar sık basketbol ile ilgili yazı yazmadığımı beni takip edenler farkındadır sanırım…
Bunun nedeni kesinlikle takımın iddiası olmayan bir hüviyete bürünmesi veya şanlı adının başından bir sponsor isminin kalkmış olması falan değil…
Karşıyaka basketbolda var olduğu sürece ve ben de bu hayatta var olduğum sürece basketbol ile ilgimi kesmem mümkün olmayacaktır…
Toplamda 54, hiç kesintisiz 52 senedir basketbol birinci liginde yer alan ve tarihi en üst seviyede şampiyonluklar, kupalar ve Avrupa’da da finallerle dolu olan Karşıyaka Spor Kulübünün lokomotif branşı basketbol bugüne kadar bizleri o kadar çok gururlandırdı ki, başarısız dönemlerinde ve hatta ligden düşmesi halinde kalkıp da vefasızlık edecek değiliz…
Kaldı ki belki de içinde satranç gibi taktiksel zeka unsurları ile birlikte aynı zamanda da devamlı akan ve atletizmin ön planda olduğu bir spor olarak zaten basketbol başlı başına diğer spor branşlarından kendisinin çok farklı bir yere konulmasını hak eden ve benim de tutkuyla bağlı olduğum bir spor branşı…
Serde Karşıyakalılık olup da aynı zamanda basketbol sevgisi de olunca takibi bırakmak pek de mümkün değil. İşte bu noktada artık eskisi kadar sık basketbol yazmamamın nedenine gelmek lazım. Öfkeliyim çünkü… Evet öfkeliyim!
Basketbolda Karşıyaka armasının Türkiye için ne anlam ifade ettiğini anlamayanlara…
Koç Candost Volkan aslında bunun idrakında olarak ve kendisi için bir kariyer sıçraması yapabileceğini düşünerek geldiğini en baştan belli etmişti. Heyecanlıydı, umutluydu, hırslıydı ve bir ara takıma en azından bu özellikleriyle bir mücadele gücü de aşılamıştı. Ama sonra sonra bu motivasyon kaybolduğu gibi maalesef iyi niyetli ama tecrübesiz koçumuzun Karşıyaka gibi bir basketbol ekolü için yetersiz donanıma sahip olduğu gerçeği ile yüzleştik…
İç dinamikleri bilemeyiz tabi… Belki de kendisi çok doğru taktikler verip, çok doğru antrenmanlar yaptırıp oyun içinde de çok doğru uyarılarda bulunuyordur oyunculara ve sorun oyuncuların kifayetsizliğinden veya umarsızlığından kaynaklanıyor da olabilir. Dolayısı ile öfkemi tek bir hedefe yöneltmiyorum. Yöneltemiyorum…
Koça da, oyunculara da, ayrılan sponsora da, sponsorun ayrılmasına sebep olanlara da, iyi gün dostu taraftarlara da, yanlış transferler yapılmasına sebep olanlara da, transferde aracılık yapan menajerlere de öfkeliyim…
Basketbolda o formayı sırtına geçiriyorsan hakkını vermek için de var gücünle çabalamalısın. O armayı göğsünde taşımayı hak etmelisin…
Eşimi de alıp gittiğim son maçta (Telekom maçı) izlediğim manzara beni artık üzmekten öte dehşete düşürdü resmen… Takım 20 sayı gerideyken henüz ikinci periyotta oyundan ihraç edilen koç, sadece kendine oynayan ama hiçbir şekilde takımı oynatma niyeti olmayan oyun kurucu, rakibin sayı bulana kadar hücum rebaund’larını toplamasına seyirci kalan pivotlar vs vs… Hangi birini saymalı ki!
En önemlisi ise öncelikle takımda kalmamış olan inanç ve mücadele gücü, sonrasında ise taraftarın da yenilgiyi erken kabullenişi ve daha maç bitimine 4,5 dakika varken salonu terk edenlerin dahi olması… İnancın olmadığı yerde başarı da olmaz ki!
Bu durum basketbolda Karşıyaka’nın sahip olduğu kültüre de, alışkanlıklarına da çok ters! Sahada gördüğüm takımın Karşıyaka olduğunu anlamamı sağlayan tek şey formadaki armamızdı. Gerçekte olması gereken ve alışkın olduğumuz Karşıyaka ise şartlar ne olursa olsun kendi evinde her maçı alacağına inanç duyan Karşıyaka’dır…
Başkan Aygün Cicibaş daha önce de yazılarımda bahsettiğim gibi Alaybey’de aynı mahallelerde büyüdüğüm, Alaybey İlkokulu basketbol takımındayken de takım arkadaşı olduğum (kendisi ancak görse beni hatırlayacaktır , sonradan uzun yıllar bir temasımız olmadı çünkü) ve tribünlerden de herkesin çok iyi bildiği hem gerçek Karşıyakalı hem de basketbol sevdalısı bir arkadaşımızdır. Ve böyle bir başkan varken basketbolda gelinen böylesi bir ruhsuz pozisyon cidden çok büyük bir ironi ve başkan için de çok büyük bir şanssızlık!
Bu dakikadan sonra bu takımı motive etmek için ne gerekiyorsa yapılmalı ve düşmeyecek kadar maç kazanmanın yolu bulunmalıdır…
Aldığım duyumlara göre oyuncuların ödemeleri de aylarca geriden geliyormuş. Eğer doğruysa tabii ki de motive olamazlar, tabii ki de ruhsuz olurlar. Çünkü bu oyuncuların hiçbiri Karşıyakalı değil, hiçbiri altyapıdan yetişen oyuncu değil, hiçbiri Karşıyaka formasının basketboldaki değerini idrak edemez ve böyle bir oyuncu topluluğunun da tek motivasyonu haliyle ‘’para’’ olacaktır. İşte bu noktada da öfkemin bir diğer hedefi yönetim olacaktır. Tabi bu bilgi doğruysa…
Doğru değilse, oyuncular paralarını zamanında tıkır tıkır alıyorlarsa ve buna rağmen bu takım bu kadar kötü oynuyorsa da bu kez de bunun baş sorumlusu Candost Volkan’dır! Burada maksadım kimseyi hedef göstermek değil. İyi insan, çalışkan ve iyi niyetli olduğu intibaını yaratan mevcut koça yönelik eleştirim, Karşıyaka’yı bu durumdan çıkarabilecek tecrübeye sahip olmaması olabilir ancak… Tabi bu eleştirim de hakikaten oyuncuların hiçbir alacağı olmadığı varsayımından hareketle yapılan bir eleştiri… Diğer türlü bir durumda bu oyuncuları motive etmek için koç ne yapabilir ki zaten…
Sonuç itibarı ile biz buradan bir takım varsayımlar üzerinden hareketle kurtuluş reçetesinin ne olacağını söyleme gayretindeyiz ama mevcut rezil durumun asıl nedenlerini kulübü idare edenler görüp çözebilecektir ancak. Bunun için de kendileri çözüm yollarını bulamıyorsa, basketbolda tecrübe sahibi nice Karşıyakalı eski basketbolcunun ve idarecinin görüşlerini alabilirler…
Karşıyaka için el ele verip, düşünüp taşınıp son çareleri çok ama çok hızlı devreye sokmak lazım. Yoksa şu anki manzara itibarı ile bir alt lige düşmemiz kaçınılmaz gibi görünüyor. N’olur basketbola ‘’boşketbol’’, ‘’salon sporu olsa ne olur olmasa ne olur’’ vb gibi yorumlar yapanlara kına göndermemize neden olacak bir pozisyona düşürmeyin medarıiftiharımız basketbol’u…
Çok zor, ama imkansız değil! Biz Karşıyakalıyız… Karşıyaka için basketbolda imkansız diye bir şey yoktur. İmkansız denilen şeyi halletmek sadece biraz zaman alır… İşte bu nedenle çok hızlı hareket etmeliyiz diyorum ya zaten… Zaman kalmadı ama en azından henüz matematiksel olarak imkansız hale gelmeyen bu zor durumu halledebiliriz… Hızlı ve doğru hamlelerle, taraftar-takım-koç-yönetim ortak motivasyonuyla…
Herkese iyi bayramlar…
Sağlıcakla kalın!..
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!