ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
2816 kez okundu

Özellikle takım oyunlarında belli dönemlerde yakalanan ''altın jenerasyon'' olarak nitelendirilebilecek kadrolarla elde edilmiş zafer hikayeleri vardır. Futbol milli takımının 2002 yılındaki Dünya Kupası üçüncülüğü ve 2008 yılındaki Avrupa Şampiyonası yarı finali gibi başarıları, birlikte oynamaya alışmış ve nadiren yakalanan, yetenekli oyuncuların birarada olduğu dönemlerde elde edilmiş başarılardır mesela. Basketbol için de bu aynı şekilde olmuştur. 2001 yılındaki Avrupa Şampiyonasında ve 2010'daki Dünya Basketbol Şampiyonasında elde edilen ikinciliklerde takımı oluşturan oyunculara bakacak olursanız her biri şahsına münhasır özellikleri ile ön plana çıkan ve yetenekleri tartışılmaz oyunculardı. Her iki şampiyonanın da ortak paydası ise ev sahibi oluşumuzdu...

Tabii ki bu başarılar sadece yakalanan şanslı dönemler vurgusuyla açıklanacak olursa haksızlık olur... Doğal olarak, takımın teknik kadrosunun oyuncuları yetiştirmesi ve akıllı oyun kurgularıyla birlikte elde edilen başarılardı aynı zamanda. Ancak sen ne verirsen ver belli bir noktadan sonra alınacak geri dönüş, karşındakinin senden alabileceği kapasitesiyle sınırlı olacaktır. Ekstra başarılar ise senin verdiğinden de fazlasını, yeri geldiğinde insiyatif kullanarak, üstün yetenekleri ve oyun zekasıyla yapabilen ekstra oyuncular tarafından elde edilir. Hal böyleyken bu günlerde Avrupa Şampiyonasında mücadele eden A milli erkek basketbol takımımız için böylesi ekstra başarılar elde edebilmeleri beklentisine girmek ne derece makul bir beklenti olur acaba!

Takımın başında Karşıyaka'da kendini ispatlamış, Beşiktaş'ta da oldukça başarılı bir performans göstermiş olan koç Ufuk Sarıca var. Yerli hoca olması, kanaatimce özellikle milli takım söz konusuysa önemli bir avantaj ve hatta gereklilik... Ancak söz konusu olan ''yeterlilik'' ise biraz daha zamana ihtiyacı var gibi görünüyor. Bunu da ilk maçta Rusya karşısında takımın en önemli dış şut silahı olan Melih Mahmutoğlu'na yeterince süre vermemesi nedeniyle bana düşündürdü. Rusya bizden çok daha uzun olan bir takım ve kazanma olasılığını arttırmanın yolu dışardan oynamak ve yüksek yüzdeli şutlarla sonuca gitmeyi denemekti ama bunun için en gerekli olan silah uzun dakikalar boyunca bench'de oturtuldu maalesef. Gerçi bunu milli takım seviyesinde baş antrenör olarak Avrupa Şampiyonasında çıkılan ilk maç heyecanı şeklinde de değerlendirebiliriz belki... Çünkü turnuvanın sonraki İngiltere, Sırbistan ve Belçika maçlarında başarılı kenar yönetimi ve son topa kadar mücadele veren bir milli takım görüntüsü vardı. Kaybedilen son Letonya maçını ise iki yönden görmek lazım; Letonya tarafından bakılınca oyunun tüm gereklerini yerine getiren, atletik ve yetenekli oyunculardan kurulu ve son dört olasılığını çok yüksek gördüğüm bir takım karşımıza çıkıyor ki favori zaten onlardı... Diğer yönden ise bizim milli takımımızın mental yönden ağırlığı yüksek maçlara karşı hazır olmadığı gerçeği ve ne yazık ki iki oyuncu dışında yetenekleri sınırlı oyunculardan kurulu olması... O iki oyuncu da herkesin hemfikir olacağını zannettiğim üzere Cedi Osman ve Furkan Korkmaz.  Bu iki yönlü bakış açısının da bizi vardırdığı sonuç zaten ortada..! Yalnız Melih Mahmutoğlu'na da ayrı bir parantez açıp bu turnuvada kendisinin zaten bildiğimiz iyi şutör vasfının da üzerinde bir performansla mücadele ettiğini söylemek lazım! Hadi Melih'i de ekledik oldu size üç oyuncu!

Bu turnuvada da 2001 ve 2010'da elde edilen ikinciliklerde olduğu gibi ev sahibiyiz hatırlatırım.. Ama o yıllarda sahada yer alanlar gerçekten 12 dev adamdı. Şimdiki gibi 3 dev adamla (ev sahibi de olsanız) geriye kalan oyuncuların ortalama ve hatta bir iki oyuncunun ortalama altı olduğu durumda ise ne yazık ki ancak grup dördüncüsü olunabiliyor! Bu durumu milli takım oyuncularının kendi takımlarında (yabancı oyuncu sınırlamasının yüksek tutulmasına bağlı olarak) az süre almasına bağlayanlar var. Evet bu konunun da yerli oyuncu gelişimine negatif yönde tesir ettiği gerçeğini kabul ediyorum ama konuyu sadece buna bağlamak ne derece doğru olur?! Geçenlerde Hıncal Uluç bu sürenin ortalamasının üç dakika olduğunu yazmış! Bakalım gerçekten öyle mi? Size milli takım oyuncularının geçen sezonki normal sezon dakika ortalamalarını söyleyeyim;  Doğuş=12.25, Cedi=25.7, Furkan Korkmaz=19.52, Furkan Aldemir=14.66, Melih=15.82, Erkan=14.23, Sertaç Ş= 11.71, Kenan=10.85, Barış=7.35, Sinan=29.34, Göksenin=19.60, Semih=12.63... Yani sezon boyu aldıkları sürenin ortalaması üç dakika falan değil..!

Dolayısıyla gerçekleri görmek lazım. İyi olan oyuncuya koç tarafından süre verilmez zaten, iyi olan oyuncu o süreyi koçtan kendisi alır! Hangi takımın koçu sadece yabancı diye elinde daha iyi bir yerli oyuncu varken onu değil de yabancı oyuncuyu tercih eder ki! Deli olması lazım! Başarısızlıklarda önce yanlışların doğru tespiti yapılmalı ki çözüm de beraberinde bulunabilsin. Herkes aynı yetenekte olamaz zaten. Ancak yetenek veya atletik yapı anlamındaki eksiklikler de çok çalışmak, çok çalışmak, çok çalışmak ve oyun zekasıyla giderilebilir. Milli takımımız için umut verici olan, iyi oyuncularının hepsinin genç yaşlarda olması. Bu çocuklar çok çalışarak, mental yönden kendilerini turnuvalara daha iyi hazırlayarak, eksik yönlerini geliştirerek ilerde elde edilecek yeni başarıların habercisi olabilir... Ve tabi eksik olan mevkilere yeni, yetenekli, çalışkan gençlerin de monte edilmesiyle... ''Olabilir'' diyorum, yani ''belki'' diyorum; çünkü pek de geçerli olmayan mazeretlerin ardına sığınılmaya devam edilirse ilerisi için de umudumuz kalmaz! Tabi bu arada koç Ufuk Sarıca için de belli bir süreye daha ihtiyacı olduğunu tekrar hatırlatmadan geçemeyeceğim... Neticede çözümsüz olmayan sorunları çözebilmenin yolu gerçekleri görmek ve çok çalışmaktan geçiyor..! Demoralize olmadan, genç oyuncuların önüne hedef koyup bebek adımlarıyla başlayıp uzun soluklu bir maratona hazırlayarak, sabırla ve mazeretlerin ardına sığınmadan...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Son Dakika Haberler

Su kesintisi sona erdi...

Masal Evi açıldı...

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)