ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Katliam olanca hızıyla sürüyor

Katliam olanca hızıyla sürüyor

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
1482 kez okundu

Toprak!.. İnsanın ham maddesi, yaşamın devamlılığının temel unsurlarından biri... İçerisindeki canlı ve cansız varlıklarla birlikte muhteşem bir sistem! Katı yer kabuğunun en üst kısmını saran, insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil eden varlık...

Sadece 1 gramında bile milyonlarca canlı barındırır ve bunların her birinin ekosistemin devamlılığı için ayrı önemi bulunur. Toprak canlıdır, toprak aynen insan gibi oksijen soluyup karbondioksit vererek nefes alır. Su ve hava gibi tüm canlıların ortaklaşa kullandıkları bir hazinedir ve yaşamın devamı bu hazinenin varlığına bağlıdır. Toprak, çoğaltma olanağı olmayan tek üretim aracıdır ve bununla birlikte dünya nüfusu ise hızla artmaktadır. Her ne kadar bataklık ve göllerin kurutulmasıyla, tarıma elverişli olmayan yerlerin de özel bazı metodlarla tarıma açılmasıyla toprak miktarının arttırılabileceği iddia edilse de bu şekilde eklenen toprağın mevcut toprağa oranı hemen hemen ''hiç'' kadardır...

Toprak sadece kendisine yaşamsal anlamda mecbur olduğumuz canlı bir varlık değildir, aynı zamanda maneviyatımızı da besler. Bir Çin atasözü ''bir gün mutlu olmak için yemenin içmenin, bir hafta mutlu olmak için tatil yapmanın, bir ay mutlu olmak için evlenmenin, ömür boyu mutlu olmak için toprakla ve ömür boyu mutsuz olmak için insanlarla ilgilenmenin gerektiğini'' söyler... Bu söze paralel olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde 2007 yılında yapılan bir araştırmada elde edilen sonuçlara göre; depresyona en fazla neden olan meslekler olarak aşçılık, barmenlik ve hekimlik saptanmış, birebir insan ile ilişki içinde olunması gereken meslekler olmalarına istinaden ve yine aynı araştırmada depresyon eğiliminin en az olduğu meslekler olarak da aynı gerekçeyle -yani insan ile direkt temasın az olması nedeniyle- inşaat mühendisliği ve makine mühendisliği saptanmış (araştırmanın kaynağını bulamadığım için bu sonuçları burada sadece birer varsayım olarak paylaşıyorum). Sonuç itibariyle ihtiyacından fazlasını talep etmeden sessiz sakin bekleyen ve kendisine verildiği kadarını insana geri sunan toprakla uğraşmanın verdiği huzur yadsınamaz bir gerçek!

Zaten yaradılışın temelinde de o yok mu? Kutsal kitapların tamamı da buna vurgu yapmıyor mu! İlk insanın İbranice ismi ''Adam'', toprak anlamına gelen ''adama'' sözcüğünden türetilmiştir.''Toprak'' adlı Montgomery'nin yazdığı ve TEMA vakfınca Türkçe olarak yayınlanan kitapta bu durum şöyle betimleniyor; ''Tanrı toprağı (Adem) yarattı ve onun kaburga kemiğinden oluşan yaşam (Havva-Eve, İbranice'de yaşam anlamına gelen hava sözcüğünün çevirisidir) bu topraktan fışkırdı. Latince insan demek olan homo sözcüğü de, Latince yaşayan toprak anlamına gelen humus sözcüğünden alınmıştır''. Kur'an-ı Kerim de insanın yaradılışında toprağa vurgu yapmıştır pek çok yerde; ''sizi topraktan yaratması, onun uluhiyyetinin delillerindendir (Rum 20)'', ''sizi yerden (topraktan) o yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı (Hud 61)'', ''biz insanı kuru bir çiğ hamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık (Hicr 26)'', ''o sizi bir çamurdan yarattı (Enam 2)'', ''şanım hakkı için biz insanı çamur hulasasından yarattık (Müminun 12)'', ''insanı balçıktan yarattı (Rahman 14)'', ''sizi yerden (topraktan) yarattık, yine sizi o yere (toprağa) döndüreceğiz (Taha 55)''...

İnsanın topraktan yaratılmasıyla ilgili yapılan spekülasyonlara en güzel cevabın bilimsel olarak yapılan araştırmalarla ortaya konulacak sonuçlar olacağına karar veren bir grup bilim adamı bu araştırmalarının sonucunda insan vücudunun içerdiği maddelerle toprağın içerdiği maddelerin tamamen aynı olduğunu bulmuşlardır. Bu maddeler; alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silisyum, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. Yani toprak=insan. Yani toprağı yok etmek=insanı yok etmek! Ve bizler maalesef onu yok ediyoruz veya yok olmasına göz yumuyoruz, umarsızca bilinçsizce...

Bu açıdan Karşıyaka'da da katliam sürüyor! Daha önce de dikkat çekmeye çalıştığım bir mevzuyu bu yazıda yinelemek ihtiyacını duydum. Bunca satır, toprağı anlattım ki belki sesimi bir duyan çıkıp, şayet toprağın ne anlama geldiğini bilmiyorsa bunları okumak suretiyle öğrenmesi halinde konunun önemini anlayan birileri çıkıp da sürmekte olan katliama bir dur der umuduyla... Bir avuç toprağın bile çok çok ama çok değerli olduğu büyük şehirlerde mevcudu korumak şart kanaatindeyim. Arttırma şansı yok madem, bari var olanı eksiltmeyelim.

Kentsel dönüşüm esnasında özellikle de şehir içinde nispeten korunmuş bir vaha olarak gördüğüm Çamlık muhiti ve çevresinde, öncesinde önünde, arkasında, sağında, solunda bir miktar toprak ve üzerinde de çeşitli ağaçların, çiçeklerin bulunduğu alanlara sahip binaların yerlerine yapılan yeni binalarda bu yaşayan alanların yok edillip betonlaştırılmasına şahit oluyorum mütemadiyen ve cidden kahroluyorum bu duruma...

Sadece orası da değil, sahil boyunca yer alan yıllanmış apartmanların da kentsel dönüşüm çerçecesinde yıkılıp yerine yenilerinin yapılmış hallerine bakınca, keşke o eski hali de depreme dayanıklı olsaydı da yıkılmasaydı demekten kendimi alıkoyamıyorum. Çünkü çocukluğumdan beri sahil boyunca yürüyüş yaparken o apartmanların eski hallerinde yer alan önlerindeki güzel, bakımlı bahçelerini görür ve bundan büyük keyif alırdım. Şimdilerdeyse oralardaki beton zemin üzerinde yer alan araba modellerini incelemem gerekiyor mecburiyetten!

Şahit olduğum daha nice örnek var bu şekilde elde avuçta kalan azıcık ve üstelik de verimli toprak alanların yok edilişine dair ne yazık ki! Mesela küçük, çok küçük, hatta belki de 1 metrekare bile olmayan fakat benim yine de içimi cız ettiren şahit olduğum bir diğer toprak yok ediliş örneğini vereyim size; Osmanbey parkı önünde yer alan otobüs durağının yüzünüz denize dönük iken solunda kalan yaya yolu üzerinde zaten sıra sıra yer alan canım palmiye ağaçlarından bir tanesi uzun yıllar önce ya hastalıktan ya da başka bir nedenle kökünden kesilmişti ve orası dikdörtgen, toprak ve üzerinde kesilen ağacın gövde kalıntısı yer alacak şekilde boşluk olarak duruyordu. Oradan her geçişimde keşke buraya tekrar bir ağaç dikseler diye içimden geçirir dururdum. Sanki saçkıran olmuş bir insan kafası gibiydi oradaki boşluk benim nazarımda. Ben bu umutla oradan rutin geçişlerimi sürdürürken bir gün bir de ne göreyim! O kadarcık bir toprak parçasına bile tahammül edemeyen bir zihniyet tarafından üzeri itinayla beton kaplanarak kapatılmıştı! Kimin hangi gerekçeyle, hangi akla hizmet yaptığını bilmiyorum ama o halini görünce yapanın kim olduğunu bilmediğim o zat'a içimden geçenleri, içimden içimden saydırmadan edemedim doğrusu.

Bakınız, toprak yaşamdır, toprak insandır, toprak nefes alıp verir, topraktan geldiğimiz gibi yaşam yolunun nihayetinde bizi bağrına basacak olan da yine o'dur..! Yakışmıyor insana onu yok etmek. Kendini yok ettiğini bilmiyor bunu yapan insan. İntihar ediyor bunu yapanlar ancak farkında değiller. Hele ki Karşıyakamıza hiç ama hiç yakışmıyor bu denli şuursuzca yok edilen toprağına sahiplenmemek! Bir zamanlar bir kez sormuştum, şimdi yine soruyorum; yok mu bu kentsel dönüşüm başlığı altında yok edilen güzelim toprak alanların ortadan kaldırılışına dur diyecek bir yasal müeyyide ya da en azından tavsiye niteliğinde bir uyarı yapabilecek merci.?! Gerçekten bunun cevabını bilmiyorum ve bu konuda yapılabilecek bir şey varsa buradan yetkililere seslenmek suretiyle harekete geçilmesini ümit ediyorum sadece. Yapılabilecek bir şey yoksa da çaresizce, içim kan ağlayarak sürmekte olan bu katliamı izlemeye devam etmek zorunda mıyım acaba?!

Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Kimilerimiz günahları daha fazla, kimilerimiz sevapları daha fazla olarak! Bu katliamı yapanların, o katlettikleri toprağın bağrına ne şekilde gideceğinin yorumunu ise sizlere bırakıyorum...

Sağlıcakla kalın...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Son Dakika Haberler

Su kesintisi sona erdi...

Masal Evi açıldı...

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)