"blowing smoke up someone's arse" Bu, Amerika veya İngiltere’ye özgü bir deyim. Türkçesi ‘’birinin kıçına duman üflemek’’…
Anlam olarak ise iki şekilde kullanıldığı bilgisi karşımıza çıkıyor. Ya karşısındakinin yalan söylediği düşünüldüğünde ya da samimiyetsiz bir dalkavukluk yapıldığının iması anlamında kullanılıyor. Bu deyimin doğuş hikayesi ise oldukça ilginç…
Bu aslında 1700’lerin sonlarına doğru uygulanan tıbbi bir prosedür… Evet yanlış okumadınız… Bu, özellikle İngiltere’de, diğer birçok şeyin yanı sıra ölü olduğu varsayılan insanları hayat döndürmek için de kullanılan yaygın bir prosedürdü…
Hatta özellikle boğulma kurbanları için kullanılan o kadar yaygın bir canlandırma yöntemiydi ki, bu işlemde kullanılan ekipman, Thames Nehri gibi bazı büyük su yollarının kenarlarına asılmıştı (Kraliyet İnsani Yardım Derneği’nin izniyle)…
Su yollarını sık kullanan insanların, tıpkı günümüzde defibrilatörlerin (kalp atışını geri döndürmek için kalbe akım uygulayan cihaz) yerini bilmeleri gibi, bu ekipmanın yerini bilmeleri bekleniyordu…
Uygulama şekli ise şöyleydi; bir tüp yerleştirilerek rektuma (kalın barsağın son kısmı) duman üfleniyordu. Bu tüp de dumanı rektuma itmeye zorlayan bir körüğe bağlıydı. Bazen dumanın burun ve ağızdan verilmesi suretiyle akciğerlere direkt erişimini sağlama yolu da uygulanabiliyordu, ancak çoğu hekim rektal yöntemin daha etkili olduğunu düşünüyordu. Tütünün içindeki nikotinin ise kalbin daha güçlü ve hızlı atmasını sağlayarak solunumu teşvik ettiği düşünülüyordu. Dumanın ayrıca kurbanı ısıttığı ve kişinin iç organlarını kurutarak fazla nemi uzaklaştırdığı da düşünülüyordu…
Peki tüm bunlar nasıl başladı? Yerli Amerikalılar’ın tütünü çeşitli şekillerde, özellikle de çeşitli tıbbi rahatsızlıkların tedavisinde kullandıkları biliniyordu ve Avrupalı doktorlar bunu kısa sürede fark ederek baş ağrısından kansere kadar her şeyin tedavisinde tütün kullanımını savunmaya başladılar…
1745’te Richard Mead, tütünün lavman yoluyla verilmesinin boğulma kurbanlarını hayata döndürmede etkili bir yöntem olduğunu öne süren bilinen ilk batılılardan biriydi…
1774 yılına gelindiğinde, Londra’da tıp pratiği yapan doktorlar William Hawes ve Thomas Cogan boğulma sonucu görünüşte ölü olan kişilere acil yardım sağlama kurumunu kurdular. Bu grup daha sonra Kraliyet İnsani Yardım Derneği adını aldı…
18’nci yüzyılda dernek boğulmakta olan kişilerin hayata döndürülmesini teşvik etmek amacıyla, boğulma kurbanını başarılı bir şekilde hayata döndürebilenlere 4 Gine (bugünün karşılığı olarak 450 sterlin veya 756 dolar civarı) ödüyordu. Toplum içindeki gönüllüler kısa süre sonra bu yarı boğulmuş kişileri hayata döndürmenin en yeni ve en etkili yöntemini, yani tütün dumanı lavmanını kullanmaya başladılar…
Tütün lavmanı başarılı olmazsa suni solunum uygulanıyordu…
Bu yöntem, baş ağrısı, fıtık, solunum yolu rahatsızlıkları ve karın krampları gibi birçok başka tıbbi rahatsızlığı tedavi etmek için de uygulandı…
Ekipmanın yeterli olmadığı durumlarda tütün dumanı lavmanları her zaman körük yardımıyla uygulanmıyordu. Başlangıçta duman kurbanın rektumuna bir pipo gibi eldeki bir şeyle üfleniyordu. Elbette bu kadar yakın temas ideal değildi…
Birini hayata döndürmek için böyle bir tütün lavmanının kullanıldığına dair belgelenmiş en eski referanslardan biri 1746’da pipo kullanan birinden gelmektedir…
Bu olayda; adamın karısı neredeyse boğulmuş ve bilinci kapalı vaziyettedir. Acil bir tütün lavmanının karısını hayata döndürebileceğinin önerilmesi üzerine kadının kocası yanan tütünle dolu bir pipo alır eline. Sapını karısının rektumuna sokup, diğer tarafından da kendisini yakmadan bir şekilde şiddetle üflemeyi başarır. Rektuma ulaşan sıcak tütün közleri istenen etkiyi gösterir ve kadın kendine gelir…
Bu uygulama hızla yayılıp 20’nci yüzyılın başlarında ise zirveye ulaşır…
1811’de İngiliz bilim insanı Ben Brodie hayvan deneyleri yaparak nikotinin kalp üzerine zararlı olduğunu keşfeder. Sonraki birkaç on yılda ise bu uygulama artık tarihin tozlu raflarında yerini alarak geçmişte kalacaktır.
Tüm bunları neden anlattığıma gelince; hem gerçekten ilginç bir bilgiyi paylaşma isteğim bunda rol oynadı hem de her nedense günümüzde bu deyimin karşılığı olan siyasetçi hemen hemen hiç olmadığı halde!!! bir anda öyle aklıma geliverdiği için işte…
Sağlıcakla kalın!..
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!