Sevgi ve fedakârlığın, şefkat ve merhametin en büyük kahramanıdır kadın. Zarafet ve nezaketin, estetik ve güzelliğin kaynağında hep kadının eli vardır. Kadın; varlığı, birikimi ve saygınlığıyla toplumu eğiten, geliştiren ve güçlendiren, emeğiyle üreten, sevgiyle büyüten, fedakârlığıyla geleceği şekillendiren toplumun temel taşıdır.
Kadın, hamilelik dönemlerinde bizi büyük zorluklarla taşıyan, çeşitli eziyet ve sıkıntılarla dünyaya getiren, hiçbir karşılık beklemeden emziren, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, büyük bir özveriyle bizi büyüten, başımızın tacı, dertlerimizin ilacı, gönlümüzün sultanı, ayaklarının altına cennet serilen, sevgi kaynağımız annemizdir.
Kadın, dünya hayatının yükünü birlikte taşıdığımız, üzüntü ve kedere beraber katlandığımız dert ortağı eşimizdir. Yuvamızı, sevinç ve mutluluğu paylaştığımız hayat arkadaşımızdır. Kadın; canımız kadar hatta ondan daha çok sevdiğimiz kızımızdır. Vefakâr kız kardeşimizdir. Bu itibarla kadın, her türlü hürmet ve saygıya layıktır. Kadın, değerli niteliklerin ötesinde, öncelikle insan olma vasfıyla doğuştan getirdiği en temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı olmaksızın bütün insanlar can dokunulmazlığına sahiptir. Kadının canı, onuru ve hakları mukaddestir, dokunulmazdır. Her ne sebeple olursa olsun bir kadının fiziksel, duygusal ve ekonomik boyutlarıyla şiddete maruz bırakılması ve canına kıyılması en büyük zulümdür, büyük bir insanlık suçudur. Yüce Yaratan’ın affetmediği kul hakkı ihlalidir.
Cana kıymak, bir canın yok olmasından çok daha derin bir anlama sahiptir. Çünkü her bir cinayet, maktulün şahsında “yok edilen bir insan”, katilin şahsında ise “yok edilen insanlık” demektir. İşte bundan dolayı bir canı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir.
Şiddet, insanlığın en büyük düşmanıdır. Kendisine şiddeti ve nefreti esas alanlar, insanlık ailesine en büyük kötülüğü yapanlardır. Zira şiddet, zamanın silemediği ve yüreğin unutmadığı ağır bir vicdan yarasıdır. İnsani ve vicdani değerlerden uzaklaşarak kadının onur ve saygınlığını hiçe sayan, cehalet, nefret ve öfkesine yenik düşerek, gücünü kullanıp kadını ezen kişi zavallıdır. Düştüğü çukur ise zifiri karanlıktır.
Her can mukaddestir, her can dokunulmazdır. Can taşıyan hiçbir cana şiddet tasvip edilemezken maalesef kadının haksızlığa ve şiddete maruz kalması hepimizin canını yakıyor, her birimizin yüreğini dağlıyor. Bu vahim tablo karşısında geliniz, kadın söz konusu olduğunda merhametten, adalet ve hakkaniyetten asla vazgeçmeyelim. Nezaket ve zarafeti elden bırakmayalım. Genelde insan, özelde kadının şahsiyetini ve onurunu hedef alan her türlü söz, tutum, davranış ve anlayıştan uzak duralım. Hiçbir canı incitmeyelim. Unutmayalım ki ailenin sağlık ve mutluluğu, toplumun huzur ve güveni ancak kadınlarımızın sevgi ve saygı görmesiyle mümkündür.
Dünya Kadınlar Günü, kız çocukları ve kadınların maruz kaldığı eğitim ve cinsiyet ayrımcılığı, şiddet ve cinayet gibi insanlıkla bağdaşmayan haksız tutum ve davranışların son bulmasına vesile olsun.
16 Mart Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece idrak edeceğimiz mübarek Kadir Gecesi, insanlığın barış ve huzuruna vesile olsun. Dua ve niyazlarımız en güzel şekliyle kabul olsun.
Kadınıyla erkeğiyle Türk milletinin omuz omuza vererek bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırdığı, büyük bir kahramanlık destanının yazıldığı 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle de Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi şükranla yad ediyoruz, ruhları şad, mekanları cennet olsun. Devletimiz ilelebet payidar, milletimiz de bahtiyar olsun.
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!