En baştan beri bazı işaretleri zaten aldığımız ancak son günlerde artık iyice aşikar bir hale gelen Cemil Tugay – Yıldız Ünsal arasındaki gerilim ne yazık ki hepimiz tarafından büyük bir üzüntüyle izleniyor…
Bunun altında yatan neden sadece idari anlamda yaşanan zorlukların yarattığı stres ile mi sınırlı?! Haliyle bunu bilmemize imkan yok…
Ancak konu gerçekten ve sadece sırta binen iş yükü, bu yükün altından kalkmanın bazı konularda imkansız hale gelmiş olması ve çaresizlik ise böylesi bir sürtüşmeden fayda sağlanabileceğini sanmak büyük hata olur…
Çünkü vatandaş kalkıp da söylenen sözlere göre; ‘’hangi tarafın sözleri daha akla yatkın ve ikna edici ise o tarafa destek vereyim’’ demez. Vatandaş, verilen veya verilemeyen hizmetlere göre verir puanını. Yani işin özeti; ‘’ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde (Ziya Paşa’nın meşhur kelamı)’’!..
Hal böyleyken bir an önce gerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, gerekse Karşıyaka Belediye Başkanı’nın şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Siyaseten aynı yolda yürüyen bu kişilerin siyasi rakiplerinin eline verilecek bir silah gibi olan bu sürtüşmeyi bir an önce sonlandırıp her konuda mutlak iş birliğine gitmesi gerekir. Bu, hem kendilerine hem de daha önemlisi olan hizmet vermekle mükellef oldukları bu şehrin insanına çok daha büyük faydalar sağlayacaktır…
Teker teker aralarında anlaşmazlığa neden olan konuları açıp da o haklı bu haksız demek istemiyorum, çünkü konuların bilmediğimiz bir takım ayrıntıları olabileceğinden yanlış yorum yapma ihtimalimden çekiniyorum. Yine de öyle bir konu var ki, bu konuda taraf olduğum net bir durum var! YAMANLAR’A ÇÖPLÜK ASLA YAPILMAMALI!
Bunun olmamasını sağlayacak olan Cemil Tugay veya Yıldız Ünsal ikilisinden biri olmamalıdır zaten. Buna engel olacak olan Cemil Tugay ve Yıldız Ünsal’ın her ikisinin ortak çabası olmalıdır…
Bu konuda Yıldız Ünsal’ın ‘’Yamanlar suyunu içmeyen oranın ne demek olduğunu bilmez’’ açıklamasını duygusal anlamda gayet de doğru yapılmış bir açıklama olarak görüyorum. Ancak aklın, mantığın ve bilimin olduğu her yerde de konunun duygusal bağlamından bağımsız olarak Yamanlar’a çöplük yapılamayacağı gerçeği zaten kayıtsız-şartsız kabul görmesi gereken bir realite!
Hekim kimliği ile bir bilim insanı olarak da gördüğüm meslektaşım Cemil Tugay’ın da konuya bu çerçevede yaklaşması tartışmasız bir şekilde şart diye düşünüyorum! Umarım zaten o da böyle düşünüyordur, umarım Yamanlar suyundan içmemiş olması nedeniyle duygusal bağı olmasa da akla mantığa ters kararların alınmaması konusunda o da gereken hassasiyete sahiptir…
Tabi ihtilaf konusu olan daha pek çok konu var; Latife Hanım Köşkü’nün tadilatı konusu, Karşıyaka Belediyesi’ndeki şişkin personel sayısı ile ve yüksek borçla belediyenin devredilmesi konusu, Mavişehir Muhtarı’nın büyükşehir belediyesinin kendi taleplerine olan kayıtsızlığı konusundaki serzenişleri vs vs… Tüm bunlarla ilgili olarak karşılıklı atışmaları, yapılan açıklamaları izliyoruz, okuyoruz ve açıklamayı yapan her kim ise kendince haklı görünüyor…
Dolayısıyla bizler, düz vatandaşlar olarak bu tarz muhabbetlerin içeriklerine değil bundan böyle hizmet anlamında alınacak sonuçlara bakmalıyız. İyi hizmet verebilmeleri için de önce susup olgun davranışlar sergilemeyi, sonra da aralarında birebir iş birliğine gitmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Yoksa kaybeden önce vatandaş, sonra da kendileri olacak…
Bu konu dışında bir de su tasarrufu amaçlı yapılan su kesintilerinin saatleri konusu da aklıma takılmaya başladı…
İlk etapta insanların uyku saatlerine denk gelecek şekilde yapılan planlama makul gibi görünürken son zamanlarda bunun aslında yanlış olabileceğini düşünmeye başladım. Çünkü, bazı hastalarımdan olan geri bildirimlerin içeriği beni bu düşünceye sevk etti!
Mevcut kesinti saatlerinde sağlıklı insanlar uykularında iken sağlık sorunları olan ve suyun onlar için o esnada çok daha fazla önem arz ettiği bir kesim ise büyük sıkıntı yaşıyor. Bulantı-kusması olandan tutun, sindirim problemleri olup da diyare (ishal) olanlara kadar… Veya kolostomisi (karın duvarına açılan barsak ağzı) olup da o saatlerde yattığı yerde sağa sola dönerken torbası açılan bir hastanın kişisel hijyeninin teminini sağlamak adına yaşayacağı sıkıntıyı bir düşünsenize…
Bu açıdan bakıldığında bir takım sağlık sorunları olup da geceyi gündüz yapmış olanlara mevcut su kesintisi saatleri bir işkenceye dönmüş oluyor. Sağlıklı kesimin rahatı mı, yoksa hastalıkları olanların konforu mu konusundaki tercihi bir daha değerlendirmek lazım kanaatindeyim!
Mesai başlangıcı ve mesai sonu saatlerini de dikkate alarak mesela saat sabah 10:00 ile akşam üstü 16:00 aralığındaki su kesintisi hem hemen hemen aynı süreyi kapsayacak kadar bir kesinti süresi olacaktır, hem geceleri sağlık sorunları nedeniyle suya erişim imkanı bulamayanları rahatlatacaktır, hem de normalde çok daha fazla suyun tüketildiği saatlerde yapılacak bir kesinti olacağı için tasarruf miktarı da daha fazla olacak bir uygulama olacaktır. Benimkisi sadece bir tavsiye. Gerisi yetkililere kalmış.
Ammannn bu konuda da birbirinize girmeyin de!..
Sağlıcakla kalın!..
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!