ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
1652 kez okundu

1800'lerin başında Amerika'ya yüzbinlerce köle getirilir. Çoğunluğu batı Afrika'dandır. Köledirler ve son derece kısıtlı özgürlükleri vardır. Yanlarında kendi geleneksel enstrümanlarını getirmelerine dahi izin verilmemiştir. Ancak köle tüccarları getirilen bu kölelerin içselleştirdikleri müzik kültürlerini de getirmelerine mani olabilecek değillerdir ya! Ve 1880'lerde New Orleans'ta caz gelişmeye başlar...

19'uncu yüzyılın başlarında Avrupa enstrümanlarını çalmayı öğrenen siyahi müzisyenlerin sayısı iyice artar ve sonuçta kendi melodilerini salon müziği olarak icraya başlarlar. Yaptıkları şey aslında melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabasıdır. Amerikalı bir caz eleştirmeni olan Marshall W. Stearns'ın caz müzik tanımı; ''Caz, Afrika-Avrupa kaynaklı melodi ve ritmin Avrupa armonisi ve çalgılarıyla birleştirilmesi sonucunda doğaçlama çalınan Amerikan müziğidir'' şeklinde olur. Ancak bu tanımlama ciddi eleştiri alır. Çünkü caz müziği Amerika'dan dolayı değil, Amerika'ya rağmen ortaya çıkan,temelini improvizasyon (doğaçlama) ve swing (salınım) etkenlerinin oluşturduğu, doğaçlama anlatılan hikayelerle çağrı ve yanıt ilişkisine dayanan, doğal ruhsal tepkilerin ses ve ritmle yansıtılmasıdır. Gelişiminde ragtime ve blues türlerinin ciddi etkisi vardır. Ragtime tamamen piyano için bestelenen bir tür iken, etkileyici ve vokal geleneğine bağlı blues ise Afro-Amerikan insanların duygu ve hikayelerini anlatır.

1920'lerin başında New York, Los Angeles ve Chicago'da yapılan kayıtlarla son şeklini almıştır. Cazın doğum yeri, beşiği Amerika'dır, cazı yaratan insanlar ise siyahilerdir. Öte yandan caz çeşitli müziklerin karışımıdır; Afrika'nın halk müziği, kölelerin tarlalarda çalışırken söyledikleri şarkılar, Fransızların sokak şarkıları ile halk dansları müzikleri ve bando müzikleri ile birlikte İspanyol sömürge müziği (1700'lü yıllarda New Orleans'taki Fransız ve İspanyol sömürge dönemlerinin tesiriyle), İngilizlerin dinsel müziği ve hatta bir ölçüde kızılderili müziği karışımları denilebilir.Bütün bunlar siyahi adamın potasında eritilir ve en bol, en etkileyici gereç blues da ortaya çıkan bu müziğe ayrıca çeşnisini verir. Özetle caz müziği her ne kadar başlangıçta dans etmek isteyen New Orleans'lıların bu tatminini gideren bir tür olarak başlamıs olsa da sonradan kabul gören temel görüş ''caz, dansçılar için yazılan bir müzikten ortaya çıkarak büyüyen bir müziktir'' halini almıştır.

Gerek doğuşu itibariyle bir isyana, köleliğe başkaldırıya, özgürlük hasretine dayanıyor oluşuyla gerekse Afrika-Avrupa-Amerika karması kozmopolit bir bileşimden türemiş oluşuyla caz müziği ayrıcalıklıdır, farklıdır ve yukarda da ifade ettiğim gibi doğal ruhsal tepkilerin ses ve ritimle yansıtılmasıdır. Herkesin kulağına farklı müzik türleri daha hoş veya daha kötü gelebilir. Ancak her konuda olması gerektiği gibi müzik konusunda da önyargılı olmamak gerekir. Caz=sıkıntı diye düşünenlere sesleniyorum; gelin dinleyin, hissedin, öyle karar verin. Caz müziğin çok fazla alt türü vardır ve birinden biri en olumsuz düşünenine bile hitap edecektir mutlaka. Bu anlamda Karşıyaka belediyesi de çok ama çok önemli bir organizasyona imza attı diye düşünüyorum.

22-27 Kasım 2017 tarihlerinde ilk kez gerçekleştirilen, Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosundaki Karşıyaka Jazz Festivali'ni kastediyorum. Kerem Görsev Trio-KODA ile açılışını yapan festival, Birsen Tezer, Kürşat Başar-Burçin Büke-Ayşen, Meltem Cumbul-Manuş-u Ala, Buca Blues Quartet, Benshi ve kapanış gününde de Bülent Ortaçgil ile Karşıyakamızın çok önemli bir ihtiyacını gidermiş olmakla kalmayıp günümüzde müzikal kalitenin ve müzik alışkanlıklarının iyice yerlerde süründüğü bir ortamda adeta bu hastalıklı durumun ilacı olacaktır umudundayım. Uzun soluklu ve her seferinde daha yoğun kalabalıklara hitap ederek büyüyecek bir festival olması da en büyük dileğim. Başta, Karşıyaka'yı kültür ve sanatta marka kent haline getirmek hedefini her fırsatta ifade eden Hüseyin Mutlu Akpınar olmak üzere Karşıyaka Belediyesi'ne ve bu organizasyonda emeği geçen herkese tüm Karşıyakalılar adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Benim de izleme fırsatı bulduğum Meltem Cumbul ve Manuş-u Ala Jazz project konserinde dikkatimi çeken husus ise, en caz sevmeyenin bile caz müziği sevmesini sağlayacak şekilde bir repertuar seçilmiş oluşuydu. Popüler kültür tarafından hemen herkesçe bilinen bazı Türkçe pop müzik parçalarının caz ritimleriyle yorumlanışı bana bunu düşündürdü. Zaten caz müziğin tanımlamaları arasında yer alan bir diğer görüşün ifadesine göre de; ''caz ne çaldığın değil, nasıl çaldığındır''. Tabiri caizse, bazı piyasa parçaları öylesine caz tınısında icra ettiler ki orada belki de bir arkadaşının hatırına binaen gönülsüzce bulunanlar varsa, onların bile keyif almamasını imkansız kıldılar.

Benim favorilerim ise Marilyn Monroe'nun 1960 yapımı ''let's make love'' filminde seslendirdiği ''my heart belongs to daddy'', yine bir film müziği olan ''la la land'' filminin 2017 yılı en iyi film müziği oscar'lı ''city of stars'', en sevdiğim yorumu Peggy Lee'ye ait olan ''fever'', bir Louis Armstrong klasiği olan ''la vie en rose'' ve muhteşem performansıyla Meltem Cumbul'u bence gölgede bırakan manuş-u ala grubunun seslendirdiği, benim en fazla Dean Martin tarafından yorumlanan halini sevdiğim bir diğer klasik olan ''C'est si bon'' oldu... Eminim ki herkesin en'leri olacak başka başka pek çok parça vardı konser boyunca. Öyle keyifliydi ki, konser bittiğinde eşim ve ben birbirimize bakıp daha yeni başlamamış mıydı, ne kadar da çabuk bitti derken bulduk kendimizi. Hani zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamadık derler ya, bizimkisi de o hesap olmuştu. İnsana içinden ''keşke hiç bitmeseydi'' dedirten bir durum varsa ortada, işte o iyi, doğru ve güzel bir şeyler yapıldığının göstergesidir. Bu güzellikleri tüm Karşıyakalıların uzun yıllar boyunca tadabilmesi, bu festivalin yıllar yıllar boyunca büyüyerek sürmesi dileklerimle...

Sağlıcakla kalın...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)