ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > 2000 TL

2000 TL

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
1819 kez okundu

Bu yazıyı hekimlikte 18'inci yılında olan ama tıp fakültesine ilk başladığı günkü heyecanı (herşeye rağmen) taşıyan birisi olarak kaleme alıyorum. Hekimlik veya diğer bir ifadeyle tıp sanatı icrası... Evet yanlış okumadınız ''sanat'' dedim. Daha fakülte yıllarındayken bizlere bunun sadece bir meslek olmadığı, sanatkarlık ve bir yaşam biçimi olduğu empoze edildi. Eminim ki bu gün için bizlerin de meslektaşım demeye utandığı yanlışlara düşmüş olanların bile (ki bunlar her meslekte olduğundan daha fazla bir yüzdede değil) başlangıçta içinde böylesi idealist duygular vardı. Peki neydi yaşanan süreçte yoldan sapmalara neden olan şeyler?!

Öncelikle hekim olma sürecinin meşakkatli yollarından bahsetmekte fayda var. Yalnızca fakülte süreci bile hiç kayıpsız geçilecek olduğunu varsayarsak minimum 6 sene (1 sene de hazırlık okunacak olursa 7 sene)... Yani ilk okula başlandığı yıldan itibaren doktor sıfatını kazanıncaya kadar geçen eğitim süreci yaklaşık 17 sene! (artık lise 4 sene ve toplamda 18 sene hatta ama ben kendi dönemime göre hesaplıyorum ve tıp fakültesinin ve öncesinde gidilen diğer okulların da hazırlık sınıfı okunmadan bitirilen müfredatta olduğunu varsayıyorum) Hesaplarken de tamamen kayıpsız geçilecek yıllar olarak düşünüldüğünde çıkan rakamlar bunlar. Üzerine ihtisas yapıldığında ekleyin bir 5 yıl daha, sadece yüksek öğrenim başlangıcından itibaren 11 seneye tekabül ediyor. Genel toplamdaysa etti mi size 22 sene!! Daha sonrasında da eğitim bitmiyor. Çünkü çok değerli hocam Prof Dr İsmail Ulutaş'ın daha birinci sınıf tıp öğrencisiyken tıbbi deontoloji dersimizde söylediği (aslında kendisi artık emekliydi ancak üniversitemiz hem kendisine jest yapmak hem de yeni öğrencilere de böyle bir efsaneyi tanımaları adına bir fırsat yaratmak için bu dersimize bir saatliğine girmesi yönünde karar almıştı) ve kesinlikle doğru olan bir sözü var ki; ''tıp fakültesine girdiğiniz andan itibaren doktor, mezun olduğunuz andan itibaren de öğrencisiniz''... Şayet devamlı okumaya, literatür takip etmeye, yeni gelişmelerle ilgili eğitim programlarına katılmaya devam etmezseniz yerinizde saymaz, gerilersiniz. Buna girişilmesi düşünülen bir akademik kariyer çabasını dahil dahi etmiyorum bu arada...

Şu ana kadar sadece rakamsal olarak geçen yılların ne olduğundan bahsettim ki bu sayıları okuyup düşünürken bile yorulur insan. Oysa ki sadece sayıdan ibaret değil onlar. Geçen her bir an, eğitim sürecinin ve hekim ünvanıyla sorumluluk almaya başladıktan sonrasının her aşaması ayrı bir mücadele ve irade savaşlarıyla dolu. Aileden ayrı kalınan günler geceler ve hatta mecburi hizmet nedeniyle yıllar, uyunacak 10 dakikanın ve üzerine uzanılabilecek boş bir sedyenin mevcudiyetinin lüks sayıldığı nöbetler, ameliyathanede azraille köşe kapmaca oynarken elinin altındakinin bir can bir insan olduğunu bilmenin verdiği tarifi mümkün olmayan sorumluluk, kendi aileni kurmayı ya devamlı ertelemek ya da iki arada bir derede kendi aileni kurabildiysen de bir türlü birlikte vakit geçirememenin verdiği derin üzüntü, soğuk kış gecelerinde nöbetçi değil de evindeysen bile acil bir hasta için aranıp da sıcacık yatağından hiçbir üşengeçliğe mahal verme şansın olmadığını bilerek fırlayıp kalkmak ve bir an önce bir kişiye daha hayat verme çabasının stresi, nihayetinde de bir bakmışsın kendi hayatını kaçırdığın, telafisi mümkün olmayan, ardında bıraktığın yıllar...

Tüm bunlar yaşanırken ahlaklı, vicdanlı, başka hayatlara dokunmanın verdiği manevi hazzın hiçbir maddi bedeli olamayacağını düşünen hekimlerin beklentisi ise inanın bana diğer insanlardan hiç de farklı değil! Herkes gibi, yaptığı işe saygı duyulması, ailesinin temel ihtiyaçlarını giderebilmek, insanca yaşayabilmek... Yazımın başında bahsettiğim yanlış yollara tevessül eden azınlık grubun ardına sığındığı mazeretlerse temelde; yaşanan bunca zorluğun karşılığında hakettiği geliri elde edememek, fakülte bitince ayrı-ihtisas bitince ayrı-yan dal yapsa o bitince ayrı mecburi hizmete maruz bırakılmak, can güvenliğinin sağlanamadığı koşullarda çalışmak ve çok daha fazla sayısı arttırılabilecek olumsuzluklar şeklinde sıralanabilir. Bunların aslına bakarsanız hepsi doğru ve hekimlere yaşatılan haksızlıklar ama hiç bir gerekçe kendisinden şifa bekleyen bir insanı madden suistimal etmeye veya canını riske atmaya mazeret olamaz! Zaten hekimlerimizin çok çok büyük bir çoğunluğu da yaptığı işi bu sorumluluğu iliklerine kadar hissederek, vicdanıyla birlikte yapıyor. Bunu bizzat işin içinde biri olarak, yaşayarak ve bilerek söylüyorum. Her ne kadar yıllar boyu bazı medya büyüklerinin!! doktorlar aleyhinde yaptıkları haberlerle vatandaşlar bu mesleği yürütenlere karşı ön yargılı yaklaşır hale gelmiş olsalar da ben de elimden geldiğince gerek buradan gerekse kendi sosyal yaşantım esnasında girdiğim diyaloglarla insanların bu ön yargılarını kırmaya yönelik çabalarımı sürdüreceğim.

Buraya kadar, hekimlik yapan birisinin geçirdiği aşamaları önce yıl bazında eğitim süresi, sonra o sürecin içerisinde yaşadığı sıkıntıların minimal düzeyde açılımı ve ardından da tüm bu yıllar ve sıkıntılı içeriğe karşın vicdanının sesiyle hareket eden büyük çoğunluğun maruz kaldığı güvensizlik çerçevesinde anlattım. Okurken yoruldunuz değil mi?! Haa bu arada başlık ‘’2000 tl’’ ne mi!!! Doktor olarak geçirilen yıla göre üç aşağı beş yukarı uygun görülen ortalama emekli maaşı. Yani kendi ömrünü başka canlara adamanın ederi..! Çok da haksızlık etmeyelim canım, maaş böyle ama getirilecek olan son yasal düzenlemeyle bu maaşı beğenmeyene emekli olmadan ölme hakkı tanındı neticede. Yani isteyen hekim 72 yaşına kadar çalışabilecekmiş!! Teşekkürler...

FIKRA: Adamın biri ıssız bir yolda giderken arabası arızalanıp yolda kalmış. Kaputu açıp bakmış. Bir orayı bir burayı kurcalamış ama nafile, araçta tık yok! Artık iyice ümitsizliğe kapıldığı esnada ufukta kendisine doğru yaklaşmakta olan bir başka araba farketmiş. El kol hareketleri derken o arabayı durdurup içersinden inen, üzerinde işçi tulumu bulunan adama ''bu kuş uçmaz kervan geçmez yerde seni Allah mı gönderdi bana!'' diyerek arabasının arıza yaptığını söylemiş. Gelen kişi kendisinin oto tamir ustası olduğunu söyleyince arabası arıza yapan kişinin sevinci ikiye katlanmış! Usta kaputu açık arabanın içersine şöyle bir bakıp alet çantasından uygun anahtarı çıkarıp onca civata-somun arasından bir tanesini gözüne kestirip sıkıştırmış ve adama marşa bas demiş. Araba anında çalışmış! Ustaya, ''borcum nedir Allah razı olsun senden'' diyen adam ustanın istediği 500 lirayı duyunca ise ''Allah cezanı versin senin. Burdaki mağduriyetimden istifade etmektir bu. Topu topu bir vida sıktın, insafsız'' diye veryansın etmeye başlamış. Usta bunun üzerine şu cevabı vermiş; ''o vidayı sıkmak sadece 1 lira, 499 lirası ise hangi anahtarla hangi vidayı sıkacağımı öğrenmek için geçirdiğim 30 senelik birikimin ücreti''...

Ee artık kıssa’dan kim ne hisse alırsa!! Sağlıcakla kalın...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

02.12.2019 Kazanılan bir maçtan fazlası! Zirvede devam...

30.11.2019 Sen mi, siz mi?

25.11.2019 Türk usulü Black Friday - Esmer Günler, eyvah!

06.11.2019 2014-2015 sezonu (Şampiyon Takım) ve başlangıç itibariyle bu sezon

04.11.2019 Esarete başkaldırının sembolleri Vals'te buluştu

24.10.2019 Takımın lakayıtlığı Ufuk Sarıca'nın formsuzluğuyla birleşince

18.10.2019 Ben ölürsem seni iyileştiremem ki!

16.10.2019 Nargilenin götürdükleri

08.10.2019 Germiyan Köyü, Slow Food ve Germiyan Festivali

28.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi - Bölüm 2 - Yerli Transferler

26.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi

13.09.2019 Banka sırası bekleyenler-Poliklinik sırasında bekleyenler

03.09.2019 Karşıyaka bir basketbol kulübü mü oluyor?  

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)