ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Oku!..

Oku!..

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
2627 kez okundu

''Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı bir kan pıhtısından (ya da aşılanmış yumurtadan şeklinde de meali mevcut) yarattı! Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti''... (Alak suresi ilk beş ayet)

Kutsal kitabı bu şekilde başlayan bir toplumun bireyleri olarak bu gün vardığımız nokta ise içler acısı..! Üstelik de dinin alet edilmesiyle bu içler acısı duruma gelinmiş olması ise, kutsal kitabı bu şekilde başlayan bir durumda inanılmaz bir ironi değil de nedir?! İslam en son gelen ve en modern din iken islamı alet ederek insanlara biat kültürünü aşılayıp, düşünüp sorgulamayı reddettirmek suretiyle güç sahibi olarak toplumları kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmek yüzyıllardır süregelen bir metod. Aslında bu durum sadece islam dinine özel değil, genel itibariyle tüm dinlerin bu şekilde kullanılması tarih boyunca zuhur etmiş bir durum...

İtalyan filozof, rahip, gökbilimci, şair ve okultist Giordano Bruno'nun başına gelenler de bu sisteme karşı çıkması nedeniyle yaşanmış olan en hazin örneklerden biridir. Kendisi de aynı zamanda rahip olduğu halde dinsizlikle suçlanmıştır. Bilim insanı da olmasına istinaden yaptığı çalışmalar neticesinde evrenin sonsuz ve eşdağılımlı olduğunu ve evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu söylemiştir. Üstelik bunu söyleyen kişi 1548-1600 aralığında yaşamış olan birisi! Yanısıra en meşhur sözü ''Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar...'' sözüdür. Hal böyleyken dini kendine güç temini maksatlı kullananların da olanca tepkisini üzerine çekerek sapkınlıkla suçlanmış ve engizisyon mahkemesinde yargılanarak  önce işkence edilip düşüncelerini değiştirmeye zorlanmış ve ardından ölüm cezasına çarptırılmıştır. Cezası kendisine söylendiğinde sergilediği dik duruş ise güçlü karakterinin adeta bir özeti niteliğindedir; ''ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz!''... Sonuç itibariyle cezası Roma'da Campo de Fiori meydanında diri diri yakılarak infaz edilmiştir....

Bu ve buna benzer uygulamalar din vesilesiyle kendi hükümlerinin sürmesini sekteye uğratmamak adına ibret teşkil etmesi ve insanların üzerinde korku yoluyla hakimiyetini sürdürmesi açısından dini kullanan muktedirlerin her zaman başvurduğu yollar olmuştur. Böylelikle insanlar akıl, mantık, bilim yolunda ilerlemeyecek, okuyup sorgulamayacak ve bu sayede de kötü niyetli kişilerin işleri çok daha kolaylaşmış olacaktı. İşte bu noktada Atatürk'ün niçin sadece muzaffer bir komutan değil de dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi olduğu gerçeği daha iyi anlaşılabilir. Kaldırdığı hilafetten tutun da tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar yaptığı benzer uygulamaların altında yatan temel neden işte bu dini alet ederek insanları yönetme metodunun önüne geçmekti, asla ve asla din düşmanlığı değildi! Cumhuriyetin ilk günlerinden itibaren başlattığı okuma-yazma seferberliği ise oluşturmak istediği entellektüel toplum ve ülkesini ulaştırmak istediği muassır medeniyetler seviyesi hedeflerine ilerlerken izlenecek yolun döşediği temel taşlarıydı...

Bu hedefler doğrultusunda belli bir aşama kaydedildikten sonra Atatürk'ün vefatının ardından ''okumuş, kendini yetiştirmiş insan'' konusunda önce bir yavaşlama, bir süre sonra duraklama ve özellikle son dönemlerde de maalesef bir gerilme yaşandı. Bu gerilemenin bağlanabileceği nedenlerden bir tanesi de son dönemlerde ne yazık ki tekrar hortlayan tarikat kültürü olmuştur. Devletin resmi konutlarında ağırlanmalarıyla başlayan ve daha sonra da resmi kurumlarda kendilerine yer edinmelerini sağlayan süreç beraberinde sadece eğitim seviyesi düşen bir topluma değil, ülke düzenine darbeye dahi kalkışan bir cüretkarlığa da yol açmıştır. Tüm bunların yaşanmaması için sadcece Kur-an'ı Kerim'in ilk ayetini rehber edinmek bile yeterliyken üstelik... Fakat okuyan, entellektüel düzeyi yüksek bireylerin mevcudiyetini azaltan tek neden bu değil tabi ki..! Bir de işin içinde teşvik var...

Bunu şöyle izah edecek olursam; eskiden ''elit'' kelimesi erişilmek istenen güzel bir mertebe anlamında kullanılıp, keşke toplum geneline yayılması sağlanabilen bir durum olsa şeklinde algılanırken şimdilerdeyse ''elitist'' diye bir kavram türetilerek bu durum adeta kötü insan, burnu büyük ve eğitim seviyesi düşük olanları aşağılayıp, ezen kişi gibi bir tanımlamaya dönüştürülmüş vaziyette. (Oysa ki elit kelimesinin anlamı pek çok yerde; niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, temiz, ahlaklı, sakin, bilgili, akl-ı selim olarak geçmekte!) Dolayısıyla bu türetilen palavra görüşe paralel olarak ise gerek resmi kurumlarda gerekse sivil toplum kuruluşlarında olsun liyakat esası bir kenara bırakılıp adeta eğitimsiz olanların özellikle en tepede, idareci konumlarına getirildiği bir sistem kuruldu. Böylesi bir durum da eğitimsizliği teşvik etmek değil de nedir peki?

Hatta buna ek olarak bağırıp çağırmanın, kaba kuvvete başvurmanın, hukuk dışı yollarla kendine hak gördüğü şeyleri elde etme çabasına girmenin sonuç verdiği bir ortam oluştuğunu gören toplumun bireyleri iyiden iyiye bıraktı efendiliği, okumayı ve kendini yetiştirmeyi... Yetişmiş bireyler de ne yazık ki donanımlarına uygun alanlarda iş bulamaz oldular. Öğretmen pazarcı, mühendis tamirci olabildi ancak... Ama ilkokul mezunu bile olmayandan müteahhit, imamdan tüccar olabilmenin ise önü açıldı!

Aslında bu gelinen noktanın en somut örneklerinden birini yakın zamanda Arda Turan'ın yaptığı eylemde de görmedik mi?! Önce yüksek sesle bağırma, küfür ve fiziki şiddet, ardından da basın toplantısı yapıp ''bu gün olsa yine yaparım, pişman değilim'' açıklaması! İşte bu nedenle eğitim şart, işte bu yüzden ''kıro'yum ama para bende'' lafı bir utanç vesilesi olmaktan çıkıp övünç kaynağı olmuş vaziyette, işte bu nedenle her geçen gün Türkiye'nin dünya gözündeki itibarı gerilemekte ve işte bu nedenle bu yazıyı yazarken ben bile çekinmekteyim herkesin beynini kullanması ve eğitimli bireyler olması gerektiği yönünde teşvik eden bir yazı yazdığım için sesi benden daha çok çıkan, kas gücü benden daha fazla olan, eli kalem değil de silah tutan birilerince acaba tacize uğrar mıyım diye..!

Giordano Bruno bu uğurda diri diri yakılmayı göze almışken, ben de kalem kılıçtan keskindir sözünün hakettiği anlamını bulacağına dair umudumu koruyarak herkesin ramazan bayramını, din tacirlerinden farklı şekilde ve gerçek kutsallığına atfen kutluyorum...

TEBESSÜM: Doktor yaz başında Çeşme'deki evini kontrole gider. Sızan bir boru görür. Tesisatçıya telefon eder ve adam gelir. Boruyu değiştirir. ''Tamam efendim'' der... ''Borcunuz bin lira'''... ''Neee..!''  diye bağırır doktor. ''Ben doktorken bu kadar kazanmıyorum!'' der... Tesisatçı anında cevabını verir;  ''Doktorken ben de kazanmıyordum''...

Sağlıcakla kalın...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

02.12.2019 Kazanılan bir maçtan fazlası! Zirvede devam...

30.11.2019 Sen mi, siz mi?

25.11.2019 Türk usulü Black Friday - Esmer Günler, eyvah!

06.11.2019 2014-2015 sezonu (Şampiyon Takım) ve başlangıç itibariyle bu sezon

04.11.2019 Esarete başkaldırının sembolleri Vals'te buluştu

24.10.2019 Takımın lakayıtlığı Ufuk Sarıca'nın formsuzluğuyla birleşince

18.10.2019 Ben ölürsem seni iyileştiremem ki!

16.10.2019 Nargilenin götürdükleri

08.10.2019 Germiyan Köyü, Slow Food ve Germiyan Festivali

28.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi - Bölüm 2 - Yerli Transferler

26.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi

13.09.2019 Banka sırası bekleyenler-Poliklinik sırasında bekleyenler

03.09.2019 Karşıyaka bir basketbol kulübü mü oluyor?  

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)