ANA SAYFA > Yazarlar > Firdevs Tunçay > Yüreğim sende rehin kalsın

Yüreğim sende rehin kalsın

FirdevsTunçay
Sosyal Medya :
13 Haziran 2024, Perşembe 17:49
164 kez okundu

     Büyük Mübadele, büyük acı, büyük kopuş, büyük hasret demektir. İnsanlık tarihindeki savaşlar, insanı yaşadığı coğrafyadan / anayurdundan koparmış, yerinden yurdundan etmiş, geriye kaybedilmiş topraklar ve kaybedilmiş hayatların acıları kalmıştır. 20. Yüzyılda, Kurtuluş Savaşı sonunda İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan görüşmelerde “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine ilişkin Sözleşme ve Protokol”  30 Ocak 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetiyle Yunanistan arasında imzalanır. Mübadele, din temellidir. Türkler ile Rumların yer değiştirmesi değildir. Müslüman ve Ortodoks dinlerine göre ayrıştırılmıştır bu insanlar. Türkiye’de İstanbul belediye sınırları içinde oturan Rumlar ve Yunanistan’da da Batı Trakya Türkleri, mübadele dışı bırakılmıştır. 
1912-1924 dönemini kapsayan Büyük Mübadelede, Yunanistan ve Adalarda yaşayan altı yüz bin kadar Müslüman karşı yakadan bu yakaya; bir buçuk milyon kadar Anadolu Rum Ortodoks’u da bu yakadan karşı yakaya, köklerinden koparılıp savruldular. “Mübadele insanı-Mübadil” denildi onlara. Mübadele, 20. Yüzyılın en acı olaylarından biridir ve bu acılar günümüze kadar geldi. İnsanlık tarihinde silinmez izler bırakmıştır.  Rakamlar kurudur, gözyaşlarını, yürek acılarını, vatan hasretini ifade etmez! 
Rumlar ve Türkler, Ortodokslar ve Müslümanlar, gözleri arkada kalarak, bir daha geri dönmemek üzere evlerini barklarını, mallarını mülklerini, dağlarını ovalarını, atalarının mezarlarını geride bırakmak zorunda kalmışlardır. O insanlar, sürgün edilip ayrılırken sevdiklerine, yakınlarına, dostlarına yüreklerini rehin bırakarak dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmışlardır. 
Ana toprağım Kavala (Cavalla). Ben, mübadele fırtınasında Selanik Bölgesi’nin Kavala liman kentinden koparılarak getirilmiş mübadil bir ailenin çocuğu olarak İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğdum. Ailemin yaşadığı büyük acıya ve büyük hasrete tanık olarak büyüdüm. Mübadelenin insan ruhunda yarattığı sarsıntıyı onlarda gördüm. Mübadillerin gözyaşlarının dilini, bizzat yaşamış gibi öğrendim. Mübadele gerçekleri, mübadelenin acıları benim kimliğimin temellerini attı. Benim dünyam, mübadelenin dünü ve bugünü içinde şekillendi. Toprak çeker insanı! Görmesem de Kavala benim hayalimde yaşardı!
    Ata toprağım ise İskeçe (Xsanthi). Baba tarafım mübadele dışı bırakılan Batı Trakya’nın İskeçe şehrindendi. Tütün tüccarı dedem Halil Ağa ve büyük ailesi, Yunan jandarmasının baskılarına ve çete baskınlarına dayanamamış, 1927’de kaçarak Türkiye’ye gelmişlerdi. Onlar da çok acılar çektiler. Memleket hasretiyle geçti ömürleri…
Bazen bir Rumeli türküsü, bazen bir dal sardunya umut oldu onlara.
İki vatan yorgunu mübadiller. 
Gün geldi, ailemin ve atalarımın hatıralarından yola çıkarak gözyaşlarımı sildiğim eskimeyen mendil üstüne ilk mübadele öykülerimi yazdım. Bu anı öykülerim, “Sardunya Kokan Toprak Öyküleri- Kalbim Rumeli’de Kaldı” adlı kitabımda yayımlandı. Bu kitabım çok insanı ağlattı, birçok mübadilin dert ortağı oldu. Çok ilgi gördü. 2021 yılında 5. Baskısı çıktı. Asırlık Mübadele konusu ilk kez “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabına” Kalbim Rumeli’de Kaldı adlı kitabımdan alınan bir parça ile 2020 yılında girmiştir. 
Ayrıca 2022; Ekim başında,  Fransa-Almanya ortak yapımı ARTE TV tarafından çekilen SILA HASRETİ adlı belgesel filmde, Yunanistan’dan zorunlu göçle gelen mübadilleri anlatmam için teklif aldım. Sevinerek kabul ettim. 2022; Ekim sonunda Film Yapımcısı Gülsel Özkan, üç kişilik ekibiyle Almanya’dan İzmir’e geldiler. Birlikte memleketim Ödemiş’e gittik. Ödemiş Eski Mezarlık’a giderek anneciğim Aliye Köken ve babacığım İbrahim Köken’in mezarları başında atalarımın ve onların şahsında mübadillerin çektikleri acıları anlattım. Ayrıca doğup büyüdüğüm Baylan Sokak’taki evimizde çekimlerim devam etti. 2023 Ekim sonunda da Mübadelenin 100. Yılı nedeniyle, Filmin Galası İzmir Kültürpark’ta yapıldı. Dünya çapında gösteriliyor… 
“Kalbim Rumeli’de Kaldı” adlı ilk kitabımda Rumeli’den koparılan insanları yazmıştım. Oysa “mübadele, para gibi ikiyüzlüdür.” Anadolu’dan koparılan insanlar da Rumeli’den koparılan insanlar gibi çok acılar, çok ateşli hasretler yaşamıştır.
    Mübadele, para gibi bir bütündür. 
    Bu bütünlüğü tanımak ve “Mübadelenin Öteki Yüzü: Anadolu Rumları”nı yazmak için, 19 Eylül 2016’da İzmir’den kalkıp Atina’ya gittim. Atina’da yaşayan sekiz Anadolu Rum’uyla yüz yüze çalışmalar yaptım. Yaşayanlar hatırladıklarını, çocukları ise atalarından dinlediklerini anlattılar bana. Yüreğimi, onların yüreğine dayayarak dinledim onları. Hikâyeleri acı ve özlem doluydu. Yurduma döndüğümde, yüreğim ses verdi, kalemim yazdı. “Gerçek Mübadele Öyküleri-Kalbim Anadolu’da Kaldı” adını verdiğim ikinci kitabımı, 2019 yılında kendi olanaklarımla yayınladım. Bu kitabımın da gördüğü ilgi üzerine kısa zamanda 2. Baskısı çıktı. 
    2021 yılında yayımladığım “Hasretin Çocukları” adını verdiğim üçüncü kitabımda ise Makedonya göçmenlerini ve Rumeli muhacirlerini anlattım. Üç eserim de birbirini tamamlar. Kitaplarım,  mikro tarih belgesel edebiyat türünün örneğidir. Büyük acının, hasretin, vefanın, dostluğun, barışın, umudun ve insan sevgisinin romanıdır.  
Yaşadığım kent İzmir, İstanbul’dan sonra en büyük mübadil kenttir. İstanbul, 2010 yılında “Avrupa Kültür Başkenti “ seçilmişti. Üyesi olduğum Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından, Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi olan “Çatalca Mübadele Müzesi”, 20 Aralık 2010’da İstanbul- Çatalca’da açıldı. İzmir’de böyle bir müze olmayışına hep üzülürdüm. Nihayet 10 Ekim 2017 tarihinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “ Buca Göç ve Mübadele Anı Evi” açılınca çok sevindim. Anı Evi açılmadan önce APİKAM (Ahmet Piriştina İzmir Kent Arşivi Müzesi) görevlileri, Karşıyaka’daki evimize gelerek günlerce benimle röportaj yaptılar, filmimi çektiler. Mübadil ailemin hikâyesini anlattım onlara. Arşivimdeki bütün fotoğrafları ve ailemin gelirken getirdikleri anı eşyaları bağışladım. Onlar, artık nesiller boyu Buca Göç ve Mübadele Anı Evi’nde yaşayacaklar.
    Benim bütün çabam, mübadelenin unutulmaması ve mübadil kültürünün yok olmaması içindir. Bağlar, kültürler, diller, kimlikler kaybolmasın diye. Mübadele denilen kocaman okyanusa birkaç damla katkım olduysa ne mutlu bana…


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Köşe Yazarları

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?