ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Dayak da yesek devam...

Dayak da yesek devam...

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
01 Temmuz 2020, Çarşamba 12:34
1165 kez okundu

Eveeet, yazılarımı okuyanlara ''artık kabak tadı verdi'' dedirten aynı mevzuyla bugün de karşınızdayım. Temizlik-Maske-Mesafe üçlüsüne riayet edilmesi halinde yüzde 97 korunabileceğimiz coronavirüs konusu! Bir önceki yazımda; maske kullanmanın zorunlu hale getirilmesinin bir nebze de olsa maske takan sayısında artış sağlayabileceğini düşünüyor olmakla beraber, yine de bu konuda dirençli bir kesimin olacağından ve onlara sosyal sorumluluk çerçevesinde maske takan vatandaşlarca yapılacak uyarıların geri dönüşlerinin nasıl olacağından duyduğum kaygıdan bahsetmiştim ve kaygılarımın boş olmadığı ortaya çıktı!

Karabağlar 4 no'lu Aile Sağlığı Merkezi'nde görev yapan bir meslektaşım, gelen maskesiz kişilere maske takması gerektiği yönünde uyarıda bulunması neticesi darp edildi. Düşünün ki bu uyarıyı yapan kişi, salgınla mücadelede bilfiil görev yapan ve insanların sağlığı konusu kendi asli görevi olan bir doktorken başına bu geldi! Yolda yürüyen herhangi bir sorumlu vatandaşın, yanından geçen herhangi bir sorumsuz vatandaşa yapacağı maske takması uyarısının varması muhtemel sonuçlarını varın siz hayal edin!

Doktor dövmek bu ülkede artık son derece sıradanlaştı, adeta bir alışkanlık haline geldi ama bu kez doktorun dayak yeme nedeninin üzerinde duracak olursak, bu kafayla bu toplum bu coronavirüsü nasıl yenecek diye sormak lazım! Doktorun dövülmesi de değil sadece sıradanlaşan, hatta öldürülmesi bile gülünecek bir mevzuymuşcasına ele alınıyor artık televizyon programlarında bile... Armağan Çağlayan'ın konuğu olarak gelen doktor katili ''saygıdeğer'' zat ekran karşısında doktoru öldürdükten 7 yıl sonra nasıl da içerden çıktığını böbürlenerek anlatırken Armağan Çağlayan da buna gevrek gevrek gülebiliyor..! Herneyse...

Gayet sıradanlaşan, doktor dövmenin de doktor öldürmenin de artık rutine bindiği caanım Türkiyem'de böylesi haber değeri dahi taşımayan!! bir konuyu daha da fazla uzatmadan asıl konumuz olan coronavirüs'e geri dönüş yapalım... Dediğim gibi, bu seferki doktor dayağını farklı kılan şey coronavirüs nedeniyle doktorun maske takma uyarısında bulunmasından kaynaklı olarak dayak yemiş olması! Bakınız; süreç uzadıkça irade mücadelesi de, nefis hakimiyeti de zorlanmaya ve açıklar vermeye başlar doğal olarak, ancak hala tehditin boyutu çok büyük! Ben de buradan mütemadiyen bu konuyu yazarak, kendimce insanları ara ara dürtüp rehavet uykusundan uyandırmaya çalışıyorum.

Şu sıralar vaka sayıları hiç de yüz güldürücü değil... Dayak yeme riski de olsa maskesiz dolaşanları da, yakın duranları da, toplu dolaşanları da uyarmaya devam etmeli (toplum sağlığı için) ölüm riskini göze almaktansa dayak yeme riskini göze almaya devam etmeliyiz. Bu uyarıları yaparken insanların ciddiye alıp da uymasını sağlamanın zorluğunu bizzat kendim de yaşıyorum ama vazgeçmiyorum...

Bir örnek olsun diye kendi yaşadığım son zorluktan bahsedecek olursam; aylardır evimize ne eşim ne de ben aile büyüklerimizi, yakın akrabalarımızı dahi sokmuyoruz. Ben ufak kızımı ve eşimi korumak adına işim gereği hastane ortamında çalışmak zorunda olduğumdan, günlük giysilerimi (hastanede çıkarttığım halde) eve girince hemen balkona havalandırmaya atıyorum. Kimseye temas etmeden hızlıca duşa giriyorum. Cep telefonumu dezenfektanla siliyorum. Eşim ve henüz 4 yaşındaki kızım da tüm temizlik, maske, mesafe kurallarına uyuyor.

Hal böyleyken, üst katımıza yeni taşınan yalnız yaşayan bir komşumuz maalesef haftanın birkaç günü muhtemelen kendisine yalnızlığını giderebileceği bir arkadaş olarak apartmanımızda eşimi seçtiğinden olsa gerek, evimize oturmaya gelip gitmeye başladı. Kendisi iş yaşantısının içinde, aktif bir sosyal yaşantısı olan yani farklı farklı ortamlarda farklı farklı pek çok kişiyle de teması olan birisi.

Evimize ilk girdiğinde ev kazası neticesi ayağındaki cam kesisine bakmam maksatlı gelmişti ki bunu anlayabilirim... Kendisine hemen bir maske verip, kızım-eşim-ben de maskelerimizi takıp müdahalesini yaparken de, evimize yakın akrabalarımızı dahi almadığımızdan ve bizlerin de gitmediğinden bahsederek konuyla ilgili hassasiyetimi belli etmiştim! Ancak maalesef ben hala komşumuzun eve oturmaya gelişlerini, kendisiyle iyi komşuluk ilişkilerini bozmamak adına, engelleyebilmiş değilim.

Sahip olduğu sosyal yaşantısı nedeniyle ciddi bir taşıyıcı olma riskine karşın, eşimi ve özellikle de henüz bağışıklığı tam oturmamış yaşlarda olan kızımı enfekte etme riskini düşündükçe de yukarıdaki satırlarda da bahsettiğim gibi ''ölüm riskini göze almaktansa, kötü olma riskini göze almak'' yönünde bir tercih mi kullansam acaba diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum doğrusu. Umudum, anlayış çerçevesinde çözmek tabii ki...

Taş insana uzağından gelmezmiş misali, şu anda en büyük tehdidi bana yaşatan, her gün bulunduğum hastane ortamından ziyade, üst komşumun (tehdidin büyüklüğünü farkında olmamasından kaynaklı olarak) evime yaptığı ziyaretler ne yazık ki! Bu örneği anlatıyorum ki, sizler de her türlü zorluğuna rağmen, gerekirse bu konuda duyarsız davrananlara karşı her türlü olumsuzluğu göze alarak uyarılarınızı sürdürmeye devam edin diye... Öyle sanıyorum ki evimdeki üst kat komşum kaynaklı tehdit devam edecek olursa benim de yapacağım şey bu olacak gibi...

İsmet Paşa'nın ''bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur'' sözünde yer alan ''namus'' kelimesi yerine ''sorumlu'' kelimesini koyarak, takınacağımız tavrın nasıl olması gerektiğine dair doğru bir sonuca varabiliriz..!

Bir de, konuştuğum kişilerin pek çoğundan duyduğum şey; ''insanların normalleşmesiyle birlikte artık sürü bağışıklığı oluşmuştur'' yönündeki yanlış algı! Türkiye'de 153 bin hanede yapılması planlanan antikor taraması (bağışıklık göstergesi) testlerinin 118 bini tamamlandı ve aşağı yukarı Türkiye'nin bağışıklığı çıktı ortaya! Binde 8'ler civarı... Yani yüzde 1'in altı..! Buna bel bağlayıp yalancı rahatlamayı tercih edenler bilsin ki, bir toplumun bağışık kabul edilebilmesi için olması gereken yüzdelik dilim yüzde 60-70 bandında yer almalı! Mevcut göstergelerle Türkiye'de bunun oluşabilmesi için geçmesi gereken tahmini süre ise yaklaşık 11 yıl...

Zaten yüzde 60-70'lik oran yakalanmış olsaydı bile, virüse maruz kalıp iyileşenlerin bağışıklığının da bir süresi olduğu ve bu sürenin ortalama 3-4 ay olduğu, yani enfekte olup düzelen birisinin de 6 ay sonra yeniden hastalanma riskinin olduğu yapılan son çalışmalarda belirtiliyor. Bunun bir diğer anlamı da, bulunacak olan aşının da koruyuculuğunun belli bir süre için olacağı..! Ayrıca bulunacak olan aşının koruma etkinliğinin de maksimum yüzde 70 civarı olacağı yönünde Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü Başkanı Dr Anthony Fauci'nin açıklamaları mevcut...

Bu tarz bilimsel verileri de yer yer sizlerle paylaşıyorum, çünkü sağda solda gerçekliği kanıtlanmamış dedikodu haberlerinin tesiriyle yanlış kanaatlere kapılmaktansa bilimin sunduğu gerçekçi verilerle ne yapıp ne yapmamamız gerektiğinin daha iyi anlaşılabilmesi için... Mevcut bilgiler ışığında yapmamız gereken şey şu aşamada; ''korunmak''..! Hem kendimizi, hem de çevremizi...

Dayak da yesek hekim sorumluluğu çerçevesinde davranmaya devam, dayak da yesek dayak atanların ve onların coronavirüs enfeksiyonuna maruz bırakacağı kişilerin hastalıklarını iyileştirmek için çabalamaya devam, hekim olmasak da sorumlu bireyler olarak dayak yeme riski de olsa en az sorumsuzlar kadar cesaretli olarak yanlış yapanları uyarmaya devam... Tüm bunlara devam ki, işte o sayede bu memleket için coronavirüs'ten kurtuluş mümkün olabilsin!

Sağlıcakla kalın!..


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

10.08.2020 Sizler bari yapmayın bunu..!

30.07.2020 Karşıyakalı mutsuz ama umutsuz değil!..

16.07.2020 Survivor ve yaşam hakkına saygısızlık, ne yaman ironi!

10.07.2020 Karşıyakamda bana her gün güzel dostlar...

26.06.2020 900 Liralık umut

19.06.2020 Bir taşla iki kuş!

12.06.2020 Biz TaMaM demeden coronavirüs bitmez; Karşıyaka taraftar grubuna

07.06.2020 Şu saatten sonra...

30.05.2020 Nasıl olacak, nasıl?

23.05.2020 Çenede maske

16.05.2020 Şampiyon Karşıyaka; Eurocup mı FIBA Champions League mi?

09.05.2020 Dumur detayından anne kavramına...

03.05.2020 Biraz da mizah...

25.04.2020 Rehavete kapılmak için çok erken!

18.04.2020 Karşıyaka Çarşısı

11.04.2020 Sadece 2 gün dayanamama korkusu ve boşluğun yerini alan kural tanımazlık

02.04.2020 Migren - 65 Yaş Üstü - İzmir

20.03.2020 Doktor kahraman mı?!

13.03.2020 Coronavirüs

06.03.2020 Yelken, içimizdeki İrlandalılar ve anormal olan üç şey!

02.03.2020 Karşıyaka manzaraları

26.02.2020 İyi, kötü, çirkin

14.02.2020 kArŞıyaKa

03.02.2020 Karşıyaka için; itidal...

27.01.2020 Basketbol adına her şey için teşekkürler Black Mamba

21.01.2020 Göztepe'nin Torbalı'daki altyapı tesis alanı 103 dönüm!

17.01.2020 Medeniyet tarikatına mensup Filenin Sultanları

06.01.2020 Efes maçının özeti; kendi göbeğini kendin keseceksin arkadaş

30.12.2019 Ölümü gösterip sıtmaya razı edemeyecekler, 2020'ye yeni umutlarla...

13.12.2019 Çok yazık, çok üzücü... Şayet kapatıldıysa!

02.12.2019 Kazanılan bir maçtan fazlası! Zirvede devam...

30.11.2019 Sen mi, siz mi?

25.11.2019 Türk usulü Black Friday - Esmer Günler, eyvah!

06.11.2019 2014-2015 sezonu (Şampiyon Takım) ve başlangıç itibariyle bu sezon

04.11.2019 Esarete başkaldırının sembolleri Vals'te buluştu

24.10.2019 Takımın lakayıtlığı Ufuk Sarıca'nın formsuzluğuyla birleşince

18.10.2019 Ben ölürsem seni iyileştiremem ki!

16.10.2019 Nargilenin götürdükleri

08.10.2019 Germiyan Köyü, Slow Food ve Germiyan Festivali

28.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi - Bölüm 2 - Yerli Transferler

26.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi

13.09.2019 Banka sırası bekleyenler-Poliklinik sırasında bekleyenler

03.09.2019 Karşıyaka bir basketbol kulübü mü oluyor?  

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

26.07.2019 Çamur at izi kalsın!

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?