ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Çamur at izi kalsın!

Çamur at izi kalsın!

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
26 Temmuz 2019, Cuma 10:13
209 kez okundu

     İzmir Milli Kütüphanesi. Türkiye'nin ''milli'' ünvanını taşıyan ilk kütüphanesi.

     Giritli Ali Refet Efendi'nin kurduğu özel bir kütüphane olan ''Osmanlı Kütüphanesi'' yaklaşık 10 yıl süre ile varlığını koruduktan sonra 2'nci meşrutiyet'in ilanı ile kapatılmak zorunda kalmıştı. Bu dönemde milli kütüphane kurulması yönünde çalışmalar başlatılmıştır ve Osmanlı Kütüphanesi'nin kitapları da buraya devredilecektir. Çalışmalar 1911 yılında başlamıştır. İzmir'de başlayan milli kütüphane kurma girişiminin başında ise İttihat ve Terakki Cemiyeti İzmir Şubesi ''heyet-i merkeziye'' üyesi ve Hizmet gazetesinin sahibi Kadızade İbrahim Refik Bey bulunmaktadır.

     İbrahim Bey, İttihat ve Terakki'nin İzmir genel sekreteri olan Talat (Muşkara)'ya başvurarak yardım ve desteğini ister. Bilindiği üzere aslen Nevşehir'li olan Talat Muşkara aynı dönemlerde Karşıyaka Spor Kulübü'nün ilk kuruluş dönemlerinde de önemli katkıları olan birisidir. Sonunda Talat Bey'in de yardımıyla ''Milli Kütüphane ve Teşvik-i Maarif Encümeni'' adını taşıyan bir heyet oluşturulur. Oluşturulan heyetin yoğun çabalarına karşın ihtiyaç duyulan maddi gelir elde edilemez. Bunun üzerine İbrahim Refik Bey heyetten çekilir ve heyet dağılır.

     Ardından Talat Bey, İzmir'de çeşitli okullarda matematik öğretmenliği yapan Mehmet Celal (Saygun)'u çağırarak yeni bir heyet oluşturmasını ister. Bu yeni heyette yer alanlar arasında yine Karşıyakamızla bağlantılı olarak Osmanzade Hamdi Bey (Aksoy) da yer almaktadır. Bugünkü Osman Bey parkına ve Aksoy semtine adını veren, yüzyıllar önce padişah tarafından İzmir'e gönderilen İzmir'in en köklü ailelerinden ''Osmanzadeler'' dendir kendisi. Popüler kültürü daha yakından takip edenler için şöyle de tarif edebilrim; ''vatanım sensin'' dizisindeki ''albay Cevdet'' karakterinin (gerçekte Gavur Mümin yani Osmanlı ordusu jandarma yüzbaşısı Osmanzade Mümin -Aksoy- Efendi) öz amcasıdır... Herneyse...

     Oluşturulan bu yeni heyet de olanca çabalarına ve yardım toplama girişimlerine karşın yeterli finansal gücü elde edemez. Kütüphanenin kendi kendisini finanse etmesinin yollarını bulmak gerekmektedir. Bu maksatla sonunda Beyler sokağında daha önce jandarma alay mektebi olarak kullanılmış olan Salepçioğlu Hacı Ahmet Efendi'nin konağı 1912 Nisan'ında seneliği 100 liraya kiralanır. Konağın harem kısmı aynı kira bedeliyle İttihat ve Terakki Cemiyeti İzmir şube merkezine ve cemiyetin vilayet kulübüne verilir. Böylece konağın kendilerine kalan selamlık kısmı kütüphane olarak düzenlenebilecektir. Kitap ve maddi yardım kampanyalarının devam etmesiyle nihayet 6 Temmuz 1912'de okuyucunun hizmetine açılır.

     Fakat kütüphaneyi yaşatmak ve geliştirmek gereklidir. Bunun için de konağın bahçesine sürekli gelir getirmesi için tiyatro oyunlarının da sahnelenebileceği bir sinema binası inşaasına karar verilerek o zaman için çok büyük bir rakam olan 1000 lira tutarında borcun altına girilir. 1913 Mart ya da Nisan gibi inşaat tamamlanır. Zamanla borç ödenir ve gelirin yarısı kütüphaneye yarısı ise fakir çocukların eğitim masraflarına harcanmaya başlanır. Ancak daha büyük bir kütüphane binası ve daha modern bir sinema binası planları devreye girmiştir.

     O zamanların kendine has ve kudretli valisi Rahmi Bey tarafından 1915'de kütüphane heyetine yeni arsalar temin edilir. Bu arsalar şimdiki Milli Kütüphane, Devlet Opera ve Balesi ile Bahri Baba Parkı'nın bugünkü Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'ne bakan cephesindeydi. Buralara patinaj salonu (sonradan yapımından vazgeçilmiş), kütüphane ve sinema salonu binalarının yapımına başlanır. Ancak araya Yunan işgali ve kurtuluş savaşı yılları girer.

     1926'da ''Elhamra Sineması'' olarak anılan bina biter ve işletmeye açılır. Milli Kütüphane binası ise bundan ancak 7 sene sonra tamamlanabilecektir. Gereken finansman, kütüphanenin biriken parası yanısıra, İpek film şirketinden (İpekçi Kardeşler) alınan 6 yıllık kira bedeli olan 45000 lira ve belediye tarafından istimlak edilen arsalarının karşılığında aldıkları yangın sahasındaki arsaları muhtelif kişilere satmaları suretiyle temin edilebilmiştir (sinema binası 1978 yılından itibaren Devlet Opera ve Balesi binası olarak Kültür ve Turizm Bakanlığına kiralanmıştır). Cumhuriyetin 10'uncu yılında 31 Ekim 1933'de, yani açılışından sonra kendine ait yeni ve modern bir kütüphane binasına kavuşabilmesi için verilmiş olan 21 yıllık mücadelenin ardından büyük bir törenle yeni ve şimdiki yerinde hizmete girmiştir. İnşaat sürecinde Atatürk tarafından 3 kez ziyaret edilmiş olması ulu önderin bu konuya verdiği önemin değerli bir göstergesi olmuştur.

     Emin olun İzmir Milli Kütüphane'nin ayakta kalma mücadelesi bugün için de sürmekte. Çünkü dernek vasfında olan ve gayrimenkullerinden gelen kira bedelleri ve bazı bağışçıları dışında hiçbir geliri olmayan bu önemli, hem de çok önemli ilim irfan yuvası günümüz koşullarında ancak çok büyük fedakarlıklarla varlığını sürdürebilyor. Asgari ücrete tabi çalışanlarının yaptığı işlere bakacak olursanız, aslında tamamen gönüllülük esasıyla çalışıyor olduklarını anlarsınız.

     Çalışanlarının aralarında hangi kademe farkı olursa olsun tamamen bir hizmet aşkıyla ve görev ayrımı yapmaksızın verdiği mücadeleyi ben bizzat biliyorum. Hem üyesi olmam nedeniyle hem de idarecilerinden olan Sayın Berin Pamukoğulları'nın damadı olmam vesilesiyle bunları bilmekle kalmıyor aynı zamanda Milli Kütüphane ailesinin bir bireyi olmaktan da büyük gurur duyuyorum. Milli Kütüphane Vakfı Başkanı Sayın Av. Ulvi Puğ başta olmak üzere her kademede tüm çalışanlarının Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı olduklarını hem biliyor hem de yaptıkları uygulamalarla bunu yaşatmak için harcadıkları çabaları izlerken gerçekten duygulanıyorum. Düzenli olarak yapılan Perşembe konferanslarının konu içeriklerine şöyle bir göz atmak bile bunu anlamak için yeterli.

     Hal böyleyken, sosyal medyada gördüğüm bir paylaşım beni ziyadesiyle üzdü. Her şeyden önce Milli Kütüphane çalışanlarının onca fedakarlığına karşı yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyorum. Paylaşılan şey bir fotoğraf karesi... Fotoğrafta Milli Kütüphane'nin bahçesi yer almakta. İçersinde Atatürk büstünün yer aldığı... Bahçede toprak zemin üzerinde bir kedi ve zeminde de yer yer taş yığınları izleniyor. Paylaşımı yapan kişi bundan hareketle diyor ki; ''Burası İzmir Milli Kütüphane'nin bahçesi... Atatürk'ün büstünü koyuyorsan ona layık olacaksın...''

     Bu paylaşımı yapan kişi keşke gördüğü manzara karşısında (gerçekten üzüldü ise) üşenmeyip de kütüphane yetkilileriyle önce bir görüşmeyi deneseydi. Ben o fotoğraf karesini görür görmez öyle yaptım. Ve gerçeği öğrendim. Şu sıralar genel bir bakım sürecinden geçildiğini, o fotoğraftaki bina kısmı da dahil boya-badana işleri yapılacağını ve şu aşamadaki o görüntünün nedeninin bu olduğunu, tadilat-bakım işleri bittiğinde görüntünün öyle olmayacağını söylediler.

     Habere konu edilen kişilere ulaşılmadan haber yapmanın yanlışlığı konunun bir tarafı tabi. Asıl yanlış olansa bence Atatürkçülüğü böylesine şekilcilik seviyesine indirme hatasına düşmek. Atatürk'e saygı, yukarıda uzun uzun anlattığım gibi milli kütüphane çalışanlarının sadece ve sadece memleketin ilim irfan eksiğine katkı sağlamak için ve hiçbir çıkarları olmaksızın uzuuun uzun yıllardır verdikleri çabalar şeklinde verilen mücadeleyle olur. Sen istediğin kadar kafanda Atatürk büstü önünde peyzaj çalışması yap, bu kafayla Atatürkçü düşünce yapısına tek katkın bağ-bahçe düzenlemesi yapmak seviyesinde kalır. Amacı üzüm yemek olup da bağcı dövmek olmayanların sayısının artması umuduyla...

     Sağlıcakla kalın!...


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

02.12.2019 Kazanılan bir maçtan fazlası! Zirvede devam...

30.11.2019 Sen mi, siz mi?

25.11.2019 Türk usulü Black Friday - Esmer Günler, eyvah!

06.11.2019 2014-2015 sezonu (Şampiyon Takım) ve başlangıç itibariyle bu sezon

04.11.2019 Esarete başkaldırının sembolleri Vals'te buluştu

24.10.2019 Takımın lakayıtlığı Ufuk Sarıca'nın formsuzluğuyla birleşince

18.10.2019 Ben ölürsem seni iyileştiremem ki!

16.10.2019 Nargilenin götürdükleri

08.10.2019 Germiyan Köyü, Slow Food ve Germiyan Festivali

28.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi - Bölüm 2 - Yerli Transferler

26.09.2019 Karşıyaka'nın basketbolda yeni transferlerinin analizi

13.09.2019 Banka sırası bekleyenler-Poliklinik sırasında bekleyenler

03.09.2019 Karşıyaka bir basketbol kulübü mü oluyor?  

20.08.2019 Ağaçların gözyaşları

09.08.2019 Kaz Dağları'nın üstü altından değerlidir...

06.07.2019 Phaeton (Fayton)

21.06.2019 Ufuk Sarıca’nın aynı başarıları yakalayabilmesi için!

17.06.2019 Önce Karşıyaka, sonra Ufuk Sarıca veya Oktay Mahmuti

11.06.2019 Ayranı yok içmeye!

31.05.2019 Hasretle bekliyoruz

20.05.2019 Eskiden!..

02.05.2019 Basketbolda Karşıyaka play off dışı. Şaşırdık mı?

25.04.2019 Ölüm yetmez!..

12.04.2019 16 Günahsız ve İnsansı’lar…

01.04.2019 Kutsal topraklar artık ona emanet: Dr. Cemil Tugay

29.03.2019 Meğer 2014 yılında anket yapılmış!

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)