ANA SAYFA > Yazarlar > Prof. Dr. Yavuz Taşkıran > Üniversite’ye girme hırsı

Üniversite’ye girme hırsı

Prof. Dr. YavuzTaşkıran
Sosyal Medya :
12 Aralık 2020, Cumartesi 11:53
443 kez okundu

Liseyi bitiren öğrencilerimizin en büyük hayali, istedikleri bir alanda Üniversiteye girebilmede toplanıyor. Kuşkusuz bu kolay olmuyor. Lise döneminde alınan puanların yanısıra ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlara katılmak ve oradan belli oranlarda yüksek puanlara sahip olmak gerekiyor.
İdeallerine kavuşmak isteyen genç kardeşlerimin bu alanda çok fazla çaba göstermesi gerekiyor. Gerektiğinde dershanelere gitmek, evde daha çok çalışmak ve istedikleri programlarda okumak için çok farklı bir performans göstermesi gerekiyor.
Birçok Üniversite, bünyesinde bulunan Fakülteler, Bölümler ve Programlar için farklı puan türlerine göre öğrenci kabul ediyorlar. Tıp Fakülteleri, Mühendislik Fakülteleri ve hatta Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesine girebilmek için belli sayılar içerisinde olmak gerekiyor. Spor Bilimleri Fakültelerinde bulunan Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümüne ön kayıt olabilmek için sınava girenler arasında ilk 800 bin içinde olmanız gerekiyor. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü her Üniversitede yok. Bu sebeple Spor Hocası olmak isteyen bir aday öğrenci önce ilk 800 bin içerisinde olmak zorunda…
Aslına bakılırsa şimdiki lise mezunlarımızın, sayıları 100’e varan Spor Bilimleri Fakültesi ve Spor Yüksekokulu olmasından dolayı eskiye göre epeyce şanslı durumdalar. Bu satırların sahibi, o zamanki Gençlik ve Spor Akademisine girebilmek için sayısı yalnızca 3 tane olan bu kurumlardan birinde öğrenci olabilmek için Ankara’da bir hafta süren özel yetenek sınavlarına katılmış idi.
Türkiye zamanla gelişti. Spor ile ilgili olarak Üniversiteler Spor Yüksekokullarını kurdular. Eğitim Fakülteleri Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerini açtılar. Spor Bilimleri Fakülteleri de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümlerini aktif hale getirdiler. Bu bölümler için gerekli Öğretim Üyesi ve Öğretim Elemanlarını sisteme dahil ettiler. Fakat konu öğretmenlik olunca Yüksek Öğretim Kurulu çok radikal bir karar almada tereddüt etmedi. Hatırlıyorum, birkaç yıl öncesinde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümleri için ilk 240 bin arasında olma koşulu getirilmiş ve bu karar hep ileriye doğru ertelenmişti. Kimse bana kızmasın, bu konudaki kararı gönülden desteklediğimi bilmenizi isterim.
Bu sene ilk 800 bin koşulu gelince sanıyorum Fakültelerimiz bu bölümdeki kontenjanlarını dolduramadı. Aday öğrenciler, Rekreasyon, Antrenörlük ve Yöneticilik Bölümlerine yöneldiler. Spor Eğiticisi olmak kolay bir şey değildir değerli okurlarım. Minimum 4 yıl süren eğitim-öğretim ve araştırma döneminde öğrenciler çeşitli uygulamalara da katılmak zorundalar. Birçok dersi hem teorik hem de pratik olarak katılmak ve başarmak durumundalar. İlk bakışta kolay gibi görünen bu süreçler çok ciddi bir zaman yönetimini gerektirmektedir.
Bugüne geldiğimizde yaklaşık dört yüz bin civarında çeşitli alanlarda öğretmen olmayı bekleyen diplomalılarımız var. Bunun yarısından biraz azı Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni olabilir. Dört yıllık lisans dönemini bitir, tez yaz, okul deneyimi, öğretmenlik uygulaması gibi stajları tamamla, sonra bitmedi, KPSS gibi bir sınava gir, sonucu bekler, bir puan ile atanama…
Bu durum bir sinema filmi gibi her yıl tekrar ediyor. Buna bir çözüm getirilmesi gerekir. Eğer kendi bitirdikleri meslek alanında çalışamayacaklarsa bu gençler kısa süreli hizmetiçi eğitimlerle başka veya yan dallara kaydırıp başarılı, verimli olabilecekleri işlerle iştigal etmelerini sağlamalıyız. Bugün bir Beden Eğitimi öğretmeni, ilgi duyduğu ve yapmakta olduğu sporla ilgili olarak pekâla kulüplerde koçluk yapabilir. Antrenörlük yapabilir.
Bu arada, yine eski yıllara götüreceğim sizleri: Gençlik ve Spor Akademilerinde mezun olabilmeniz için bir ana dal ve bir de yan dal eğitimi almak zorunda idiniz. Ve bu branşlar uygulamalı alanlardan oluyordu. Şimdilerde çeşitlilik arttı ancak sayısal enflasyon yüzünden iş bulmakta zorluk çekiliyor. Çözüm çok basit: İhtiyaç kadar eğitici yetiştirmek… Bunu söyleyen bir politikacı olsa, hele hele iktidardaki birisi olsa sanırım siyasi yaşamı anında biterdi.
Bugün biraz uzattım. Nasıl olsa evlerdesiniz, okumak için zamanınız vardır diye düşünerek yazmaya devam ediyorum.
Üniversitelerin Spor Bölümlerine girmede, spor yapmanız, yarışmalara katılıp derece yapmanız adaylara avantaj kazandırmaktadır. Fakat bazı branşlarda, sahte demek istemiyorum ama düzenlenen turnuvalara olan katılım sayıları veya başka kriterler, olması gereken koşulları kapsamıyor. Alelacele yapılan maçlara katılan sporculara sanki zorla derece dağıtılıyor gibi geliyor. Sonrasında, başvurdukları Fakültelere neredeyse yetenek sınavlarına girmeden ve yüzde 100 burslu olarak girmek istiyorlar. Bu bir adaletsizliktir. İlgili birimler gerekli önlemleri derhal almalıdırlar.
Millilik konusu ne yazık ki tartışmalı hale gelmiştir. Hangi sporlarda milli olunmaktadır? Bu sporların kategorileri ne olmalıdır? Olimpik Sporlar demek acaba daha doğru mu olacaktır? Devlet ve Vakıf Üniversitelerindeki yaklaşımlar çok farklıdır. Özel yetenek sınavları her Üniversitede farklı şekillerde yapılmaktadır. Ön kayıtlar için duyurulan puanlarda çok büyük farklılıklar bulunmaktadır. Yakında bu konularda iyi bir iş birliği sağlanacak ve ortak akıl etrafında buluşulacaktır beklentisi içindeyim.
Üniversiteye girelim. Ama çalıştıklarımızın karşılığında…
İyi bir hafta dileği ile…


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

16.08.2022 Kronometrenin telleri

08.08.2022 Sporda Coğrafyanın neresindeyiz?

01.08.2022 Antrenör yetiştirme sorunları

24.07.2022 Yarış stratejileri

18.07.2022 Kocaeli neden üst liglerde değil?

10.07.2022 Antrenman yapmaktan korkmayın

06.07.2022 Hentbolun görünürlüğü

26.06.2022 Akdeniz Oyunlarındayız

20.06.2022 Türk mü, Osmanlı mı?

12.06.2022 Futbolun kısa hikâyesi

05.06.2022 Bizleri kim yetiştirdi?

29.05.2022 Yeni Spor Yasası-2

22.05.2022 Keramos hikâyesi

08.05.2022 Trabzon’un Şampiyonluğu

02.05.2022 Bayram tadında

23.04.2022 57. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu

18.04.2022 Güzel futbola neler olıuyor?

11.04.2022 Bariyerler katil mi?

03.04.2022 Spor Yasasına farklı bir bakış

27.03.2022 Olimpik haberler

20.03.2022 Yeni Spor Yasası

10.03.2022 Hakemlere veda

20.02.2022 Antrenmansız spor

16.01.2022 50 Yıllık Ülke, 100 Yıllık Üniversite

01.01.2022 Spor Bilimleri Derneğinin 30. Yılı

26.12.2021 Spor bir köprü mü, yoksa sınır mıdır?

19.12.2021 Spor Federasyonları ile Üniversite ilişkisi

11.12.2021 Üniversite Sporları

02.12.2021 Gaziantep Hikayesi

18.11.2021 Spor, ekonomi, kültür

06.11.2021 Üniversite Sporları Federasyonunun 25. Yılı

24.10.2021 Spor eğitimi nasıl olmalıdır?

20.10.2021 2024 Paris’e hazır mıyız?

05.10.2021 Yedek bankında kimler oturmalıdır?

26.09.2021 Yeni bir hayat üzerine

03.09.2021 Hareket ve Oyun

21.08.2021 Federasyon Başkanlığı Seçimleri

12.08.2021 Antrenör Eğitimi meselesi

23.07.2021 Bayrama gelirken...

08.07.2021 Eğitime yeni bir model

21.06.2021 Başarının düşmanları…

24.05.2021 Hareket ve Motor Kontrol Kongresi

02.05.2021 Bu defa Viyana

20.04.2021 Şampiyonlardan Süperlere…

05.04.2021 Mavi kravatın sırrı…

21.03.2021 Çizmeyi aşma!

08.03.2021 Duyum ve algı

15.02.2021 İnternet, TOHM, Kamp Merkezi

16.01.2021 Kısa dokunuşlar…

02.01.2021 Eğitimden vazgeçmek: Asla!

27.12.2020 Sportif Pandemi…

19.12.2020 Notalar ve Bisiklet...

22.11.2020 Kablosuz İletişim

08.11.2020 Pandeminin eğitime kattıkları…

25.10.2020 Renklerin sesi

10.10.2020 Uzaktan spor eğitimi

20.09.2020 Bağışıklık, beslenme ve egzersiz

06.09.2020 Orhan Mengi’nin ardından…

23.08.2020 Pandemi böyle giderse…

14.08.2020 Açık öğretimde spor eğitimi

05.08.2020 Tünelde müzik…

23.05.2020 Salgının spora zararı

03.05.2020 Corona’da spor yaklaşımı

19.04.2020 Umutsuzluğu başka zamana bırakın

19.03.2020 Korona’ya karşı önlemler*

07.03.2020 Kadın sporcularla

22.02.2020 Formula 1 ve MotoGP

15.02.2020 Yemek nerede yenilir?

04.01.2020 Dijital ve İnnovatif Spor

30.12.2019 Antrenör eğitimi üzerine…

07.07.2019 Güreş, ata sporumuz mu?

23.06.2019 Milli sporcuların sorunları

20.05.2019 19 Mayıs 2019

25.04.2019 Yeni Başkanlara Tavsiyeler

26.02.2019 Yerel yönetimler ve spor

21.02.2019 Hangi tarafı destekleyelim?

07.01.2019 Yüzme ve kayakta neden yokuz?

07.01.2019 İzmir'de akılda kalanlar

07.01.2019 Oyun, spor ve ilkokul...

07.01.2019 Spor: Bir başka bahara…

07.01.2019 Eğitim, Gençlik ve Spor için bir öneri

07.01.2019 Sporun gizli ve renkli tarafları

07.01.2019 Türk Futbolunun Sorunları ve Futbol Ekonomisi

07.01.2019 Eğitim, hareketi sevmiyor!

07.01.2019 Gençler için ne yapıyoruz?

07.01.2019 Her hoca değişikliği bir transferdir!

07.01.2019 Kış koşullarında antrenman

07.01.2019 Spor bir karakter işidir

07.01.2019 Spor için sivil toplum kuruluşları

07.01.2019 Alt yapıda neden başarısız oluyoruz?

07.01.2019 Basketbol ve 3 sayı…

07.01.2019 TEOG, Spor, Hayat…

07.01.2019 Kirlenen madalyalar

07.01.2019 41 kere maşallah...

07.01.2019 Akıl teri mi, alın teri mi?

07.01.2019 Kendinize gelin!

07.01.2019 Bisiklet Çalıştayı üzerine...

07.01.2019 Geleceğin liderleri?

07.01.2019 Hayat meditasyon mudur?

07.01.2019 Yoldan kısa hikayeler (1)

07.01.2019 Sentetik Çim ve Halı sahalar

07.01.2019 Rahmaninof, İdil Biret, Güreş...

07.01.2019 Futbol tamam da diğerleri nasıl?

07.01.2019 İzmir’de olunca...

07.01.2019 Spor: Okulda mı, kulüpte mi?

07.01.2019 Kulüplerimiz, sporumuz nasıl güçlenir?

07.01.2019 Matematik mi, spor mu?


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Çok Okunanlar

Yatırımlara Korona ayarı

3

İzmir Valiliği'nden duyuru

4

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

sultanbeyli escort