ANA SAYFA > Yazarlar > Gülperi Altun Kılıç > Yoksulluk Çıkmazı

Yoksulluk Çıkmazı

GülperiAltun Kılıç
Sosyal Medya :
07 January 2026, Wednesday 12:13
238 kez okundu

İçimize kapandık. Evlerimize, kıyafetlerimize, hatta reels videolarına…
Birbirimizle sohbet etmekten korkar olduk. Birine selam verirken bile içimizden “Ya buyur gel derse?” endişesi geçiyor. Kahve içelim teklifi, bir dostluk daveti olmaktan çıktı; bütçeye açılan bir gedik gibi algılanıyor. O yüzden ister istemez geri çekiliyoruz.
Herkesin cebindeki eksiklik, elinin korkaklığına; oradan da yüreğine yansıyor. Daha fevriyiz artık. Durduk yere sinirleniyoruz. Ya da tam tersi, derin bir umursamazlık çöküyor üzerimize. Çünkü hiçbir şeye yetişemiyoruz: mutfağa, kiraya, ısınmaya, faturaya… Yaşamaya yetişemiyoruz. Yetişemeyeceğimizi düşündüğümüz için de vazgeçiyoruz.
Cüzdanımız yetişmiyor; cep delik, cepken delik. Oysa her yer ışıl ışıl. Alışveriş merkezleri dolu, pazarlar rengârenk, sokaklar insan kaynıyor. Ama herkes kavga edecek bir yer arıyor. Fiyatlar insanın içini yakmış, söndürecek bir öfke alanı bulmaya çalışıyor. “Merhaba” diyecek birini bulmak zor ama kaşını gözünü yaracak insan bulmak zor değil.
Trafik kavgaları boşuna mı bu kadar arttı? Belki HGS’ye takıldık, belki daha yeni benzin aldık ve canımız yandı. Toplu taşımada bir bilet parası gün boyu içimize oturuyor; sonra günah keçisi arıyoruz. Bu bazen “emekliler yer vermiyor” oluyor, bazen “gençler saygısız.” Apartman aidatı için toplantı yapılmaması kavgaya dönüşüyor. Sokak hayvanlarına yemek verilmesi bile tartışma konusu. Yaşlılar sokağa çıkmazsa, sokakta tek canlı kalmazsa… Biz kiminle kavga edeceğiz?
Bugün emekli maaşlarına neredeyse yok denecek kadar zam yapıldı. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu düzenin yükünü taşımış insanlara verilen mesaj açık: “İdare et.” Bu sadece emekliye değil, herkese söylenen bir cümle. Daha azına razı ol, ses çıkarma, beklentini düşür. Ama düşen sadece beklenti değil; yaşam standardı, umut ve insanın kendine duyduğu saygı.
“İş çok çalışmak isteyene deniyor.”
Ama çalışanlar da parasız. O zaman bu işte bir terslik yok mu? Fiyatlar mı çok yüksek, alım gücü mü çok düşük? Hayır, meseleyi buradan kaçırıyorlar. Suçu insana yüklüyorlar: “İnsanlar değişti, azla yetinmeyi bilmiyor.” Oysa değişen zaman. Hayat pahalılaştı, ihtiyaçlar arttı, sabit kalan tek şey maaşlar oldu.
İnsan istemezse sorun çıkmaz diyorlar. Normal vatandaş istemesin, razı olsun. Ama iş elektrik faturasına gelince, suya, doğalgaza gelince istemeden de bedel ödetiliyor. Vatandaş isteyince suç, sistem isteyince hak.
İnsanın alım gücü düşünce, hesap yapmaktan boğuluyor. Yoruluyor. Farkında olmadan ya saracak bir yer arıyor ya da yaşamaktan vazgeçiyor. Varlığını duyuracak, onu anlayacak bir muhatap bulamamaktan korkuyor. Suçlanmaktan çekiniyor. Zamanla kendini suçlu, tembel, yeteneksiz sanmaya başlıyor.
Oysa insan, fırsat sunulduğunda yaratıcıdır. Ama bu düzende insanın kendisinden önce yetenekleri ölüyor. Yaşıyor gibi görünüyor; aslında yaşamayı taklit ediyor. Bilerek ya da bilmeyerek.
Evlerde çocuklar var. Yoksullukla boğuşan ebeveynlerin ruh hali, çocuklara ya aşırı pasiflik ya da agresiflik olarak yansıyor. Çocuk ya akranlarının yanında içine kapanıyor ya da kavga eden, arkadaşının eşyasına zarar veren birine dönüşüyor. Bu sadece bireysel bir sorun değil; toplumsal bir hasar.
Siyasete bakış da buradan şekilleniyor. Derin bir güvensizlik hâkim: “Kim gelirse gelsin bir şey değişmez.” Yoksulluk kader gibi kabulleniliyor. Duyarsızlık, bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. “Bizden bir şey olmaz” yanılgısı yayılıyor. Kimileri de “Ben kendimi kurtarayım” diyerek yozlaşmanın duvarına bir tuğla daha koyuyor. Emeğini, aklını, kendine duyduğu saygıyı yok sayarak.
Bu yüzden bu yoksulluk sadece cebimizde değil.
Zihnimizde, ilişkilerimizde, çocuklarımızda, sokakta, trafikte, bakışlarımızda.
Asıl çıkmaz da burada başlıyor.
 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Köşe Yazarları

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?