ANA SAYFA > Yazarlar > Araştırmacı Bedri Cumhur Doğu > İttihad ve Terakki’nin 9 numaralı kurucu üyesi, Osmanlı Aydını: Tokadizade Şekip Bey

İttihad ve Terakki’nin 9 numaralı kurucu üyesi, Osmanlı Aydını: Tokadizade Şekip Bey

Araştırmacı Bedri CumhurDoğu
Sosyal Medya :
30 January 2026, Friday 14:01
56 kez okundu

1932 yılının Ekim ayı, şehrin en büyük entelektüel değerlerinden birinin vedasını simgeler. 6 Ekim sabahı, Karşıyaka’nın tanınmış mekanlarından Zeytinzade Remzi Bey’in Melek Sineması olarak bildiğimiz o dönemki adı Lüks Sineması olan mekanın alt katında kıraathanesinde yankılanan tek bir kurşun sesi, Türk edebiyatının en hassas kalplerinden birini durdurmuştur.

Bu intihar, rastgele bir vazgeçiş değil, bir babanın evlat acısı karşısında aldığı nihai ve trajik bir karardır.

O günün gazete kupürleri, olayı büyük bir üzüntüyle okuyucularına duyurmuştur. Vakit gazetesinin 8 Teşrinievvel (Ekim) 1932 tarihli nüshasında, "Tokadizade’nin Ölümü: Ölen oğlundan ayrılamıyan ince duygulu baba" başlığı altında, Şekip Bey’in vefatı ve bu vefata giden süreç detaylandırılmıştır.

Haberlerde vurgulandığı üzere, Şekip Bey’in yirmi sekiz yaşındaki oğlu Nasır Bey, Emlak ve Eytam Bankası’nda memur olarak çalışırken tifo hastalığına yakalanmış ve aynı günün sabahında hayata gözlerini yummuştur. Şair, bir süredir tifo ile pençeleşen oğlunun başucundan ayrılmamış, hatta dostlarına "Oğlum ölürse ben de kendimi öldürürüm" diyerek bu kaçınılmaz sona işaret etmiştir.

Şekip Bey’in intiharı, dönemin entelektüel çevrelerinde büyük bir şok yaratmıştır. Son Posta gazetesinin 9 Teşrinievvel 1932 tarihli nüshasında yer alan "İzmir, Tokadizade’yi Nasıl Kaybetti?" başlıklı haberde, şairin intihar etmeden önce pantolon cebinde bir haftadır tabanca taşıdığı ve bu tabancanın aslında bankacı olan oğlu Nasır’a ait olduğu belirtilmektedir.

 Haberin detaylarında, Şekip Bey’in oğlunun ölümünden habersiz olduğu bir anda kahveye geldiği, ancak aslında bu acıyı hissettiği ve hazırlıklı olduğu vurgulanır.

İzmir’in Kalbinde Bir Entelektüel: Doğum, Aile ve Tilkilik Yılları

Tokadizade Şekip Bey, 12 Haziran 1871 tarihinde İzmir’in en köklü ve tarihi semtlerinden biri olan Tilkilik’te dünyaya gelmiştir. Ailesi, dedesinin Tokatlı olması hasebiyle "Tokadizade" lakabıyla anılmaktadır. Bu lakap, Şekip Bey’in hem eserlerinde hem de sosyal hayatında bir imza gibi yerleşmiştir. Babası Tokadizade Mehmet Nuri Efendi, hem Osmanlı Bankası’nda üst düzey bir görevli hem de döneminin saygın şairlerinden biriydi. Annesi ise Rabia Hanım’dır. Şekip Bey’in entelektüel kimliğinin oluşmasında, babasının edebiyata olan tutkusu ve evindeki zengin kütüphane tartışmasız en büyük rolü oynamıştır.

Şekip Bey’in eğitimi, dönemin tipik bir Osmanlı aydınının geçirdiği evreleri kapsamakla birlikte, İzmir’in kozmopolit yapısından dolayı bir zenginlik sunar. Rüşdiye eğitimini tamamladıktan sonra İzmir Müftüsü Mehmet Said Efendi, Şeyhzade Hafız Ali Haydar ve Leblebicizade Tevfik gibi isimlerden klasik Arapça, Farsça ve edebiyat dersleri almıştır. Ancak onu çağdaşlarından ayıran en mühim özellik, sadece Doğu ilimleriyle yetinmeyip, bir Hristiyan öğretmenden felsefe, kimya, coğrafya ve Batı düşüncesi üzerine dersler almasıdır. Bu durum, onun Türkiye’nin en önemli entelektüellerinden biri olarak kabul edilmesinin temel nedenidir:

O, Doğu’nun hikmeti ile Batı’nın rasyonalizmini kendi zihninde harmanlayabilmiş nadir şahsiyetlerdendir.

İzmir ve Karşıyaka, Şekip Bey için bir varoluş biçimidir. Şehrin kültürel dokusuna nüfuz etmiş, belediye meclis üyeliği yapmış, kız lisesinde edebiyat öğretmenliği yaparak yeni nesilleri yetiştirmiştir. İzmir’in işgal edileceği söylentileri üzerine İzmir Müdafaa-yı Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer alması, onun bu şehre olan sadakatinin en somut siyasi belgesidir.

İttihatçı Yıllar ve Siyasi Mücadele: Meclis-i Mebusan’dan Sürgüne

Şekip Bey’in hayatındaki en dinamik ve aynı zamanda en fırtınalı dönem, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ile olan ilişkisidir. II. Meşrutiyet’in ilanından önce, Binbaşı Hüseyin Bey vasıtasıyla cemiyete dahil olan Şekip Bey, İzmir teşkilatının dokuzuncu üyesi ve umumi kâtibi (genel sekreteri) olmuştur. Bu dönemde cemiyetin İzmir’deki fikirsel örgütlenmesini yöneten isimlerin başında geliyordu.

1908 yılında Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte yapılan seçimlerde, Aydın Vilayeti Saruhan (Manisa) Sancağı’ndan mebus seçilerek Meclis-i Mebusan’a girdi. Mebusluk dönemi, onun imparatorluk meselelerine dair görüşlerini en açık şekilde ifade ettiği yıllardır. Ancak Şekip Bey, dogmatik bir partizan değildi. 31 Mart Vakası’ndan sonra cemiyetin bazı politikalarına ve parti içi muhalefete duyduğu tepki nedeniyle İttihat ve Terakki’den istifa etmiştir. 1912’de meclisin feshedilmesiyle İzmir’e dönmüş ve siyaseti bir kenara bırakarak ticaret hayatına atılmaya çalışmıştır.

Onun siyasi hayatındaki en hüzünlü sayfa ise 1899 yılındaki Bitlis sürgünüdür. Abdülhamit döneminin meşhur "jurnal" mekanizması, Şekip Bey’i de hedef almıştır. İzmir’de yayınlanan Hizmet gazetesindeki hürriyet yanlısı yazıları ve "erbab-ı mefsedet" (bozguncular) ile olan yakınlığı nedeniyle Bitlis’e sürülmüştür.

Bitlis Sürgünü ve Abdülhalim Memduh ile Kader Birliği

1899 yılında gerçekleşen Bitlis sürgünü, Şekip Bey’in biyografisinde bir kırılma noktasıdır. Bu sürgün, dönemin İzmir Maarif Müdürü Emrullah Efendi ile birlikte Paris’e kaçma teşebbüsleri ve sonrasında İzmir’e dönüşlerindeki siyasi takip neticesinde gerçekleşmiştir. Şekip Bey’e bu zorlu yolculukta Tevfik Nevzad, Mevlevi Şeyhi Nureddin Efendi ve edebiyat tarihçisi Abdülhalim Memduh gibi isimler eşlik etmiştir.

Abdülhalim Memduh ile olan bu sürgün arkadaşlığı, dönemin entelektüel dayanışmasının en önemli örneklerinden biridir. Bitlis’te geçirdikleri süre boyunca ağır denetimler altında tutulmuşlar, haklarında her iki ayda bir İstanbul’a "jurnal" (rapor) gönderilmesi emredilmiştir. Bu süreç, Şekip Bey’in şiirlerinde daha sonra görülecek olan "huzursuzluk" ve "dünyadan elini eteğini çekme" isteğinin ilk tohumlarını atmıştır. Yaklaşık altı ay süren bu sürgün hayatı, bir affın ardından sona ermiş ve Şekip Bey İzmir’e dönmüştür; ancak dostu Abdülhalim Memduh, yeni bir sürgün korkusuyla yurt dışına firar etmiş ve 1905’te İngiltere’de vefat etmiştir. Şekip Bey’in dostlarını ve yol arkadaşlarını birer birer kaybetmesi, onun ilerideki karamsar ruh halini besleyen temel unsurlardan biri olmuştur.

Şairliği ve Edebi Kimliği: "Muzdarip Bir Ruhun Notaları"

Tokadizade Şekip Bey’in şairliği, tek bir ekole hapsedilemeyecek kadar zengindir. Akademik kaynaklar onun edebi hayatını genellikle üç döneme ayırır. İlk döneminde, Ziya Paşa ve Muallim Naci etkisinde klasik tarzda şiirler kaleme almıştır. Bu dönemde aruz veznindeki ustalığıyla dikkat çekmiş, "Nazire" türündeki eserleriyle geleneksel şiirin son büyük temsilcilerinden biri olarak görülmüştür.

İkinci dönemi (1909-1925), "Tereddüt Dönemi" olarak adlandırılır. Bu yıllarda şair, hem şekil hem de muhteva bakımından büyük bir arayış içindedir. Abdülhak Hamid Tarhan’ın Makber eserinin etkisiyle isyankâr bir havaya bürünmüş, ölüm ve varoluş temalarını derinlemesine sorgulamıştır.

Üçüncü döneminde ise Mevlevilik tarikatına intisap etmesinin etkisiyle daha mistik ve tasavvufi bir çizgiye kaymıştır. Şiirleri Servet-i Fünun, Mahfil, İçtihad ve Ma'lumat gibi dönemin en prestijli dergilerinde yayınlanarak geniş kitlelere ulaşmıştır.

Şekip Bey, İzmir’in edebi hayatında da bir otoriteydi. 1931 yılında kurulan İzmir Edebiyat Cemiyeti’nin ilk başkanı seçilmesi, onun bu saygınlığının bir nişanesidir. Ancak bu başkanlık dönemi, genç kuşak temsilcilerinden Behçet Kemal Çağlar ile yaşadığı sert bir polemik neticesinde sona ermiştir. Şekip Bey’in geleneğe bağlılığı ile yeni neslin dinamizmi arasındaki bu çatışma, onun cemiyetten istifa etmesine yol açmış ve şairi kendi iç dünyasına, o meşhur melankolisine daha da itmiştir.

Karşıyaka ve Soğukkuyu: Bir Şehrin Hafızasında Şekip Bey

Şekip Bey, sadece İzmirli değil, daha özelinde bir Karşıyaka figürüdür. Hayatının son yıllarını Karşıyaka’da geçirmiş, bu semtin sosyal ve kültürel dokusuna dahil olmuştur. İntihar ettiği Zeytinzade kahvesi, o dönemde entelektüellerin buluşma noktalarından biriydi. Onun ölümü, Karşıyaka’nın hüzünlü tarihine kazınmış en derin yaralardan biridir.

Vakit gazetesinin haberinde de belirtildiği üzere, cenazesi Karşıyaka’da büyük bir kalabalık eşliğinde kaldırılmıştır. Oğlu Nasır ile aynı gün defnedilmesi, İzmir halkı üzerinde tarifsiz bir üzüntü yaratmıştır. "İnce duygulu baba" olarak anılan Şekip Bey, oğlunun mezarı yanına gömülmeyi vasiyet etmiş ve bu vasiyeti yerine getirilmiştir. Mezarı, bugün İzmir Karşıyaka’daki Soğukkuyu Mezarlığı’ndadır. Şairin kabri başında yapılan konuşmalar, bir "vatansever" ve "fikir adamı" olarak ne denli sevildiğini göstermektedir.

 

Unutulan Bir Dehanın Portresi

Tokadizade Şekip Bey, modern Türk edebiyatı ve siyasi tarihinin en özgün, en trajik ve en derin şahsiyetlerinden biridir. İttihatçı ateşiyle yanan bir gençlikten, mebusluk vakarına; sürgün acılarından, evlat kaybının getirdiği o karanlık nihayete kadar her anını "insanca" yaşamış bir münevverdir.

Şekip Bey’i bugün hatırlamak; onun İzmir’e olan aşkını, Bitlis’teki dik duruşunu ve Huzur-ı Hilkatte gibi eserlerdeki o metafizik derinliği keşfetmektir. O, Karşıyaka’nın sessiz sokaklarında yankılanan bir mısra, İzmir’in hürriyet mücadelesinde bir imza ve bir babanın evladına duyduğu o sonsuz sevginin en acı sembolüdür. Tokadizade Şekip Bey, Türkiye’nin en önemli entelektüellerinden biri olarak, hüzünlü ama vakur hikayesiyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir.


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

29.12.2025 Sandıktan çıkan ders: Karşıyaka'nın kolektif aklı

14.11.2025 İzmir’in Öğretmen Kaptanları / Teşekkürler Kaf Kaf

26.09.2025 Kurucularımızdan: Çulluzade, Onaran ve Birsel Aileleri

29.08.2025 Gazi Paşa'nın Fikri Altay için imzaladığı tarihi vesika

28.07.2025 Karşıyaka Körfezi’nde Dalgalanan Bayrak: Yelken Tesislerimiz Neden Sahipsiz?

30.06.2025 Panion Oyunları'nda Bir Karşıyakalı O.Karakulak

29.05.2025 1924 Yılı Yarı Finali Karşıyaka Stadı'nda

29.04.2025 Asırlık gurur bugünün sorumluluğu

27.03.2025 Direniş çığlığı: Kaf Sin Kaf

27.02.2025 ''Futbolun Ateşi: CHP'nin Spor Vizyonu ve İzmir'in Şilt Krizi''

30.01.2025 Deniz Sporları Tarihinden Emanet / Danışma Kurulu Toplantısı

27.12.2024 Geçmişin izinde, geleceğe ışık tutan kongreler

29.11.2024 Gölge etme başka ihsan istemez!

25.10.2024 Yüzyılın Gündemi Şirketleşme

14.10.2024 Fikri Altay ve Kaf Sin Kaf Reisliği

27.09.2024 Tarihi korumaya ant içtik!

08.09.2024 Çocuk Yuvasında İlk Kadın Başhekim: Doktor Sabiha Hanım

29.08.2024 Karşıyaka'nın Tarihi: Omiros Ailesi'nden Çocuk Yuvasına

12.08.2024 Ayaktopu’nun Memleketimize Yolculuğu

29.07.2024 Ölümsüz Karşıyakalılar

14.07.2024 Karşıyaka Stadı'nın 13 Yıllık Hikayesi

01.07.2024 “Bir Baba Hindi” Mustafa’nın Dedesi Milli Mücadele Kahramanı Çıktı!

14.06.2024 Karşıyaka’yı İdare Etmek Zor İştir – Cemal Ahmed Bey’in İdareciliği

18.05.2024 Kaf Sin Kaf'ın hâl-i pürmelâli

14.05.2024 Kalbinde Kalmasın Acı Bir Sızı: 1952 Şampiyonluğa Doğru

23.04.2024 Karşıyaka'nın kuruluş öyküsü

15.04.2024 Karşıyaka Stadı Yalı'ya yapılacak!

15.03.2024 Muharrem Candaş ve Fazlı Arınç Türk Güreşinin Efsane Karşıyakalıları

08.03.2024 Cumhuriyet Dönemi Su Sporları Gururumuz Alparslan, Rasim ve Muhiddin

24.02.2024 Atatürk’ün İzlediği İlk ve Tek Tenis Müsabakası

14.02.2024 Bülent Zeren Unutulmadı / Karşıyakalı Petriçe

25.01.2024 Samim Kocagöz’den Spor Psikolojisi / Suat Gürbüzer ve Bülent Öztosun

12.01.2024 Queen's Park Rangers İzmir'de

29.12.2023 Milli Müdafilerimizden Lap Lap Lütfi

14.12.2023 Cumhuriyetin Muhafızı Karşıyaka / Türkiye Şampiyonu Muhafızgücü İzmir’de

30.11.2023 Atletizm'de Türkiye Şampiyonu: İbrahim Bey

09.11.2023 Kaf Sin Kaf'tan İsmet Paşa'ya Yıldırım İşaretli Telgraf / Bölüm 3

27.10.2023 Kaf Sin Kaf'tan İsmet Paşa'ya Yıldırım İşaretli Telgraf / Bölüm 2

14.10.2023 Kaf Sin Kaf'tan İsmet Paşa'ya Yıldırım İşaretli Telgraf / Bölüm 1

29.09.2023 İstanbulspor İzmir'de

10.09.2023 Bir Efsanenin Ardından: Mustafa Baykara (Bir Baba Hindi)

29.08.2023 Karşıyakamızın İlk Yönetim Kurulu - Son Yönetim Kurulu

14.08.2023 İstanbul'un yüz yıllık hegemonyası! / Refik Osman Top'un ziyaretleri

31.07.2023 Dostluk ve Barış Maçları / Denizciliği Tesis Eden Karşıyakalı: Rifat Bey

16.07.2023 Kaf Sin Kaf’ın Ping Pong Maçı – İlk Hakemlerimiz

27.06.2023 Spor tarihimizde yarım kalan Darüşşafaka maçı -1925

15.06.2023 Bisiklet tarihi / Bucalıların misafirperverliği

18.05.2023 Türkiye Yelken Şampiyonu: Karşıyaka

15.05.2023 Denizciliğin Başkenti: Karşıyaka

23.04.2023 Bilinmeyenle karşılaşmak

15.03.2023 Geçmişe Yolculuk / FB İlk Yurtiçi Seyahatinde Karşıyaka Belediyesi Ziyafet Listesi

24.02.2023 Anadolu’dan Göğe Selam Olsun

31.01.2023 146 Yıldır Spor Sahnesinde Rum Kulüpleri – Ermis/Pera/Beyoğlu

19.12.2022 Bugün 19.12, Dünya Karşıyakalılar Günü

10.11.2022 9 Eylül Kupası'nı Kaf Sin Kaf kazandı

29.10.2022 KAF SİN KAF’ın malül gazisi: Mustafa Cemal Ahmed Umar

09.09.2022 9 Eylül Kutlu Olsun!

30.08.2022 Zafer ve Tayyare Bayramı & Şehid Tayyareci Binbaşı Fazıl Bey

09.07.2022 Ay-Yıldız Meselesi & İsmet Paşa’nın Karşıyaka Spor Kulübü Ziyareti

31.05.2022 Yasaklar ve Kaf Sin Kaf!

19.05.2022 Donanmamızın Şanlı Kruvazörü: Hamidiye; Karşıyaka’ya Hoş Geldiniz

24.04.2022 Zorlu Yolculuk: Midilli – Bölüm 3

09.03.2022 Zorlu Yolculuk: Midilli – Bölüm 2

14.02.2022 Zorlu Yolculuk: Midilli

01.02.2022 İzmir Dayanışmanın Şehri

14.01.2022 Çitlembik ağacı ve Agora

10.01.2022 Bornova'nın ilk Türk kulübü: Bornova Gençler Birliği / KSK Bornova Lokali-1933 / Yamanlar Spor -1937

19.12.2021 Bornova Karşıyakalıdır!

12.11.2021 Kaf Sin Kaf Bisikletçileri

01.11.2021 1 Kasım 1912 - 1 Kasım 2021 Biz Karşıyakalıyız!

13.10.2021 Gazi Paşa’mız Karşıyaka’da – Atatürk’ün Adımlarıyla Karşıyaka

06.09.2021 Yavuz geliyor, Yavuz

22.08.2021 Körfezin ayırdığı biraderler… Karşıyaka Göztepe tarihteki ilk maç

26.07.2021 Konuşan Karşıyaka fotoğrafları - Karesi Mıntıkası Şampiyonu İzmir'de

17.06.2021 KSK tarihinde Macaristan dostluğu ve rekabeti

19.05.2021 İzmir'in ilk deniz müsabakaları-1924

16.04.2021 Karşıyaka İdman Ocağı - Karşıyaka'nın gençleri

07.03.2021 İzmir'in rengi: İtalyan Garibaldi/Spor Alemi Kupası Karşıyaka'nın

13.02.2021 Ay-Yıldızlı şanlı armamızı yurt dışında ilk kez dalgalandıran Karşıyakalı…

13.01.2021 Karşıyaka-Vefa-Altınordu-Muhtelit

19.12.2020 Dünya Karşıyakalılar Günü ve Karşıyaka’nın Konuşan Fotoğrafları:


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Köşe Yazarları

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?