İzmir’de planlı ve dönüşümlü su kesintileri sürüyor. TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentte meydana gelen su sorununa dair değerlendirme yaptı. İzmir’in en büyük sorununun kuraklık olarak görüldüğünü fakat asıl sorunun kirlilik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yaşar, şunları dile getirdi: "Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri'nde kirlilik başladı. Yer altı sularını kullandığımız ve çok derinlere indiğimiz için deniz suyu da basılmaya başlandı. Yani rezervlerdeki suyu çekerken deniz suyu da karışıyor. Örneğin bu yıl Gediz'de yapılan toprak ölçümlerinde binde 18 gibi bir tuzluluk söz konusu. Pamukta dönüm başı 600 kilogram olan verimlilik 300 kilogramlara düşmüş durumda."
Yaşar, şu an yaşanan kuraklığın bir sebebinin de su kullanımının bilinmemesi olduğunu ifade ederken kuraklığının geçici olduğunu, kirliliğin ise kalıcı olduğunu vurguladı. Yaşar, bundan dolayı tesislerde arıtılan suların ‘gri su’ olarak tarım alanlarında kullanılabileceğini dile getirdi. Çiğli Arıtma Tesisinden günde yaklaşık 600 bin metreküp su çıktığını ifade eden Yaşar, şöyle konuştu: "İzmir'in bütün pis suları orada arıtılıyor. Eğer biz bu suyu Gediz Ovası'na verebilsek, oradaki bütün kuyuları korumuş oluruz. Bu şekilde tarım alanlarında yer altından çekilen suyun önüne geçilecek ve yer altı suları rezerv olarak kalacak. Böylece tuzlu su ve kirli su da çekmemiş olacağız."
Prof. Dr. Yaşar, yeraltı sularının nehir gibi akmadığını sabit olduğunu ifade ederken bir seviyedeki su çekildikten sonra kuruyunca o seviyenin de altına inildiğini söyledi. Yaşar, İzmir’de kuyularda yaklaşık 300 metrelere kadar inildiğini dile getirirken bu durumun ciddi olduğunu, Manisa’da ise bu sayının 400 metrelere düştüğünü söyledi. Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Her inişte çok daha fazla enerji harcanır. Bu nedenle suyun yüzde 55'ini yer altından çektiğimiz için çok fazla enerji harcıyoruz. Eğer daha derinlere inersek, 2008 yılında olduğu gibi arsenik gibi ağır metaller çekmeye başlayacağız. Bunların arıtılması için çok ciddi paralar ödemek zorunda kalacağız. Bu nedenle İzmir'de ilk önce hidrojeoloji haritası çıkartılması gerekir. İzmir'in nerede ne kadar su var? Bu unsurlar öğrenilip, haritaya göre suyu kullanmalıyız."
Yaşar, bu yıl ciddi oranda bir yağış beklendiğini ancak barajları doldurmaya yetmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Tahtalı Barajı’nın yüzde 15-20 seviyelerinde bile dolsa çok iyi olduğunu ifade eden Yaşar, kuraklığı yağışlı bir dönemin takip ettiğini yineledi. Yaşar, son olarak şunları dile getirdi: "Doğa kendini dengeler. Bu durum aynı zamanda denizlerdeki balığın da bollaşmasını sağlar. Çünkü balığın gıdasını yağmurlar getirir. Yağmur yağar, nehirlerden kil dediğimiz minerallerin içinde bütün besleyici elementler gelir. Onlar ne kadar çok gelirse o yıl o kadar çok balık olur."
0
0
0
0
0
0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!