Sıkıntılı günlerimizi aşabilmek ve hayatın devam ettiğini yeniden idrak ettikten sonraki ilk hedef; Akhisar’da yarım kalan işlerimizi çözümlemek olacak… Akhisar’ı düşündüğümüzde, nereden bakarsak bakalım aklımıza Akhisarspor geliyor…
Elbette doğum yeri Alaşehir olsa bile, hayat dersini aldığımız kent Akhisar’ın olduğunu bir kez daha itiraf etmeliyim. 50 yıla yaklaşan Karşıyaka ikametimizdeki anılarımızın ölümsüzleşmesine olanak sağlasak bile, Akhisar’ın yeri daha başka… Doğduğum şehir Alaşehir’i unutmak da imkânsız. Oradaki yaşamımdaki az ama öz anılarım, dimağımın en güzel yerinde gizli…
Yaşadığım üç kentin futbol temsilcilerine bugün için bakacak olursak; Karşıyaka futbol takımının 2. Yarıdan itibaren atılan çelmelere takılıp sendelemesi, Akhisarspor’un çıkmaz sokaktaki bulanık suda debelenmesi üzüntü verici. Tek teselli Alaşehirspor’un bir üst lige doğru doludizgin ilerlemesi…
“Bir zamanlar efsaneydi, Akhisarspor” diyorlar…
Bu söze ne kadar katılırsınız bilemiyorum.
“Efsane”, genelde gerçek olaylara veya kişilere dayandığına inanılan, bazen de abartılarak, olağanüstü unsurlarla süslenen sözlü anlatılara dendiği yazılı.
Bunu biraz daha açacak olursak; halk arasında kuşaktan kuşağa anlatılan, içinde olağanüstü varlıklar, mucizeler, doğaüstü olaylarla süslene biliniyor. Hayal olmayıp “bir yerlerde bir gerçek vardır” da deniliyor. Bu çoğu kez; yer, çeşitli platformlardaki kişi/kişiler ya da tarihi olay/olaylar etrafında şekil buluyor. Bunun amacı da; inanışı, merakı ve özellikle de o kahramanı yaşatmak.
Asla masal değil…
Masal tamamen hayal ürünü. “Bir varmış, bir yokmuş” diye başlayıp, zaman ve mekânı belirsiz, ders vermek, eğlendirmek, vakit geçirtmek, hayali periler, devler, konuşan hayvanlar yaratılmasıyla ortaya çıkmakta.
Bir de destan var. Ona da bakacak olursak; toplumu derinden etkileyen büyük olayların anlatılmasıdır. İçinde savaş, göç, kahramanlıklar yer alır. Kahramanlar olağanüstü güçlü gösterilir. Ulusaldır. Tarihî yönü vardır.
Özetle; Masal kesinlikle gerçek değildir. Efsane gerçek veya gerçek olma olasılığı fazladır. Destan ise toplumsal tarih ve kahramanlığı yansıtır.
Üçü çok farklıdır!
Bugün Akhisar’da; Akhisarspor’un yerini almak için pek çok kulübün mücadele ettiğini görüyoruz. Bu Akhisar sporuna büyük katkı sağlıyor. Bunların Akhisarspor’un yerine geçmesi veya onun yerini doldurması söz konusu mudur?
Kesinlikle hayır!
Peki, bu durumda Akhisarspor’un efsane olduğunu söyleyebilir miyiz?
Söyleyemeyiz. Çünkü Akhisarspor, Ege Futbolunun “efsane hikâyesi”dir. Ama henüz “efsane kulüp” değildir. Efsane kulüp demek için; kupadan çok; kültür, taraftar, tarih, büyük şehir takımlarına meydan okuma ön planda olmalıdır. Yeşil siyahlılar için bölgesel ölçekte sevenleri belki efsane diyebilir ancak, Türkiye geneli için henüz tam anlamıyla efsane diyemeyiz. Adını da o kategoriye yazamayız.
Öncelikle, Akhisarspor 2018 Türkiye Kupası şampiyonu olarak Anadolu’dan çıkan çok özel bir başarının sahibidir. Süper Lig’de bir dönem kalıcı olmasıyla nam salıp, büyük takımlara karşı aldığı sürpriz galibiyetlerle hatırlanmaktadır. Şu an görev yaptığı Galatasaray’da harika işler başaran teknik direktör Okan Buruk’un ilk kupalarını aldığı kulüptür. Küçük bir şehirden büyük hikâye çıkaran Akhisarspor (Akhisar Belediyespor) peki neden “tam efsane” değildir?
Öncelikle tarihi çok eskilere dayanmıyor. 1970 yılında kurulan kulüp, başarı sürekliliğini kazanamadı. İstikrarsız oldu, ilk darbeyle de inişli çıkışlı grafik çizdi ve sonunda da hüsrana uğradı. Kültür ve etki açısından (Altay, Göztepe gibi) nesiller arası aktarımı henüz bulunmuyor.
İzmir’i de dâhil edecek olursak, Ege Futbolunda efsane kulüp olarak en öne çıkanlar olarak Altay, Göztepe ve Karşıyaka’yı sayabiliriz…
Sporda efsane olmak o kadar kolay mıdır?
Hayır!
Bazen sadece çok iyi sporcu olmak efsane için yetersiz kalır. Oysa ortaya koyduğu oyunu, oynadığı dönemi ve insanları etkileyen tarzı, onun adını uzun yıllar unutulmayan kişi haline getirir. Bir nevi sporun tarihine damga vurmuş olur. Üstelik de; büyük başarılar kazanmış, takımını zirveye çıkarmış, tribünleri ayaklandırıp, ulusal ve uluslararası platformlarda alkışlanmıştır. Oyunun şeklini, tarzını veya algısını değiştirmiş, şampiyonluk yaşamış, rekorlara imza atmanın yanı sıra, rakiplerine ve taraftarlara saygı duymalarını sağlamıştır. Faal sporculuk yaşamı bitmiş olsa da, o halen konuşulmaktadır.
Futbolda Pelé, Maradona, Messi en güzel örneklerdir. Basketbol da Michael Jordan, tenis de Federer, Nadal’ı sayabiliriz. Peki, ülkemizde kimler vardır, bu kriterlere uyan?
Metin Oktay, Lefter, Naim Süleymanoğlu, Yaşar Doğu önceliklidir…
Sporda efsane, başarıları ve etkisiyle kendi dönemini aşan, unutulmayan sporcu veya takımdır. Yıldız oyuncu ise döneminin çok başarılı sporcusudur. Performansı aktif olduğu sürede zirvededir. Popülerdir, konuşulur. Ne yazık ki; kariyeri bittiğinde etkisi zamanla azalabilir. Birkaç sezon çok parlayan, kupa kazanan ama yıllar sonra daha az anılan oyuncular durumuna düşer…
Efsane oyuncu iyi değil, benzersizdir. Bir dönemi tanımlar. O sporun ya da kulübün sembolü olur. Yıllar geçse de adı saygıyla anılır. Yeni nesiller bile onu bilir…
Efsane oyuncu ile yıldız oyuncu farkı işte buradadır!
İzmir’den efsaneler yetişmemiş midir?
Bunların en önemlisi Metin Oktay’dır. İzmir doğumlu “Taçsız Kral”, Galatasaray efsanesi, İzmir futbolunun gururudur. Mustafa Denizli futbolcu ve teknik direktör olarak efsanedir. Türkiye’de 3 büyüklerle şampiyonluk yaşayan, onları şampiyon yapan tek teknik direktördür.
Hamza Yerlikaya da güreşin yaşayan efsanesidir… Onun bu unvanı almasındaki en önemli rolü İzmir’in oynadığını biliyor musunuz?
Gençlik ve gelişim döneminde İzmir Büyükşehir Belediyespor kulübünde güreştirilince buradan ASKİ’ye gidip efsane hale gelmiştir… O gün İzmir’de Hamza mindere çıkarılmamış olsa, o şans verilmese, belki Hamza’yı hiç tanımayacak ve başka şeyler konuşacaktık.
İzmir, o yıllarda güreşte önemli bir okuldu; Hamza da burada tecrübe kazandı. Hamza Yerlikaya’nın, dünya ve olimpiyat şampiyonluklarına giden yolunun başlangıcı kesinlikle İzmir’dir… Ancak; 1996 Atlanta ve 2000 Sydney Olimpiyatları dâhil olmak üzere en büyük başarılarının arkasında da o günkü kulübü ASKİ sistemi bulunmaktadır. Kariyerini özetleyecek olursak da; 2 Olimpiyat altını, 3 Dünya Şampiyonluğu, 8 Avrupa Şampiyonluğu bulunmaktadır. Grekoromen stilin gelmiş geçmiş en büyüklerinden birisidir. Efsanedir…
Bodrum doğumlu Aysu Türkoğlu, açık su yüzmede dünya çapında başarılar elde ederken, yeni nesil Ege efsanesidir. Özellikle ultra-maraton yüzücüsü açık su yüzme branşında uzmanlaşmış olup, Oceans Seven gibi zorlu deniz parkurlarını, İngiliz Kanalı (English Channel), Kuzey Kanalı (North Channel), Cook Boğazı (Cook Strait) gibi zorlu deniz geçişlerini yüzerek tamamlamış ve bu alanda başarılar elde ederek bu unvanı elde etmiştir.
Basketbol dünyasının yakından tanıdığı Ufuk Sarıca baş antrenör olarak Karşıyaka’da efsane, Karşıyaka kültürünün simgesi haline gelmiş olup, Karşıyaka basketbolda Türkiye ve Avrupa’da marka, Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nun atmosferi ise efsanedir… İnsanoğlu yaşamında kesinlikle sonradan övgü ile söz edilecek izler bırakmalı. Unutmayın ki; hak etmeyenlere verilen sevgi, rüzgârda un elemeye çabalamak gibidir. Bir ömür çabalasan da hiçbir işe yaramaz. Ama aksini yapabilirsen işte o zaman işe yarar!.. Belki efsane olamazsın ama unutulmazlar arasında yer alabilirsin…
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!