ANA SAYFA > Yazarlar > Sevgi Molva > Günden kalanlar

Günden kalanlar

SevgiMolva
Sosyal Medya :
29 Ekim 2020, Perşembe 02:09
225 kez okundu

Hayat yoğun bir şekilde gidiyorken, bir akşam haberlerinde, Wuhan kentindeki salgın haberini duyduk. Uzaktaydı ama gelebilirdi bu çağda, hem de hızlıca.

Öyle de oldu. 11 Mart günü ülkemizde ilk vaka tespit edildiği söylendi. Hastalığın adı Covid-19 olarak kabul edilmişti. Çin’in dışında 113 ülkede de zaman içinde görüldü. Birçoğu sağlık çalışanı olmak üzere, çok sayıda insan kaybettik, ne yazık ki.

Gripten başlıca farkı, solunum sistemini mahvetmesiydi. Ondan çok daha öldürücüydü, hem de. Hasta veya taşıyıcı insanlardan hapşırma, öksürme, konuşma, bağırma, yani damlacık yoluyla en çok bulaşıyordu. Kısa zamanda bunları öğrendik ve “yaşam eve sığar” sloganıyla maske, mesafe, temizlik her şeyden öne geçti.

Yaşam eve sığar mıydı gerçekten?  İnsanlar toplumsal varlıklar çünkü. Balkon, teras güzellemeleri çok uzun sürmedi zaten. Kendimize okuma, çalışma, dinlenme saatleri yaptık, evden çalıştık ama dışardaki hayat da halâ tüm gürültüsüyle sürüyor. Teyzelerin balkon sohbetleri, sokak aralarında amcaların tabure üzerindeki yüksek sesli şikayetleri bile hiç dinmedi ki.

Yeterince ideal olmayan evlerimize kapatılmak değildi pandemi gerçeği, çünkü.

Açık havada mesafeli oturabileceğimiz çay bahçeleri, kahvehaneler, gezebileceğimiz havadar, yeşil, sağlıklı sokaklar, kent parçaları bulmak ne kadar zor artık. Onu fark ettik yeniden. Tek tük varsa da, bir gökdelen veya cami ya da özel tüketim yeri vb. şeylerle işgal edilmiyor mu hep? Deniz kenarları da öyle. Bir kesimin amacına hizmet için değil, tüm yurttaşların kullanımına açık alanlar olması ve öyle korunması gerekir kesinlikle.

Kent mekânlarında, kentin ruhuna aykırı işlere girişmek de bir şiddettir aslında. Günden güne yaşam alanlarımız daraltılıyor. Bir mimar olarak kahroluyorum. Bu pandemi daha çok okuyup daha çok düşünmeyi sağladı, yalan değil. Bununla birlikte daha mutlu olamıyoruz, tabii ki.

En çok üzüldüğümse, maalesef toplumda da insanlık değerleri açısından bir çürüme var. Bir grup insan bugünün konforuyla ilk insanlar gibi yaşamak istiyor. Kanunları ve medeniyeti kazanmaya engel gören hasta bir zihniyet bu. Her şeye sahip olma hırsı virüsten betermiş meğer.

Nezaket yok, incelik yok, kural yok, insanlık yok. Medyada kanunsuzluklar konuşula dursun, kaçak kat çıkar mıyım, şu dar sokağa market yapar mıyım, hak etmediğim kadroya yerleşir miyim diye düşünen ve uygulamaya çalışan büyük bir kitle var. Orman kanunu hüküm sürüyor.

Bizler çeşitli safhalardan geçip, gerileme dönemine mi girdik acaba? Acaba iyiyi, doğruyu belirginleştirip, medeniyetin neden önemli olduğunu daha yüksek sesle mi konuşmalıyız? Yetenekli, dürüst, namuslu ve faydalı olanın öne çıkmasının ne kadar muhteşem bir şey olduğunu, aksi takdirde bu durumun, iyinin yok olduğu bir cins soykırıma dönüşeceğini, bağırarak mı ilan etmeliyiz, anlatmalıyız dünyaya?

Gerçekçi dönemde “Düşünüyorum öyleyse varım” demiş Descartes. Şimdi bir gerçeküstü dönemden geçiyoruz ya, yeni sloganımız; “inanıyorum ve yapıyorum, öyleyse haklıyım”

Umuyorum ki, dengemizi bilim insanları sağlayacak, en başta. Objektif kanıta dayalı bilgi çok değerli, çünkü. Pandemide sadece geniş kitleler bilime merak duymakla kalmadı, bilim de popüler olma yolunda bir adım attı. İkinci olarak, kişiler de gerçeği, mutlak gerçeği öğrenmeye çalışmalı. Sosyal medya aslında bilgiye erişimi hızlandırdı ama çok kirli bilgi de var oralarda, doğruyu da saklamaya neden oluyor, maalesef. Bilim, ‘bilim-kurgu’ oluyor sonunda, biraz.

Sonuç olarak; diliyorum, bilim adamları virüse bir çare bulacaklardır zaman içinde ama çürüyen insanlığa nasıl çare bulabileceğiz acaba?

İnanmamız gerekiyor bir çözüm olduğuna, en başta akıl sağlığımız için.

İnanıyorum ben de.

“Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey”


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

30.11.2020 Yüzleşme

09.09.2020 Bilgi çağı

29.08.2020 30 Ağustos Zafer Bayramımız

30.07.2020 İstanbul Sözleşmesi

30.06.2020 Nefes alamıyoruz!

19.05.2020 Sorumluluk

23.04.2020 Yeniden başlamak

03.03.2020 Kadınlar

31.01.2020 Başarı

30.10.2019 Yaşamak

09.09.2019 Zorba

30.07.2019 Can Yücel "Şiir insan"

23.04.2019 İnsan mıyız, değil miyiz? İşte bütün mesele bu

08.03.2019 Biz; Her birimiz İzmir’iz

21.01.2019 Vizyon ve başkan

07.01.2019 Yılbaşı

07.01.2019 Sosyal Demokrat Belediyeler

07.01.2019 Eğitim ve düşünme

07.01.2019 Sanat

07.01.2019 Seçim

07.01.2019 Kadın

07.01.2019 Yapay zeka

07.01.2019 Bir yılı daha devirdik

07.01.2019 Demokrasi ve Cumhuriyet

07.01.2019 ''Ahlak'' kavramı

07.01.2019 Cumhuriyet kadını

07.01.2019 Uygarlık

07.01.2019 Sanat

07.01.2019 Kitap üzerine...

07.01.2019 Canımı yakma

07.01.2019 Sevgi üzerine

07.01.2019 Mutluluk üzerine

07.01.2019 Yavaş intihar

07.01.2019 Gidiyor

07.01.2019 Cumhuriyet!..

07.01.2019 Barış Barış Barış

07.01.2019 Kaos

07.01.2019 Yaşanabilir kentler...

07.01.2019 Büyük insanlık

07.01.2019 Kent ve Dönüşüm - çözüm

07.01.2019 Kent ve dönüşüm

07.01.2019 62'den tavşan yapardık...

07.01.2019 Seçim

07.01.2019 Direniş!..

07.01.2019 Hep beraber

07.01.2019 İzmir'in vizyonu ne olmalı -4-

07.01.2019 İzmir’in Vizyonu ne olmalı-3

07.01.2019 İzmir'in vizyonu ne olmalı -2-

07.01.2019 İZMİR’in VİZYON PLANI

07.01.2019 Seçim...

07.01.2019 Doğrusu...

07.01.2019 ZOR!

07.01.2019 NE OLUYOR?

07.01.2019 ENGELLERİ KALDIRMAK (ENGELSİZ MİMARLIK)

07.01.2019 NEREYE ARKADAŞ?..

07.01.2019 KARŞIYAKA BULUŞMASI

07.01.2019 SİMGE KENT

07.01.2019 30 AĞUSTOS 1922

07.01.2019 HAYDİ!..

07.01.2019 ''AKLA ZARAR''

07.01.2019 ŞU SON GÜNLERDE...

07.01.2019 KARŞIYAKA'DAN BALKANLAR'A BİR "MERHABA"

07.01.2019 ZAMAN DARALIYOR

07.01.2019 GÜVENLİĞİMİZ

07.01.2019 POLİTİKA

07.01.2019 CİNSİYET EŞİTLİĞİ

07.01.2019 BİLİM ve AKIL

07.01.2019 ULAŞIM

07.01.2019 BARIŞ

07.01.2019 DÖNÜŞÜM KAÇINILMAZ

07.01.2019 EXPO (Dünya Sergisi)

07.01.2019 AYAK İZİ

07.01.2019 EN YAKIN CENNET...

07.01.2019 SÖZ KONUSU KARŞIYAKA İSE...

07.01.2019 MAYIS ÇIĞLIĞI

07.01.2019 DOĞRU, YANLIŞ


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?