Hayat, iyilikle kötülüğün, güzellikle çirkinliğin iç içe yaşandığı bir alem. Bu nedenledir ki hayat, karşımıza her zaman iki yol halinde çıkıyor; iyilik ve kötülük… Hayat ağacında gül de bitiyor diken de… Toplum halinde yaşayan insan, bu iki kavramla her an karşı karşıya. İnsanın başarısı ve mutluluğu, hayatın dikenlerine rağmen tercihini hep gülden yana koymasına bağlı.
Çevremizde duygu, düşünce ve davranışlarıyla elbette dikenden yana olan insanlar olabilir. Dikenden yana olmakla kalmayıp aynı zamanda güle de düşman olabilir. Gül bahçesine dönüşebilecek hayatı, bilerek ya da bilmeyerek yaşanmaz hale dönüştürmeye çalışabilirler. Bize düşen, gül yetiştirmek ve hayatı gül bahçesine dönüştürmeye çalışmaktır.
Gül ve diken… Gül, güzelliği ve kokusuyla iyiliği, güzelliği çağrıştırır. Diken ise verdiği acıyla kötülüğü hatırlatır. Ne var ki gülün kıymetinin bilinmesi için dikene ihtiyaç var. Güle ulaşırken dikenlere takılmak da mümkün. Güle ulaşmak güzelliği yakalamak elbette kolay değil. İnsan dikenlere aldırmadan güle yönelmeli, onu koklamalı...
Gül hep dikenle birlikte anıldı. Hayat hep zıtlıklarla iç içe yaşandı. Geceyle gündüz, akşamla sabah, aydınlıkla karanlık, güzellikle çirkinlik, iyilikle kötülük gibi gül ile diken de hayatı anlamlı kıldı. Dikene rağmen gülden yana olmak bir ideal oldu. Dikenler olmasaydı gülün değeri bilinir miydi? Dikensiz gül yok. Hayat gülüyle dikeniyle birlikte devam ediyor. Hz. Mevlana ne diyor ki; “Her zaman gül gibi gül, tebessüm et.”
Dikkatle bak, gör ki; gülün yapraklarını bir bir koparsan da yine gülmeyi bırakmaz, yapraklarının rengi de solmaz. Gül sana der ki: “Dikenle beraber bulunduğum için neden gama düşeyim, kendimi kedere salayım? Zaten gülmeyi, o kötü huylu dikene katlandığım için kazandım, onun yüzünden elde ettim.” Dikensiz gül olmadığı gibi hatasız kul da olmaz. Atalarımız “Gülü seven dikenine katlanır.” diyor. Dikene tahammül ederek onu da güle dönüştürmeye gayret etmenin; bir diken nedeniyle gülü kırmaktan kaçınıp bir gülün hatırına dikenleri güle benzetebilmenin çabası içinde olmayı öğütlüyor.
Gönlümüz gülden yana... Aşkımız gül... Dikenle oyalanmak, dikene takılmak sevgimizi azaltır elbette. Çevremizde gördüğümüz çirkinlikler, kabalıklar, yanlışlıklar birer diken. Dikilen dikenin güle dönüştüğü görülmüş mü? Hz. Mevlana’nın dediği gibi: “Bu dünyada herkes ne ekerse onu biçer. İyilik eken iyilik bulur. Kötülüğün neticesi ise, yine kötülüktür. Buğday ekilen yerde arpa biter mi hiç? Hiç atın merkep doğurduğu görülmüş mü? O halde iyi kötü her ne biçiyorsan bil ki ektiğinden başkası değildir. Gönül kazanmak istiyorsan sevgi tohumu ek. Cenneti kazanmak istiyorsan yollara diken serpmekten vazgeç”
Hayatı, diken olarak gördüğümüz kötü, kaba ve çirkin davranışlarla kirletmek yerine; sevgiyle, iyiliklerle ve güzelliklerle aydınlığa taşıyalım. Sevgi ekelim, iyilik ve güzellikler ekelim ki güzel ürünler alalım. Gül olalım... Gül kokalım... Hayat bir gül... Onun dikenlerine takılmayalım.
Herşey gönlünüzce olsun. Gönüller sevgiyle dolsun. Vefatının 103. yıl dönümünü idrak ettiğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ruhu şad, mekanı cennet olsun.
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!