Bir çizgi düşün.
Dümdüz gidiyor.
“Geçti” diyorsun.
“Bitti” diyorsun.
“Benim başıma gelmedi, şükür” diyorsun.
İşte bu doğrusal.
Bir de çember düşün.
Dönüyor.
Bugün başkasının başına gelen,
yarın senin kapını çalıyor.
İşte bu döngü.
Ama insan ikisini de yanlış anlıyor.
Gözünü kapatma bu kez. Açık tut.
Bir yerde gece yarısı.
Sessizlik yok—çünkü sessizlik parçalanmış.
Çığlık var.
Bir annenin sesi.
Adını haykırıyor çocuğunun.
Ama cevap yok.
Bir çocuk var.
Korkudan sesi çıkmıyor artık.
Ağlamayı bile unutmuş.
Bir adam toprağı kazıyor elleriyle.
Tırnaklarının arasında toprak değil,
çaresizlik var.
Ve gökyüzünden ölüm yağıyor.
Bu bir an.
Bu doğrusal.
Ama bitmiyor.
Aynı çığlık başka bir coğrafyada tekrar ediyor.
Aynı korku başka bir yüzde.
Aynı ölüm başka bir isimle.
İşte bu döngü.
İnsan ne yapıyor?
Ekrandan izliyor.
Başını sallıyor.
Sonra dönüp diyor ki:
“Şükür benim başıma gelmedi.”
Doğrusal bakış bu.
Öteki ne diyor?
“Demek ki bir ders…
Demek ki yaşanmalıydı…
Belki başka bir hayatta telafi olur…”
Bu da döngüyü masallaştırmak.
İkisi de aynı şey:
Sorumluluktan kaçmak.
İnsan kaos olmasın diye kurallar koydu.
Antlaşmalar yaptı.
İlkeler yazdı.
Ama en çok kim uymalıydı?
Gücü elinde tutanlar.
Ve en çok kim bozdu?
Yine onlar.
Kuralları koyan,
kuralları delen oldu.
İnsan bir zamanlar köleydi.
Zincirleri vardı.
Şimdi zincir görünmüyor.
Ama hâlâ bağlı.
Eskiden kırbaç vardı.
Şimdi inanç var.
İdeoloji var.
Korku var.
İnsan artık zinciriyle değil,
inandığı şeylerle bağlı.
Ve en acısı şu:
Kendini bulamıyor.
Çünkü hep bir şeyin içinde.
Bir fikrin, bir inancın, bir tarafın.
Kendi sesi yok.
Kendi düşüncesi yok.
Sadece ait olduğu kalıbın sesi var.
Ve o kalıplar uğruna
savaş çıkıyor.
İnsan öldürüyor.
İnsan susuyor.
İnsan haklı olduğuna inanıyor.
Ve savaş…
Savaş sadece öldürmez.
Toprağı sakatlar.
Suyu zehirler.
Havayı boğar.
Sonra insan o topraktan yer,
o sudan içer,
o havayı solur.
Ve fark etmeden
kendi yarattığı zehirle yaşar.
İşte bu yüzden mesele ne kader,
ne döngü,
ne geçmiş hayat.
Mesele şu:
İnsan,
kendine rağmen yaşıyor.
Bu yüzden “dünya yoğun bakımda” demek yetmez.
Dünya yaralı.
Ama asıl yoğun bakımda olan…
Kendini bulamayan,
inandığı şeylerin içinde kaybolmuş
insanlık.
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!