Etrafınızı güzel insanların sarmasını elbette istersiniz değil mi?
Tuttuğunuz takımın hep kazanmasını, beğendiğiniz oyuncunun devamlı başarılı olmasını arzularsınız.
Ölesiye sevdiklerinizin en üst düzeyde, yakınlarınızın en güzel yerlerde bulunmaları için neredeyse canınızı da verebilirsiniz.
Bu konularda hayır deme şansınız yok!
İnanın öyle bir hayat da yok!
“Ben istemiyorum, bana bunlar uymaz” diyenler için tek kelime “İstemiyorum yan cebime koy” sözü cuk diye oturur...
İlla da “İstemem” sözünü laf olsun diye yarım ağız aktaran, kesinlikle yalan söyler. Kalbinin sesini asla dışarıya yansıtmaz. Duyurmak istediklerine duyuru anlamında gerçek olmayanları mırıldar ama kendisi de inanmaz.
Zaten kibirli, onurlu, gururlu ve namuslu insanların işi değildir bu yalandan numaralar, yapmacık hareketler…
Siz, bunları bas bas bağıran insanın gerçek yüzü ile karşılaşmak istiyorsanız ona mutlaka bir iyilik yapın, sonra bekleyin size neler yapacak!
Kötüden iyilik beklemek mi? Hani derler ya: “Güldürmeyin beni!”
Hiç olmazsa; iyiliğe gücün yetmezse, bari kötülük yapma demek doğru değil mi?
Bir gerçek var ki; kötülerin maskesinin günün birinde elbette düşeceği… Bugün olmasa bile yarın kesin!
Menfaat bazılarını kör ettiği gibi, bazılarının da gözünü açar. İşte o zaman gerçek su yüzüne çıkar ve kötüler çeker gider.
Elekten unu elersiniz, kaliteli un aşağıya düşer. Pislikleri üstünde kalır, onları da çöpe atarsınız ya…
Aynen öyle… Bu tipleri atın çöpe gitsin!
Günümüzde spor kulüplerine baktığınızda böyle insanları çokça görmek olası. Her dönem de bazıları ortaya çıkar. Sahte yüzler, yapmacık gülüşler… Adeta sanayideki kalın makine yağları gibi, ortalıkta dolaşır dururlar…
Yağladıkça, yağlarlar… Karıştırdıkça, karıştırırlar…
Oysa yaptıkları insanlara, camialara zarar vermekten başka bir şey değildir.
Kendilerinin çok şeyler yaptığını zannedenler, yağdanlık olup, yağları bitince de hurdaya düşerek, peş para bile etmezler.
Sadece sporumuzda mı?
Bakın siyaset dünyasına…
İş âlemine…
Esnaf odalarının seçim öncesine…
Son günlerde sosyal medya ve gazete ile TV’lerde duydunuz, okudunuz, gördünüz…
Her dönemde magazin dünyasını aratmayacak olaylar, adliyelik binlerce vaka… Bazen diyorsun ki; al birini vur diğerine…
Bazen ne yazık, kurunun yanında yaş da yanıyor, hem de çıra gibi…
Acıyan da yok!
Engelleyen de…
Ateşi söndüren nafile. Daha çok, alev alsın diye odun atanlar da oldukça fazla… Yüzlerinde sahte bakış, alaycı tavırla sinsi gülüş…
Oysaki benim içim yanıyor…
Acım büyük…
Anıları ile yaşamak, kokusunu her an içine çekmek… Gözünü her kapatıp açtığında yanı başından yok oluşunu hatırlamak…
Nasıl geçecek bu kısa günler, bitmek bilmeyen karanlık geceler…
Gelse bir şampiyonluk belki biraz teselli olacak…
Umutluyduk ilk yarıda…
“O gece, bu sene…” dedik durduk ama sonra bozulan düzen, para sevdasıyla gencecik futbolcunun geleceğine ipotek, ardından başlayan ligdeki başarısız sonuçlar…
Bir korku aldı; yine mi sönecek tüm umutlar?
İşin yoksa al kâğıdı kalemi eline yap hesap kitap, düşün kara, kara…
Kim, neden sokar o çomağı, tıkır tıkır işleyen çarkın dişlileri arasına?
Veya kim sebep olur, tüm bunlara?
Herkesi merakı da bu değil mi?
İnşallah düzelir. Temenni ediyoruz; tez zamanda düzelsin.
Sadece burada mı?
Diğerlerine de bir bakacak olursak, paralar gelirken, Euroları sayarken iyi de, arkası kesilince mi; “Benden bu kadar, al emaneti” demek?
Göz göre göre düşecek güzelim takım…
Bir ara en üst ligin kapısına dayanan ancak dedikodulara göre “istemem, çıkmayın” dayatmasıyla geri vitesle süratlenen, şimdi de uçurumun kıyısında “düştü, düşecek” diye fal bakılan tarihi camiadan ses çıkmaması da ne kadar ilginç değil mi?
Ya bir başka tarihi kulübe ne demeli?
Büyük diye böbürlenirken, küçüldükçe küçülüyor…
Eski yüzlerin yok edildiği, üyeliklerin bir gecede değiştiği kulüp bakalım amatör lige düşmekten kurtulup, gelecek dönemde borç batağından kendisini arındırabilecek mi?
Hele bir takımımız var ki, süper liglerden ta amatörlüğe kadar sürüklendi… Şimdi çıkmak için tırmalıyor ama yanlışlıkların dizisi adeta bir zamanların modası olan radyodaki “Arkası yarın” gibi bitmek bilmiyor…
İnsanın aklına, yukarıya çıkmasın diye aşağıdan çekiliyor mu? düşüncesi de gelmiyor değil.
Ne yapsa olmuyor!
Morihei Ueshiba “Başarısızlık başarının anahtarıdır; her hata bize yeni bir şey öğretir” sözünü öğrenmek isteyenlere söylediği kesin!
Ya öğrenmek istemeyenler?
Spor dünyasında o kadar çok, ne sayarak bitirebilirsiniz. Ne de ayrıştırabilir…
Ayrık otu misali, sen temizledikçe o bir yerlerden çıkıyor…
Oysa spor dünyamızda iyi insanlar çoğalsa, kalbindeki renk aşkıyla menfaat gözetmeyenlerin hâkim olması sağlansa, inanın o kötülerin de “Üzüm üzüme baka baka kararır” sözü gibi iyi bir insan olmaya özen göstereceğine inanıyoruz. İşte o an, dünya güzelleşecek.
Kim ne derse desin; insanlık, küçük iyiliklerde gizlidir…
Onun için küçük de olsa.
Beğenseler de, beğenmeseler de…
İyilik yapmaya devam edeceğiz…
Sizin için de böyle olmalı ki; ayrık otlarını hep beraber el birliğiyle temizleyelim ve bir daha da çıkmamaları için çaba harcayayım. Aksi halde bu işler bakarak, konuşarak olmaz. Çalışmak şart…
Unutmayın tuttuğunuz bir tane kulübünüz var!
Onların ise; her gün bir kulüpleri oluyor!
İşte aramızdaki fark bu!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!