TİP İzmir'dan Kuran'a Hizmet Vakfı önünde protesto

Türkiye İşçi Partisi İzmir İl Örgütü, 2 Mart'ta İstanbul'da ölü bulunan Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in hesabını sormak üzere Kuran'a Hizmet Vakfı önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Karşıyaka Haber

TİP İzmir'den yapılan yazılı açıklama şöyle: 

"Fatmanur Çelik ve henüz küçücük bir çocuk olan kızı Hifa İkra Şengüler’in İstanbul Zeytinburnu’nda yaşamını yitirmesinin üzerinden 10 gün geçti. On gündür bir annenin ve bir çocuğun ölümüyle sonuçlanan bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söylüyor, kamuoyunun gerçeği bilme hakkını savunuyoruz. Fatmanur Çelik, hem kendi çocukluğunda maruz bırakıldığı istismarın hem de kızının uğradığı istismarın hesabını sormak için adliye önünde adalet nöbeti tutuyordu. “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyen bir kadının ve çocuğunun bugün yaşamını yitirmiş olması yalnızca bireysel bir ölüm değildir; cezasızlık politikalarının, kadınların ve çocukların korunmadığı bir düzenin ve bu karanlığı besleyen ilişkilerin sonucudur. Bu ülkede çocuklar istismara uğruyor, kadınlar yıllarca adalet arıyor, kuvvetli delillere rağmen failler tutuksuz yargılanıyor ve devlet kurumları sorumluluğu birbirine devrediyor. İstismar failinin tutuksuz yargılanması, kadınların ve çocukların yaşamını hiçe sayan bir adalet anlayışının açık göstergesidir. Biz bu olayın tüm boyutlarıyla araştırılması gerektiğini söyledik. Kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda Ayhan Şengüler’in tarikat ve cemaat bağlantılarını da gündeme getirdik. Çünkü bu ülkede kadınlara ve çocuklara yönelen suçları konuşurken, bu suçların üzerini örten kapalı yapıları ve dokunulmazlık zırhını da tartışmak zorundayız. Ancak bugün görüyoruz ki gerçeğin ortaya çıkması için sorular soranlar hedef alınmaktadır. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirmesine neden olan Ayhan Şengüler ve onun kamuoyuna yansıyan tarikat bağlantıları hakkında konuştuğumuz için Kur’an’a Hizmet Vakfı tarafından partimize ihtar gönderilmiştir. Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kadının ve bir çocuğun hayatını kaybettiği bir olayda kamuoyunun gerçeği öğrenme hakkını savunmak suç değildir. Kadın cinayetlerine ve çocuk istismarına karşı söz söyleyenleri susturmaya çalışmak, bu karanlığın üzerini örtme girişimidir. Hiçbir vakıf, hiçbir tarikat, hiçbir cemaat kadınların ve çocukların yaşam hakkından daha dokunulmaz değildir. Türkiye İşçi Partisi olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Laiklik, kadınların ve çocukların yaşam güvencesidir. Devletin tarikat ve cemaat yapılarıyla kurduğu siyasi ve kurumsal ilişkiler, bu yapıların kamusal alanda dokunulmazlık kazanmasına yol açmakta; kadınların ve çocukların güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. İnanç özgürlüğünü istismar eden bu kapalı ve denetimsiz yapılar, kamusal hayat üzerinde güç sahibi oldukça adaletin ve hukukun işlemesi de zayıflatılmaktadır. Laiklik yalnızca bir yönetim ilkesi değil, aynı zamanda kadınların ve çocukların yaşam hakkını koruyan toplumsal bir güvencedir. Bu nedenle tarikat ve cemaatlerin kamusal alandaki ayrıcalıklarına, denetimsizliğine ve siyasetteki etkisine karşı mücadele etmek aynı zamanda kadınların ve çocukların yaşamını savunmaktır. Türkiye İşçi Partisi olarak bu karanlık düzeni teşhir etmeye, kadınların ve çocukların hayatını tehdit eden tarikat ve cemaat ilişkilerini sorgulamaya devam edeceğiz. İhtarlarla, tehditlerle, baskılarla bizi susturamazsınız. Tarikat ve cemaat karanlığında kaybettiğimiz her canın hesabını sormaya devam edeceğiz. Bu olayın tüm yönleriyle, şeffaf ve etkin biçimde soruşturulması; ihmali olan kamu görevlilerinin açığa çıkarılması;istismar faillerinin en ağır şekilde cezalandırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çocukların yaşam hakkı, kadınların adalet talebi hiçbir vakfın, hiçbir yapının, hiçbir siyasi pazarlığın gölgesinde bırakılamaz. Bu kara düzenin cezasızlık zırhını parçalayana kadar susmayacağız."