Reklamlar beslenmemizi olumsuz etkiliyor

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniğinden Yrd.Doç.Dr. Gülseren Pamuk ile İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Dilek Ongan gençlere “sağlıklı…

Karşıyaka Haber

Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Tıp Fakültesi Aile Hekimliği ABD tarafından düzenlenen konferansta; obezitenin artık tüm dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna işaret eden Yrd.Doç.Dr. Gülseren Pamuk, 2015 yılı rakamlarına göre 700 milyon obez ve 2,3 milyar kadar da fazla kilolu kişiye ulaşıldığını kaydetti. Yrd.Doç.Dr. Pamuk, obezite yüzünden her yıl bir milyondan fazla kişini öldüğüne dikkat çekerken;  “ABD’de sigaradan sonra önlenebilir ölümlerin ikinci sırasında obezite yer alıyor. Türkiye’de ise kadınların yüzde 41,5′i, erkeklerin de yüzde 21′inin obez olduğunu biliyoruz.” dedi.

“Beden kütle indeksinizi hesapladınız mı?”

Yrd.Doç.Dr. Pamuk, kişinin Beden Kütle İndeksini (BKİ) hesaplayarak obez olup olmadığının belirlendiğini, Beden Kütle İndeksi’nin vücut ağırlığının boy uzunluğuna bölünmesi ile bulunduğunu, bu hesaplamayı herkesin yapması gerektiğini ifade etti.

Yrd.Doç.Dr. Pamuk, “BKİ 18.5-24.9 kg/m2 arasında olanlar normal kiloya sahip kişilerdir. BKİ 25-29.9 kg/m2 arasında ise fazla kilolu, 30-34.9 kg/m2 arasında ise birinci derece obez, 35-39.9 kg/m2 arasında ise ikinci derecede obez, 40 kg/m2üzerinde ise üçüncü derece yani morbid obezsiniz demektir.” diye konuştu.

“Uyku apnesi en çok obezlerde görülüyor”

Obezitenin nedenlerine de değinen Yrd.Doç.Dr. Pamuk, yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, hormonal etkenlerin yanında; yanlış diyetler yapmanın, psikolojik etkenlerin, sigara ve alkol kullanımının, Guatr Hastalığı ve kullanılan bazı ilaçların da obeziteye sebep olduğunu kaydetti. Uyku apnesinin obez bireylerde çok sık görüldüğünü ifade eden Yrd.Doç.Dr. Pamuk, “Uykudayken kişinin nefesinin aniden durması çok ciddi bir rahatsızlıktır. Çünkü beraberinde akciğer ve kalp rahatsızlıklarını da getirir.” dedi.

“Reklamlar beslenmemizi olumsuz etkiliyor”

İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Dilek Ongan ise gelişen beslenme endüstrisinin de alışkanlıklara olumsuz etki yaptığına dikkat çekti. Son yıllarda özellikle reklamların beslenme hayatımızı yönlendirebildiğini belirten Yrd.Doç.Dr. Ongan, “Modern çağ oturarak zaman geçirmeye, çalışmaya sebep oldu.  Besin endüstrisi enerji dengemizi bozacak şekilde her yerde besinin kendisi ya da onun reklamını yapan yerlerle karşılaşmamızı sağlıyor. Bu da daha fazla yememize sebep oluyor. Obezite neredeyse kaçınılmaz oldu” diyerek etrafımızdaki obezojenik çevreye dikkat çekti.

“Fast Food alışkanlığınızı bırakın”

Beslenme hatalarına da değinen Yrd.Doç.Dr. Dilek Ongan, “Yağ-şeker oranı yüksek, dolayısıyla enerji yoğunluğu yüksek besinler kilo alımını hızlandırdığı gibi porsiyon miktarının artmasına da sebep olur. Gazlı içeceklerden uzak durun. Meyve suyu yerine meyvenin kendisinin tüketimi uygundur. Fast food tarzı beslenme küçük yaşlara kadar indiği için sorun aslında küçük yaşlarda başlıyor. Türk mutfağındaki menü örneklerimiz aslında sağlıklı beslenme için daha dengelidir” dedi.

“Açken alışveriş yapmayın”

Öğün atlama, özellikle kahvaltı öğününü atlama ile obezite arasındaki bağa dikkat çeken Yrd.Doç.Dr. Ongan, açken alışverişe çıkılmaması önerisinde ulundu. Yrd.Doç.Dr. Ongan, “Alışverişlerde etiket okuma alışkanlığı edinilmelidir. Besinin enerji (kkal), yağ değeri, besin ögeleri incelenmelidir. Yemeğe başlamadan önce bir bardak su içilmesi de bir diğer öneri olabilir. Yemek tabağının küçük, salata tabağının büyük tutulması gerekir. Önemli olan obezitenin önlenebilmesidir. Ancak kilo kaybetmek kadar, kaybedilen kiloların korunması da önemlidir” şeklinde konuştu.