Prof.Görken: Radyoterapi korkulacak bir yöntem değildir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlknur Görken, meme kanseri olan kadınların en çok bilgi sahibi olmak istedikleri ve “Acaba memem yanacak mı?”…

Karşıyaka Haber

Yapılan araştırmalara göre, meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak dikkat çekerken, her yıl 1.4 milyon kadının meme kanseri teşhisi konulduğu belirlendi. Uzmanlara göre özellikle anne, teyze ya da kız kardeşinde meme kanseri görülen kadınların daha çok risk altında olduğu belirlenirken, erken teşhisin bu hastalığın tedavisinde büyük önem taşıdığı tespit edildi. Ülkemizde her 30 kadından biri meme kanseri yüzünden hayatını kaybederken, yaş arttıkça meme kanseri riskinin de yükseldiği saptandı.

Tüm dünyada Ekim Ayının “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olması sebebiyle DEÜ Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlknur Görken meme kanseri olan kadınların en çok endişelendikleri tedavi yöntemlerinden biri olan   Radyoterapi hakkında öncesi ve sonrasında tedavi ve beslenme olarak şu bilgileri verdi: “ Meme kanserinde radyoterapi (RT), memenin alındığı (mastektomi) veya memenin korunduğu ameliyatlar sonrasında uygulanabilir. Memenin  korunduğu cerrahi (MKC) girişimler sonrasında her durumda tüm meme dokusu ışınlanmaktadır. Kanserli hücreler koltukaltı lenf düğümlerine yayılmışsa meme dokusu ile beraber bu lenfatik bölgelerin de ışınlanması gerekmektedir. Mastektomi ameliyatlarından sonra ise bazı özel risk faktörlerinin varlığında göğüs duvarı ve/ veya çevre lenfatik alanlara radyasyon tedavisi uygulanmaktadır.

    Radyoterapi; iyonlaştırıcı radyasyon kullanarak  (yüksek enerjili X ışınları) genellikle malign (iyi huylu olmayan) tümör hücrelerinin öldürülmesi işlemidir. Radyasyonun dozu, uygulama süresi ve uygulama alanı kontrollüdür. Radyasyon tedavisine cerrahi sonrası yara iyileşmesini takiben başlanabilir, bu genelde 4 haftalık bir süreyi ifade etmektedir. Hastaya eğer kemoterapi uygulanması gerekiyorsa önce 4, 6 veya 8 kür olarak kemoterapi uygulanır ve sonrasında radyoterapi uygulamasına başlanır. Kemoterapi uygulanmayacak ise, cerrahi girişim sonrası yara iyileşmesini takiben radyasyon tedavisine başlanabilir. Meme kanserinin tedavisinde sıklıkla uygulanan hormonoterapi ise genelikle radyasyon tedavisi ile birlikte uygulanabilmektedir.

MKC uygulanmış olan ve koltukaltı lenf bezlerinde tümöre bağlı yayılım olmayan hastalarda sadece meme dokusuna, koltuk altında tümör metastazı olan hastalarda ise meme dokusu ile birlikte çevresel lenfatik bölgelere ( koltuk altı) RT uygulanmaktadır. Mastektomi uygulanan hastalarda ise, koltukaltı lenf düğümlerinde tümör metastazı olan, tümör boyutu 5 cm’den büyük, cerrahi sınır pozitifliği olan olgularda sadece göğüs duvarı ve/ veya lenf düğümleri ışınlanmalıdır.      Radyasyon tedavisi planlama işlemi ile başlar, hastanın yatış pozisyonu belirlenir. Hasta bu pozisyonda tomografi cihazına yatırılır ve planlama tomografisi çekilir. Elde edilen tomografi kesitleri, üzerinde her kesitte tedavi edilecek olan bölgeler (meme / göğüs duvarı, lenf düğümleri) ve fazla radyasyondan korunması gereken organlar (kalp, akciğer) belirlenir. Tedavi bölgelerine  maksimum doz verilirken kalp ve akciğer gibi normal dokular en az doza maruz kalacak şekilde radyasyondan korunmaya çalışılır. Özellikle sol meme tedavisinde kalp ve kalbi besleyen sol inen koroner arter dozları çok önemlidir. Bu dozları azaltmak için solunum ayarlı radyoterapi tekniği kullanılmalıdır. Tüm planlama süreci radyasyon onkolojisi uzmanı tarafından yönetilir. Radyasyon tedavisi toplamda 5-6 hafta sürmekte, ışınlama hafta içi beş gün ardışık olarak yapılarak, hafta sonu tedaviye ara verilmektedir. Radyasyon tedavisinden sadece siz ve sizin de doktorunuz tarafından belirlenen bölgeleriniz etkilenir. Tedavi sırasında radyasyon yaymazsınız, aileniz, çocuklarınız ile bir arada bulunabilir, birlikte zaman geçirebilirsiniz.

Radyasyona bağlı olarak gelişen yan etkiler erken ve geç yan etkiler olarak iki gruba ayrılır. Erken yan etkiler;  tedavi sırasında genelde 2. haftadan sonra ortaya çıkan ve tedavi bitiminden sonraki 2 hafta içinde azalarak iyileşen yan etkilerdir. Bunlar genelde cilt yan etkileridir. Tedavinin 2. haftasından itibaren deride kızarıklık, hafif ödem görülebilir. Tedavinin sonuna doğru derideki kızarıklık belirginleşir, soyulma, sulanma ve cilt renginde koyulaşma ortaya çıkabilir. Bu dönemlerde nemlendirici krem veya pomatlar ile cilt nemlendirilir. En iyi nemlendirici sudur, hastalara tedavi boyunca bol su içmeleri önerilmelidir. Erken yan etkiler geçicidir, hastalar bu konuda bilgilendirilmeli ve destek tedaviler ile rahatlatılmalıdır.

 Geç yan etkiler ise, tedavi bittikten 6-9 ay sonra ortaya çıkan, genelde yumuşak dokuda sertleşme ve damar duvarında kalınlaşmaya bağlı olarak ortaya çıkan yan etkilerdir. Meme dokusunda ödem, sertleşme, kolda hareket kısıtlılığı, kola giden sinirlerde hasarlanma ve ödem akciğerde sertleşme, kalbi besleyen sol koroner damarda tıkanmaya bağlı miyokart enfarktüsü ortaya çıkabilir. Meme cildinde ortaya çıkan ödem ve sertleşmeyi engellemek için memeye düzenli masaj uygulanmalıdır. Kol ödemini önlemenin en iyi yolu gereksiz koltukaltı operasyonundan ve geniş alan lenfatik ışınlamalardan kaçınmaktır. Kol ödemi hastanın hayatını olumsuz etkiler, geri dönüşümsüzdür. Kolda hareket kısıtlılığı ve kol ödeminden kaçınmak için hastalara düzenli olarak yapacakları hafif kol egsersizleri önerilebilir. Koltukaltı ameliyatı ve RT uygulanan kolda hiçbir cerrahi girişim yapılmamalı, kan alma, ilaç uygulama amaçlı damar yolu açılmamalı, manikür yapılmamalıdır. Kol ödemi gelişen hastalarda fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarından yararlanılmalı ve gerekirse bası giysileri önerilmelidir.

Radyasyon tedavisi sırasında pamuklu ve bol giysiler tercih edilmeli, sıkı çamaşırlardan kaçınılmalıdır. Beslenme çok önemlidir. Hastalar karbonhitratların kısıtlandığı, protein ağırlıklı bir diyet ile beslenmeleri ve bol su içmeleri konusunda bilgilendirilmelidir. Sıklıkla en az 20 dakikalık açık hava yürüyüşleri yapılmalı, pilates, yoga ve gevşeme egzersizleri önerilmelidir.