depolama Engelli Erişim Cihazı Merdiven Tırmanma Cihazı Taşıma iletme Sistemi Uluslararası evden eve nakliyat Kurban
ANA SAYFA > Yazarlar > Op.Dr. Serhan Çelikhisar > Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

Yeni sezon başlarken salon kültürü nerede?

Op.Dr. Serhan Çelikhisar
Sosyal Medya :
07 Ocak 2019, Pazartesi 17:53
1840 kez okundu

Sanıyorum yedi yaşındaydım Karşıyaka’nın ilk basketbol maçına gittiğimde... Abimin elini tutup İzmir Atatürk Kapalı Spor Salonuyla tanışıklığım böyle başlamıştı. Bir basketbol şehri olan Karşıyaka’da nesillerdir yaşayan bir ailenin ferdi olarak da kaçınılmaz doğal süreç işlemeye başlamıştı. Karşıyaka sevdası ile basketbol aşkı bir harman olup içimde hiç bir zaman sönmeyecek bir ateşe dönüşmüştü. Abi nezaretinde yaşanan salon maceralarım yaşım büyüdükçe bireysel bir hale dönüşerek aralıksız devam etti. Hayatımın belki de en güzel anıları o salonda yaşandı. Hiç unutmam bir gün Karşıyaka’nın sezon ortası ve çok da iddialı olmayan bir maçında yine Atatürk kapalı’dayım. O günün kadrosunda oyun kurucu olarak görev yapan Birtan Saka. Ben de henüz ergenliğe geçiş dönemlerinde olan ve her o yaştaki çocuğun yaptığı gibi geleceğe dair hayaller kuran dönemlerimdeyim. Sınıf takımında oynadığım mevki itibariyle de kendimi Birtan’la özdeşleştiriyorum ve ilerde Karşıyaka basketbol takımında o mevkide kendimi hayal ediyorum. Böyle bir ruh hali içersinde Karşıyaka’nın üç sayı geride olduğu bir anda ve salonun nadir sessiz olduğu bir esnada yerimden kalkarak ‘’Birtan üüüüç’’ diye bağırdığımı hatırlıyorum. Zaten salona herkesten önce gider, henüz açılmamış olan giriş kapısında en önde saf tutar ve devamlı bench’in bir arka sırasında (polislerin durduğu sıranın bir arkası) oturarak izlerdim maçları. Bu pozisyon bana hem saha içine sesimi yetiştirme imkanı veriyordu hem de molalarda kendimce koç’a taktiksel anlamda yönlendirici bir şeyler söyleyip de (sanki beni dinleyecekmiş gibi!) sesimi duyurma imkanı... Netice itibariyle Birtan da yükselen sesimi duymuş olacak ki o sırada taktik gereği veya içinden sayı olacağını hissettiği için belki de bilemiyorum, üç sayılık şutunu kullandı ve sayı yaptı. Akabinde de sesin geldiği yöne doğru dönerek eliyle duydum seni dercesine bir işaret yaptı! Tanrım bu benim için ne büyük bir mutluluktu! Öyle ki, o sayıyı ben atmış olsam ancak bu kadar olur...

Yine bir gün salondayım ve yerim yine aynı. O zamanlar da rahmetli Aydan Siyavuş’un ikinci Karşıyaka günleri (zaten bir sezon çalıştırmıştı diye hatırlıyorum o zamanlar). Koç mola aldı ve taktik tahtasına bir şeyler çizerek o her zamanki babacan ve heyecanlı tavrıyla takıma mola sonrası oyun kurgusunu anlatıyor... Ben de hemen bench’in arkasındaki yerimden öne doğru uzanmış vaziyette koç’a doğru kendimce olması gereken oyuncu değişiklikleri ve dönülmesi gereken savunma sistemine dair yüksek sesle bir şeyler anlatmaya çabalıyorum. O kadar heyecanlıyım ki karşı taraftan tepki gelmedikçe sesimi her seferinde biraz daha yükseltiyorum... Meğer Aydan Siyavuş beni duyuyor fakat (kısıtlı mola süresinde benimle mi muhatap olacak zaten!) gayet profesyonelce bunu belli etmiyormuş doğal olarak. Mola bitip de takım sahaya dönerken benim söylediğim oyuncu değişikliği planı zaten kafasında varmış ve o yönde değişiklik yaparak takımı sahaya yollamakla kalmayıp başını kaldırıp, elindeki kalemi taktik tahtasına vurup bana bir bakış attı! İnanın o ergen cesareti bende yerini tamamen bir korkuya bıraktı. Ya kötü bir söz söylerse, ya salondan attırırsa düşünceleri arasında git geller yaşarken göz göze geldik, yüzünde son derece tatlı bir tebessüm belirdi ve başını aşağı-yukarı sallayarak adeta bana ‘’tamam bak dediğin değişiklik oldu mutlu musun şimdi!’’ dercesine bir jestte bulundu. Tabii ki ben yine bulutların üstünde uçuyordum adeta... Bunlar gibi onlarcasını sayabilirim o salonda yaşanan güzelliklerin... Yanında oturan hayatında ilk defa gördüğün insanla önce birkaç kelam ederek başlayan süreç, dakikalar ilerleyip de maçın atmosferine kapılınca sanki kırk yıllık ahbapmışcasına bir hal alırdı. Hiç bir rahatsız edici duruma maruz kalmadan kızlı erkekli gruplar halinde ya da ailecek gidilip, neşeyle çıkılırdı salondan. Sadece bir basketbol maçı değil, insanların birbirlerini taciz etmeden sosyalleştiği bir ortamdı orası aynı zamanda...

Farkındaysanız tüm bu anlattıklarım oldukça eski zamanlarda yaşanmış tatlı mı tatlı, bir çocuğun basketbolu sadece bir spor olarak görmenin haricinde basketbol zerafeti, nezaketi, hoşgörü,espri gibi kavramlarla da tanışması anlamını taşıyan güzelliklerdi... Biz büyüdük ve kirlendi dünya! Gönül isterdi ki şimdi de Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nda yaşadığım benzer sempatiklikteki anıları da anlatabileyim. Çook çok nadiren karşılaştığım, aynı düzeyde olmasa da benzer sayılabilecek bazı anektodlar aktarabilirim belki ama asla onlarcasını sıralayamam. Ama maalesef isterseniz size günümüz basketbol seyircisinin (bazılarının tabii ki!) onlarca rezilliğini sayabilirim bu yeni salonda yaşattıkları. Daha doğrusu asla ve asla basketbol seyircisi olabilecek niteliklere sahip olmadığı halde o salona gelip de kendini iyi taraftar zanneden bazı vandalların yaptıklarını demek gerekir. Bunların sayısı salonu dolduran binlerce basketbol sevdalısı içerisinde yüzdeye vurulacak olursa çok da büyük bir yüzdelik dilimi oluşturacak kadar değil belki ama mevcut oldukları kadarı ile bile sadece basketbola değil insanlığa zarar veriyorlar adeta...

Çok da eski değil daha 25 Mart 2015’de, eurocup çeyrek finali Gran Canaria maçında şahit olduklarım hakikaten benim gibi bir basketbol sevdalısını bile bir süre salonlardan uzaklaştırmış, bir soğukluk yaratmıştı. O maça eşim, baldızım, kayınpederim ve iki yeğenimle birlikte gitmiştim. Maçın sanırım son çeyreğiydi; birden bire bizim oturduğumuz tarafa doğru üst geçiş koridorunun demirlerinden yarı beline kadar sarkarak esmer tenli, göbekli, top sakallı, yaşı muhtemelen 45-50 aralığında olan bir zat (görüntüsü bir fotoğraf gibi hala hafızamda) hiç bir ortamda hiç bir gerekçeyle ağıza alınmayacak en galiz küfürleri savurmaya başladı. Biz ailecek ne olduğunu anlamaya çalışırken her konuda daima gereken yerde en cesur hamleyi ilk yapan olan Türk kadınının cesur bir temsilcisi daha fazla dayanamayarak o zat’a tepki gösterdi. Ama durmuyordu ve ısrarla anne, soy sop dinlemeden hançeresini yırtarcasına önümüzdeki sıraya doğru bağırıyordu. O sırada önümüzde henüz yaşı 16-17 ya var ya yok olan bir çocuk farkettik! Konu o çocuğun ön sıradaki polisten yardım talebi esnasında yaptığı konuşmayı duyunca anlaşıldı. (her ne kadar polis arkadaşımız ben bir şey yapamam diyerek konuyla igilenmediyse de...) Meğer bu, küfrün kitabını yazacak seviyede ya da seviyesizlikteki zat, çocuğun maç oynanırken devamlı olarak tezahürat yapmayıp cep telefonuyla mesaj yazıyor oluşuna içerlemiş de ondanmış zincirlerinden boşanırcasına saldırgan tavrı (belki de evine geciktiği için ailesine merak etmemeleri adına birşeyler yazıyordu! Ya da bir başka şey de olsa nedeni, ne fark eder ki aslında..!) Keşke konu bununla sınırlı kalsaydı... Bahsi geçen ve içinin çirkinliği ayna gibi yüzüne yansımış olan bu şahıs, aslında yanından bile geçemediği delikanlılığını ancak yanına kattığı kendi türdeşi olan 6-7 kişiyle birlikte göstermek istemiş olacak ki,  maç çıkışı dışarda bilet kulübesinin yanında o temiz yüzlü çocuğu Allah ne verdiyse vurarak darp etti bir de..!

Naif ve güzel basketbol salonu anılarından bence bir facia olarak nitelendirilebilecek anıya geçiş yapmam nedeniyle okurken keyfiniz kaçmış olabilir! Ancak sadece okurken bile insanın keyfi kaçarken, bir de yanınızda aileniz varken canlı canlı şahit olunan o anı zihninizde canlandıracak olursanız bunun ailemde ve özellikle de çocuk yaştaki yeğenlerimde yarattığı travmanın ne denli büyük olduğunu anlayabilirsiniz değerli okurlar. 30 yıldan fazla zamandır salonlardayım ve bu boyutta bir tabloya şahit olmamıştım. Ufacık çocuğun kazık kadar adamlarca ve 6-7 kişi tarafından dövülmesi..!! Pes!! Bunları gerçek basketbol seyircisine, basketbolseverlere yaşatan tiplerin basketbol kültürünü, salon kültürünü nereden nereye getirdiğini görmek gerçekten çok üzücü! Tabii ki hepimiz Karşıyaka sahadayken var gücümüzle destekleyip, aynı heyecanla desteklemeyenleri de teşvik etmeye çabalayacağız. Ama bunun yolu zorbalık asla olmamalıdır!!! Belki hasta yatağından kalkıp gelen veya yanında getirdiği küçük çocuğuna sahip çıkmaya çabalayan ya da sadece o gün için çok yorgun olan birileri de içindeki Karşıyaka sevgisiyle o salonda oturup, hiç bir zorbaca baskıya maruz kalmadan, keyifle maç izleyebilmeli...

Karşıyaka için her zaman söylenen ‘’en iyi basketbol taraftarı’’ sözünün bu tip çirkinliklerle gölgelenmesine karşı hep birlikte mücadele etmeli, bu ünvanı bozacak edepsizce davranışlarda bulunanları aramızda barındırmamalıyız. Burada görev bizlere düştüğü kadar kulübe ve emniyet birimlerine de düşüyor. Bu vandalları tespit edelim ve ömür boyu salonlara sokmayalım lütfen! El birliğiyle daha güzel günlere... 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler

11.03.2019 El-İnsaf

19.02.2019 Yalı Caddesi zengini ile site ortamı zengini arasındaki farklar

13.02.2019 Karşıyaka’nın yeni basketbol koçu kim olacak?

12.02.2019 Disidoro köşkü sensiz çok ıssız…

28.01.2019 Kırılan gururumuzu onarmaya set çeken adam: Erving Walker

22.01.2019 Yiğidi öldür, hakkını yeme!

15.01.2019 All Star ve Karşıyaka

07.01.2019 Bir noel ayini ve gönül kardeşliği

07.01.2019 Karşıyaka kime teslim edilmeli!..

07.01.2019 Cesur Yürek Assem Marei

07.01.2019 Black Friday –Hayırlı Cuma- Efsane Cuma hangisi?

07.01.2019 On’suz Kasım

07.01.2019 Stat konusu

07.01.2019 Karşıyaka Destanı

07.01.2019 FİBA Eurocup üvey evlat mı? Bizler inandık, siz de inanın!

07.01.2019 Takım

07.01.2019 Haydi Kaf Kaf!..

07.01.2019 İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu ve bir de Arda Turan

07.01.2019 Karşıyaka forması giymiş topluluk...

07.01.2019 Basketbol, yeni sezon, yeni transferler ve Karşıyaka

07.01.2019 Kapatılan parklarımız açılınca ne göreceğiz?

07.01.2019 Bir efsanedir Kaf Kaf

07.01.2019 Kurban

07.01.2019 Primum non nocere= Önce zarar verme

07.01.2019 Eski Karşıyakalılar lakaplarıyla anılır, yiğit ölür şan kalır

07.01.2019 Ayaklarım kesildi, Türkiye ayaklandı!

07.01.2019 Keşke!..

07.01.2019 Anıt güzel olmasına güzel ama...

07.01.2019 Gri'den beyaza Karşıyaka

07.01.2019 O bir Karşıyakalı

07.01.2019 Köpek öldürme=Mala zarar verme!

07.01.2019 Yazık! Çok yazık!

07.01.2019 Psikolojik eşik açıldı, sırada yeni hedefler ve gelecek organizasyonu

07.01.2019 Doktor insan mı?

07.01.2019 Bizler inandık, siz de inanın!..

07.01.2019 Karşıyakalılar bitti demeden bitmez…

07.01.2019 And the Oscar goes to…

07.01.2019 Sevgililer günü önce Anadolu’da vardı

07.01.2019 Karşıyaka’ya gelmeden hiç kimse kendini namağlup ilan etmesin!

07.01.2019 Trifunovic-Markovic, her ikisi de kaybetti!..

07.01.2019 Neden (Genelde) Babalar önce gider…

07.01.2019 Doktor, antibiyotik yaz!.. Yoksa…

07.01.2019 Kime bizden diyeceğiz, kime onlardan!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Ewe Baskets Oldenburg, şaka gibi!

07.01.2019 Çok geç olmadan, birlikte, kararlılıkla…

07.01.2019 Şimdi mazeretin ne olacak Trifunoviç?

07.01.2019 Karşıyaka için play off neden olmasın!

07.01.2019 19.12… Gururlan Karşıyakalı

07.01.2019 Katliam olanca hızıyla sürüyor

07.01.2019 New Orleans’tan Karşıyaka’ya caz!..

07.01.2019 Büyükçekmece değil, çile çekmece bunun adı...

07.01.2019 Obez insan ticareti

07.01.2019 Trifunoviç’in dikkatine

07.01.2019 Karşıyaka acınacak halde mi? Ayağa kalk ve bağır: Hayır!..

07.01.2019 Sevdamız Karşıyaka…

07.01.2019 Yeni sezon başlarken Karşıyaka'nın yeni transferlerinin analizi

07.01.2019 "Biranın tadı, kadının adı" var mı, yok mu?

07.01.2019 Avrupa Şampiyonası’nda Ufuk Sarıca ve Milli Takım

07.01.2019 Büyük Taarruz!..

07.01.2019 Çeşme'de gerçekten olan ne?

07.01.2019 Beğenmeyen dinlemesin!

07.01.2019 Yaz mevsiminde bir başka zamanlar Karşıyaka

07.01.2019 Oku!..

07.01.2019 İzmir'de deprem oldu, ama İstanbul daha çok sallandı!

07.01.2019 Tebrikler

07.01.2019 H.M. Akpınar’ın en büyük talihsizliği ve Anıt!..

07.01.2019 Karşıyaka’da sil baştan mı, revizyon mu?

07.01.2019 Şu doktorlardan nefret ediyorum!

07.01.2019 Karşıyaka Pınar

07.01.2019 Referandum

07.01.2019 Geleceğe dönüş

07.01.2019 İzmir'e sembol buldu, ismi unutuldu!

07.01.2019 Olsaydı olurdu!

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız

07.01.2019 Karşıyaka'da hala deniz var mı?

07.01.2019 Yalnız Adam Markoviç artık yalnız değil!

07.01.2019 Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir!

07.01.2019 Zor ama imkansız değil!..

07.01.2019 Basketbol Karşıyaka'dır...

07.01.2019 Cevapsız sorular-Neden?

07.01.2019 Tramvay hasreti

07.01.2019 KSK tek ve bütündür! Ama…

07.01.2019 Gavur İzmir

07.01.2019 Her şeye rağmen; neden olmasın!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka-Galatasaray Odeabank maçı haksızlıklar serisi ve Ergin Ataman

07.01.2019 Teröre karşı Dünya Karşıyakalılar Günü!

07.01.2019 Halirrothios'un zeytinle imtihanı

07.01.2019 Yeşil Giresun Belediyespor maçının ardından…

07.01.2019 KSK ve aklıma takılan bazı sorular!..

07.01.2019 Karşıyaka'nın ölümcül dönüşümü!

07.01.2019 Takım olmak ve üç yanlış bir doğru

07.01.2019 Karşıyaka "Spor" Kulübü'dür!

07.01.2019 Utanma "Meme" de!..

07.01.2019 2000 TL

07.01.2019 Burası Karşıyaka

07.01.2019 Biz Karşıyakalıyız demekle olmuyor!

07.01.2019 Bayram sevinci karın ağrısına dönüşmesin!

07.01.2019 Pınar Karşıyaka'nın yeni yabancı basketbolcularının analizi

07.01.2019 Basketbol hayattır


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Anket

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı (bostanlıspor spor akademileri)