Anasayfa | İletişim | Künye | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU TUZAK TUTMAYACAK!..

Okunma  Yazar : Saffet TAŞKIN
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 247
Tarih  Tarih : 24 Şubat 2010 20:51

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Artık işimiz fıkralara kaldı desek yalan değil, bu olup bitenleri hayretle izlemekte olan  Türk halkı toplumsal vakit geçirilen yerlerde, internet v.s. de hep fıkralar üretiyor vakit geçiriyor ve kendilerini  bu fıkralarla avutuyorlar. Geçim sıkıntısı içersinde dişini sıkarak büyük bir sabırla bekleyen Türk  halkı  Ergenokan, darbe, yürütme, yasama ve yargı ile kurumlar arasındaki çatışmalardan bıktı usandı.Bilim adamları, profesörler, rektörler , emekli generaller v.s. Silivri de toplanması, memleketin her yerinde hemen hemen her gün gördüğü çatışmalardan sıkıldı usandı oynanan oyunların farkına vardı.Evet. Bu   millet her şeyin  farkında, ülkeyi bu hale kimlerin nasıl getirdiğini biliyor.Sabırla bekliyor.Sandığı bekliyor.Sandığı.….! Sandık derken gömü sandığını değil tabi, seçim sandığından bahsettiğimi anlamışsınızdır. Altmış yıldır alternatif yok diye diye milleti uyutanlar aşağıdaki fıkraları okuyup ya da okuyanlardan  dinlemekte,  alternatifin her zaman var olduğunu olması gerektiğini de daha iyi bir şekilde  anlamaktadırlar. Cumhuriyet’e ve Atatürk ilkelerine  bağlılığın  bu milletin damarlarında ki “Asil Kan” da mevcut olduğunu ve bu yoldan geri dönülmeyeceğini Türk halkı her zaman olduğu gibi yine hatırlayacak ve kuvayi milliye ruhuyla silkelenip aslına dönecektir.. Zamanı gelince bu millet  bunu tüm dünyaya  gösterecek ve demokratik yollarla yanlış yapanlardan  hesap soracaktır. Kimsenin kuşkusu olmasın…Ve fıkraları anlatmaya devam edelim.

”Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakârlıklarla okuttuğu ve tüm beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Ergenekon 41.inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çaresizlikten bir mektup yazmış.
Sevgili oğlum Mustafa,
Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl galiba felaket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl hiç bir ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sadece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol, ve isminin nereden geldiğini de asla unutma. Sevgilerimle, Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup gelmiş.
Sevgili Babacığım, Sakın tarlayı kazma. Bütün cesetleri oraya gömdük. Sevgiler biricik oğlun Mustafa.
Ertesi gün sabaha karşı saat 04..00 de yaşlı çiftçiyi polis yatağından ense paça kaldırmış ve apar topar tarlaya götürmüş. Bütün tarlayı kazmışlar. Hiç bir şey bulamayınca bir kazdıklarını bir kez daha kazmışlar. Sonunda bakmışlar en ufak bir şey bulamamışlar, yaşlı çiftçiden özür dilemişler ve geldikleri gibi gitmişler. Aynı gün yaşlı adam cezaevinde yatan oğlundan bir mektup daha almış.
Sevgili babacığım,
Şimdi tüm ekinlerini ekebilirsin. Yanında olup her zaman olduğu gibi beraber tarlayı kazmayı çok isterdim. Ama bugünkü ortamda elimden ancak bu kadarı geldi. Kusuruma bakma. Sevgi ve saygılarımla, oğlun Mustafa”

Oranları sekiz yılda seksen sekiz kat artan ve sayıları çoğalan vergi ve zam  haberleri ve hiç tepki olmaması üzerine, sanırım bu fıkrayı paylaşmanın tam zamanı.
 “Mutlu Yıllar  ;
Vezirler huzura çıkmışlar:
- Padişahım, hazinede para kalmadı. Yeni vergilere ihtiyacımız var, diyerekten...
Padişah, kavuğunun altından kafasını kaşımış,
- Eeee! Ne vergisi koyalım?, demiş..
- Köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar! Padişah,
- Tamam, demiş.
Aradan bir süre geçtikten sonra sormuş vezirlerine:
- Tepki var mı?
- Hiç bir tepki yok!
- İyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
Aradan bir süre geçmiş, Padişah:
- Var mı şikayet? - Yok!
Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş:
- Köprülerin ortasına da adam koyun, gelip geçeni becersin!
Aradan birkaç gün geçmiş, hala bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini,
- Köyün birine gidelim. Halkı dinleyelim hele bir, demiş.
Gitmişler köye, Padişah sormuş:
- Var mı şikayet? Ses yok. Padişah:
- Var mı şikayet? Konuşun yoksa, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım, diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:
- Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!..
- Eeee!, demiş Padişah bir umutla...
- Akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, bir adam daha koysanız...”
“LAZ  Pastacı
Adam son derece sevdiği ve saydığı karısının 60 ıncı yaş gününde, önemli konuklarını da davet ettiği parti için bir pasta ısmarlamış.  Karadenizli Laz pastacı:
- 'Üzerune ne yazmami istersinuz daa?' diye   sormuş. Adam bir an düsünüp,
- 'Yıllarca yoruldun ama, inan hâlâ mükemmelsin' yazılsın! demis  
- 'Peki efendum pastanin üzerune nasil yerlestirelum ha bu yaziyu?
- 'Iki satir halinde olsun,üstte 'Yıllarca yoruldun ama ' , altta 'İnan hâlâ mükemmelsin' seklinde olabilir..'
Parti günü tüm davetlilerin önüne kıvılcımlar  saçan maytaplarla   pasta gelmis.
Üzerinde aynen söyle yazıyor: 'Üstte yıllarca yoruldun ama ...Altta inan hala mükemmelsin.”
 
 ÇOK KOMİK AMA GERÇEK.......!!!!!!
Olayın kahramanları, iki üniversite örgencisi Koyu geyik muhabbetinin düğümlendiği durumlardan birinde,bu iki kafadar bir iddiaya girer....Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü ağzına tamamen sığdırabileceğini iddia eder.... Evet yanlış okumadınız, bildiğiniz 100 mumluk ampulü... ve sığdırır da.
Ancak bir sorun vardır.Ampulü ağzından geri çıkaramamaktadır. Arkadaşı hayret eder bu nasıl iş diye, o da evdeki başka bir ampulü ağzına sokar ve tabii ki o da çıkaramaz. Bunun üzerine iki kafadar
hastanenin yolunu tutmaya karar verirler. Ağızlarında ampul olduğu halde bir taksiye atlarlar. Konuşma zorluğu çekerek güya taksiciye dertlerini anlatırlar. Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken
bir taraftan da 'nasıl olur abi ya, uğraşsanız çıkar, bir asılın şuna, şaka mı yapıyorsunuz ?' diye söylenmektedir. Neyse akşamın bir yarısında acile gelirler. Taksici ayrılır. Doktorlar çocukları
beklemeleri için bir odaya alır. Veeee, aradan 15 dakika geçmeden taksici kapıda görünür; tabii ağzında
bir ampulle. Amcam çocuklara inanmamış, açık olan bir marketten ampul almış ve denemiştir !!
Simdi anladınız mı Ampul Partisi'nin Türkiye'de nasıl iktidara geldiğini? Bir şey olmaz diye herkes denedi ve gördük çıkaramıyoruz. Oy verirken iyi düşünün ampul bu ağzımızdan çıkmıyor. Seçimlere az kaldı, bir daha sakın denemeye kalkmayın…! “

“Akp geldiğinde elimizde özgürlük,laiklik,cumhuriyet vardı.Bize, kömür verdiler, aşevinde yemek verdiler, gözümüzü kapayarak tekrar oy atmamızı istediler.Gözümüzü açtığımızda ise, bizim başımızda türban, yüzümüzde sakal, onların elinde ise para, iktidar vardı..TC vatandaşı”
Hayatımız fıkra oldu derken pek abartmadık.Yalan değil.Güzelim ülkemiz ne hale geldi.Ne hale getirildi.

Gelelim sadede..Bu ülkede alternatif her zaman vardı.Bu millet her zaman alternatif yaratmıştır. Bu defa yok diyenlere inanmayacak  , bölünüp parçalanmayacak, ortaya çıkarılacak yeni siyaset cambazlarının oyunlarına  gelmeyecektir.Her seçimde yayılan  alternatif yok teraneleri bu defa tutmayacaktır..Bu oyunların  senaryosunu yazanlar   Türkiye’deki işbirlikçileri sayesinde   başta ABD olmak üzere AB ülkeleri tarafından finanse edilen  yeni politikacıları ve partilerini ortaya çıkarmaya başladılar bile..!Bundan önceki seçimlerde ve on yıl önce yazdıkları bu günkü senaryoların da olduğu  gibi..! Ancak.!Bu defa bu tuzak tutmayacak ve Yüce Türk halkı bu defa  aldanmayacak ve aldananları da uyandırarak Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu o muhteşem Laik Türkiye Cumhuriyet’ne sahip çıkacaklardır.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

İZMİRLİ AZINLIK [ 28 Temmuz 2010 17:57 ]

CHP tasallutundaki İzmir'de yaşayan köklü bir İzmir'li olarak ismime neden azınlık dediğimi anlamışsınızdır. Yazılarınızı her fikre saygım olduğundan ve tek yönlü, dar görüşlü kalmamak için okuyorum. Tespitleriniz bana çok afaki geliyor, umarım yanılıyorsunuzdur. Fıkralarınıza çok güldüm, fakat seçmene ve oya saygı adına, demokratiklik adına bir ize rastlamamak beni yine üzdü. Yine bana çoğunluğun bir parçası olduğum halde azınlık olduğumu hissettirdiniz. Unutmayın ki bu ülkede sizin gibi düşünen sandığınızdan çok daha azdır. Sizden ricam yazılarınızın kaynaklarını onun bunun dediğiyle değil kesin delillerle belgelendirerek İspatlamanız. İspatlamanız diyorum çünkü hukukta suçlanan değil suçlayan ispatlamak zorundadır.

Atakan Kırkyaşaroğlu [ 25 Şubat 2010 00:07 ]

Saffet Taşkın beyefendi...Fıkralarınıza katıla katıla güldüm...Tam günümüzün olaylarına uygun olmuş...Gerçekten, önümüzdeki seçim çok önemli olacak...Her zamankinden de önemli...Türk milleti, kendi kaderini nasıl belirleyecek...Hep birlikte, yaşarsak göreceğiz...Demokratik hukuk devletlerinde, iktidarın en güçlü silahı, seçim sandığıdır...İktidarları indirme gücüne sahip olan da, işte yine o sandıklardır...Yani, iktıdarlar, milletten aldıkları o güç ile, nasıl iş başına geçiyorlar ise, ayni gücün, kendilerini devirebileceğini de bilmektedirler...Bütün mesele, şuurlu, bilinçli, duyarlı ve sorumluluk bilinci içerisinde, vatandaşlık görevimizi yapabilmemizdir...Hayırlısıyla...Saygılar...

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Avni ERBOY Avni ERBOY
ÇOK MU OLUYORUZ...
Atakan KIRKYAŞAROĞLU Atakan KIRKYAŞAROĞLU
MUHALEFET SINIFTA KALDI
Saffet TAŞKIN Saffet TAŞKIN
YORUMSUZ
Doğan KESİMLER Doğan KESİMLER
YENİ SEZONA MERHABA
Yılmaz DURMAZ Yılmaz DURMAZ
SİYASETÇİ AKILLI CESUR VE DÜRÜST OLURSA
Sevgi MOLVA Sevgi MOLVA
DAĞLAR DAĞI "DAĞLARCA"
Ahmet DİKER Ahmet DİKER
KURT DUMANLI HAVAYI SEVER...
Prof.Yavuz Taşkıran Prof.Yavuz Taşkıran
KOLBASTI VE SİRTAKİ
Gece KUŞU Gece KUŞU
CHP'DE ÖN SEÇİM YOLU
Neşe OLCAY Neşe OLCAY
İZMİR'E MÜJDE...
Aydın POSTACIOĞLU Aydın POSTACIOĞLU
TRAFİK TERÖRÜ
Emre İŞCAN Emre İŞCAN
BEKLEYİŞ DÜNYASI
Onur BERBEROGLU Onur BERBEROGLU
KSK'DE NELER OLUYOR?
Mine ÇETİNEL Mine ÇETİNEL
DEFORME REFORM
Levent PALANDİZ Levent PALANDİZ
GÜNAH, GÜNAH, GÜNAH...
İlker ERİNÇ İlker ERİNÇ
HUNİNİN VERİMLİSİ
Özge EDİZ Özge EDİZ
YAŞAMAYAN BİLEMEZ
Ömer SOYSAL Ömer SOYSAL
İNSAN DAN İNSANA
Zeynep ERİNÇ Zeynep ERİNÇ
ATAM'A ŞİİR
Özge ÖZTÜTÜNCÜ Özge ÖZTÜTÜNCÜ
KIRMIZI TENLİ ÇOCUK
Kimse DUYMASIN Kimse DUYMASIN
HER GECE PAVYONDA SABAHLAYAN YÖNETİCİ KİM?
Nurhan ÇAVUŞOĞLU Nurhan ÇAVUŞOĞLU
SEÇİMLERDEN ÖNCE
Mehmet ÇELEBİ Mehmet ÇELEBİ
KRİZ Mİ, KERİZ Mİ? HARÇ MI, HARAÇ MI?
Rıfat KINAY Rıfat KINAY
YÜKSEK ADRENALİN
Mert ERBOY Mert ERBOY
SEÇİM HAVASI
Halil TELLİ Halil TELLİ
ULAŞIM ŞART
Alper DİKER Alper DİKER
YEŞİL KIRMIZI MERHABA

SON DAKİKA HABERLERİ

TAKVİM

KARŞIYAKA HABER'de yer alan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı
Erboy Yayıncılık, Reklamcılık, Özel Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne aittir.
İzin alınmadan ancak kaynak gösterilerek iktibas edinilebilir.

Altyapı: MyDesign | Düzenleme: Mustafa ERKEN | RSS Kaynağı