Geçen ay çocuklarla beraber Macaristan ve Avusturya'ya gezmeye gitmiştim.Her seferinde olduğu gibi, yine aynı burukluklarla döndük.Bizler niye böyle olamıyoruz,niye elimizdekilerin kıymetini bilip değerlendiremiyoruz diye…Bizi ilk götürdükleri yer 1986 yılı yapımı Hundertwasser isimli bir bina,yani insanların oturduğu,kullandığı bir apartman.Yapım yılı birçoğumuzun oturduğu evlerden daha yeni.Bina kullanılmaya,yani oturulmaya başlandığı '86 yılında 70.000 ziyaretçisi olmuş.Mimarı da 1928 doğumlu Friedrich Stowasser isminde bir Avusturya'lı.O'da 2000 yılında ölmüş.Bahse konu EV yeni ve halen muhkimleri var.Mimarı 7 yıl önce ölmüş.Hiç bir tarafı tarih değil,tam aksine güncel ve yeni.Ama adamın hakkını teslim etmek lazım,tatlı,sevecen ve şirin bir bina yapmış.En belirgin ve tek özelliği,binada hiç keskin bir köşe yok,bizlere göre olması gereken tüm köşeler yumşatılmış,yuvarlatılmış.Zaten mimarında felsefesi bu;evrende hiçbir şey düz değildir(!)Sözün özü adamlar,evrende hiçbir şey düz değildir görüşünden hareketle yaptıkları, yeni bir binayı bütün dünyaya pazarlıyorlar.Bu adamlara BRAVO…
Viyana'yı 2 gün gezdik.Gerçekten var olan değerlerini muazzam korumuşlar,sahiplenmişler ve de harika pazarlıyorlar.Öyle ki ülkeyi yönetmiş kralların,prenslerin yaptıkları yanlışlarını,yasak aşklarını dahi yumuşatarak,masum(!) hale getirerek anlatıyorlar.Geçmişlerine doğruları ile,yanlışları ile sahip çıkmışlar.
Oradan Macaristan'a Budapeşte'ye geçtik.Yüzölçümü 93.000 km,nüfusu 10.175.713…Ülkenin tarihi esaretler altında geçmiş.Çoğunluk düz ova olduğu için önüne gelen ezip geçmiş.Osmanlı'da ülkeyi (1544-1699) 150 yıl yönetmiş.Sonrasında Avusturya Macaristan İmparatorluğunu kurmuşlar.Akabinde Almanların hakimiyeti,en sonunda da Ruslar…Taa ki 1986 yılı kadife devrimine kadar.Anlayacağınız adamların kendilerine ait, doğru dürüst özgürce yaşayabildikleri bir tarihleri,geçmişleri olmamış.Budapeşte'nin en önemli meydanı,turistlerinde akınına uğrayan,1906 yılında bronzdan yapılmış kral heykelleri ile donatılmış Özgürlük Meydanı.Geçmişi 100 yıllık,daha tarihi olamamış,yeni fakat turist kaynıyor.Anlatılanlara göre meydanın hazin bir öyküsü de var.'86 kadife devriminde Ruslar, 17.000 Macar gencini(birçoğunu tankları ile,canlı iken ezerek) öldürmüşler.Kendilerine ait pek geçmişleri yok diyoruz ama,onlar da var olanlara müthiş sahip çıkmışlar,korumuşlar.Hatta meşhur Kazıklı Voyvada'larından bile beyefendi diye bahsederek.Ya bize yanlış öğrettiler,ya da onlar milliyetçilik uğruna, çok yanlış bir adama sahip çıkıyorlar.Bir de adamlar Tuna Nehri'ni çok güzel kullanmışlar.Tabir yerinde ise,suyun damlasını dahi değerlendirmişler. Onlarda tarihlerini yanlışları ile,doğruları ile,yanlışlarını da masumlaştırarak(!) benimsemişler.Yeni nesillere ve gelen yabancılara da gururla anlatıyorlar,aktarıyorlar.Nüfus 10 milyon,yıllık turist sayısı 30 milyon…!Her iki ülke için 2'şer günlük gezi yetiyor…
Şimdi oralardan buralara, 768.000metrekarelik güzel ülkemize gelelim.Her taraf tarih fışkırıyor. Yaşadığımız şehir 5.000 yıllık,Anadolu bir çok medeniyetlerin beşiği,gez gez bitmez,bitiremezsin.Sadece İstanbul'u bir haftada zor gezersin,sadece Anadolu Medeniyetleri Müzesini bir günde,Topkapı Sarayı'nı bir günde gezemezsin.Dünya mirası,Hristiyanların kutsal mekanı Meryem Ana bizde.Selçuk harabelerini gezmek için günler gerek.Kapadokya, Yedi Uyuyanlar, Behramkale, Aspendos,Sümele Manastırı…
Edirne'den Kars'a kadar her adımda tarih… Sahiplenmek istemediğimiz, yanlışları ile birlikte sayısız kahramanlıkları , medeniyeti ve kültürü ile dopdolu,22 milyon kilometrekareye 600 sene hakim bir geçmişimiz.Hangi birine tam sahip çıkabiliyoruz?Hangi birini anlatabiliyoruz,pazarlayabiliyoruz?Tatil köylerinden çıkartmadığımız,bedavaya yakın konaklattığımız 22 milyon turiste mi?Ciddi bir geçmişi,tarihi olmayan,yüzölçümü 93.000km.olan bir ülkenin aldığı turist sayısından bile geri…
Tamam,tarihi yapılarımıza tam sahip çıkamadığımız,gereğince pazarlayamadığımız doğru.Acaba diyorum,en acı gerçeklerden biri de,bu eşsiz mirasları geçmişlerinden koparmamız,onları kuranlardan,yapanlardan soyutlamamız olabilir mi?Geçmişleri ile,yaşadığı tarih ile bütünleştirmeden pazarlamaya çalıştığımız için,acaba onları kuru birer duvar mı yapıyoruz?Yani ruhsuzlaştırıyor muyuz?Yani değersizleştiriyor muyuz?Geçmişi olmayan adam,geçmişi olmayan aile,geçmişi olmayan millet,geçmişi olmayan ülke,geçmişi olmayan bina,geçmişi olmayan tarih…ne kadar değerli olur?Bir işe eleman alırken mutlaka geçmişini istiyoruz…!