Halil TELLİ

GÜVENSİZLİK


1700'lü yıllarda Londra Ticaret Odası'nda "Türklerle alışveriş yap"diye bir yazı asılıymış.Yine aynı dönemlerde Hollanda Ticaret Odası'nda yapılan oylamalar eşit çıkarsa,Türklerle ticaret yapan tüccarın oyu çift sayılır ve hangi yönde oy kullanırsa o taraf kazanırmış.Yine bir çok millet,yönetenlerinin adaletsizlik ve zulümlerinden çok çektikleri için,Osmanlı yurdumuzu işgal etse de,adalet,güven ve huzur ihsas olsa derlermiş. Tüm dünyadaki itibarımız had safhada imiş.Bir de bu günümüze bakın, sağduyulu ve duyarlı her birimizin yürekleri sızlıyor. Ne hallerden nerelere düşmüşüz. Bırakın başkalarına güven vermeyi, kendi aramızdaki hemen her türlü ilişkileri,bağları güvensizlik üzerine tesis etmişiz."Kelin ilacı olsa kendi başına sürer" durumlarına düşmüşüz. Hayatımızın hemen her evresinde güven bunalımları, acabalar, sonu gelmeyen soru işaretleri… Allah'ın kelamı selamda bile acabaların olması.Niye verdi acaba, bu işin sonu nereye varır, bir çıkarı bir beklentisi mi var şüpheleri…
Maalesef şüphe ve güvensizliğimiz,toplumumuzun nerede ise bütün katmanlarında var. En kutsal müesseselerimizden aile de bile. Eşler arasında, ebeveynler ile çocuklar arasında dahi güvensizliği tesis etmişiz. Mesaiden geç gelen eşe güvenilmez, iş yemeğine giden eşe başka manalar yüklenilir.  Çocukların eğitim tercihleri, yaşam tercihleri onlara bırakılamayacak kadar önemli! Çünkü onlar bilemezler, hayat tecrübeleri çok yetersizdir, sağlıklı düşünemezler,  geleceklerini sadece biz ebeveynler dizayn edebiliriz;acı ama gerçek onlara güvenilmez. İş yaşamında ticaret erbapları en büyük gardlarını, aynı kulvarda yarıştığı rakiplerine göre alırlar. Bir çoğunda en önemli hedef rakipleri yok etme, piyasadan silme! Varlıklarını sürdürmeyi rakiplerini yok etmeye borçlular sanki.Öğretmen öğrencisine, öğrencide öğretmenine güvenmez.Biri diğerinin çalışmadığına,diğeride hak ettiği notlarının verilmediğine inanır.İşçi haklarını savunmakla mükellef sendikasına güvenmez. Patron çalışanına, çalışan patronuna güvenmez.Taraflar hep birbirinin haklarının yendiğine inanırlar. Kimse hak ettiğini alamaz ve güvenemez! Aynen siyasetimimizde  de olduğu gibi. Olmazsa olmazımız kendimize ciddi rakip gördüğümüz partileri yok etmek,ezmek. Ülkenin istikbali ciddi(!) rakipleri yok etmeye endekslidir. Çünkü onlara güvenilmez,ülkeyi satarlar,peşkeş çekerler. Bu kısır döngü resmi kurumlarımızda bile var. Birbirlerine güvenmedikleri için toplum için en zoru, kendileri için en kolayı olan iş görmemeyi seçerler.İşi yapmak,iş görmek en son seçeneklerden biridir maalesef. Kurumlar arasında diyalog ve koordinasyondan ziyade, etraflarına koruma duvarları örerek özerk cumhuriyetler olmayı yeğlerler. Kime karşı? Kendi teba'sından olanlara karşı,aynı kulvarda hizmet için yarıştığı kurumlara karşı, varlıklarını muhtaç olduğu halka karşı…
Böylesi kendimden başkası herkes rakibim,düşmanım mantığı (matıksızlığı) bizleri nereye vardırır? Bu paranoya, güven bunalımı, şüpheci yaklaşım daha bizi ne kadar batırır? Yada eforunu güven yokluğundan dolayı boş yere heba eden, üretmeyen, tüketen, kendi içinde bir kör döğüş sarmalına  takılan, en önemlisi de zamanını boşa harcayan, sürekli kendi kalesine gol atmaya çalışan ve maalesef atan bir toplum ne kadar kalkınır? Devletin zirvesini (hükümet-asker) bir birine düşürmek,güven bunalımına zirve yaptırmak kime ne kazandırır?
Herkes işini yapsa,kendi kulvarında en iyi ya da daha iyi olmaya çalışsa, başkalarını değil kendini anlatsa,kendini kanıtlasa, takdirini de muhataplarına bıraksa…
Her şeyinde doğrusunu biliyoruz, eğitimi, siyaseti, ekonomiyi, aileyi, sosyal yaşamı, aşı, işi, aşkı,ama her şeyi…Teoride mangalda kül bırakmıyoruz. Sadece söylüyoruz, okuyoruz, yazıyoruz,ama en acısı
yaşamıyoruz. Bırakalım başkalarının söylediğini yapmayı, bizim başkalarına söylediklerimizi yapsak, yaşasak,yaşamaya çalışsak, eminim birçok sorun kendiliğinden çözülecektir. Ama içine ruh katarak, duygu katarak, sanat katarak,insanca yaşamanın ağırlığını hissederek. Mevlana'nın dediği gibi, ya göründüğümüz gibi olabilsek, ya da olduğumuz gibi görünebilsek…